Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Klasik Koşullanma… Hiç bir şeye bağlı olarak davranış sergilediğinizi düşündünüz mü? Ya da önceden hislerinizle bağ kurduğunuz bir olayda geçmişteki davranışınızı tekrarladığınız oldu mu? Korktunuz mesela, neden korktuğunuzu düşündünüz mü? Belki gerek duymadınız ama hayatınızda bir şeyleri değiştirdiğinizi ve değiştireceğinizi söylesem bilmek isterdiniz.

Refleks, dıştan gelen bir uyarı sonucunda refleks yayı aracılığıyla doğan ve devinim, iç salgı gibi iç tepkilere yol açan istem dışı sinir etkinliğidir. Refleksleri iki grupta inceleyebiliriz: Doğal refleksler ve sonradan (şartlı) refleksler.

Bugün koşullu reflekslerin insan yaşamına ve psikolojisine etkisini inceleyeceğiz. Günlük hayatta her zaman içten içe yaşadığımız bu olayı kavramsal olarak bilmiyor olabiliriz. Bisikletle ilerlerken düşmemek adına diğer ayağımızı hızlıca pedala koyup harekete başlarız ama düşmemek için. Korktuğumuz bir canlıyı ya da nesneyi gördüğümüzde aynı anda uzaklaşırız hemen. Evde sevdiğimiz bir yemek kokusu yükseldiğinde, özellikle karnımız da açsa, mutfağa gideriz direk. Bunları yaparken kaç kere düşünüyoruz peki? Ben vereyim cevabı, düşünmüyoruz. Beynimize önceden şartlanmış reflekslerden birkaçı bu anlattıklarım.

Klasik Koşullanma Örnekleri (Deneyleri)

Bu konu hakkında deneyler elbette yapıldı. Ancak belirtmeliyim ki insan beyni çok karmaşık bir yapı. Deneylerin çoğunda çözülemeyen noktalar mevcut. Bu elbet insanların hislerinin özgün olması, karakter çeşitliliğine bağlı. Çok bilinen Pavlov’un Deneyi ile başlayacağım anlatmaya.

Pavlov’un Köpeği

Deneyi gerçekleştiren Ivan Pavlov, fizyoloji ve psikoloji üzerine çalışan bir bilim adamıdır. Çalışmalarını deneysel psikoloji üzerine yapmış olup fizyoloji ve tıp alanında Nobel ödülü de kazanmıştır. Deney amaçlı köpeklerin midesindeki tükürük ve mide salgılarının nasıl meydana geldiğini, hangi durumlara bağlı olduğunu çözmeye çalışıyordu. Daha sonra köpekler üzerinde fark ettiği bir durum onun bu alanda merakını arttırdı. Köpek yiyecek verilmeden de salya çıkarıyordu. İşte Klasik Koşullanma adını verdiğimiz olayın başlangıcı da bu merak oldu.

Klasik Koşullanma
Klasik Koşullanma

Klasik Koşullanmayı Nasıl Sağladı?

Öncelikle zili çalarak köpeğe et parçası vermemeyi denedi. Köpek et parçası verilmediğinden salya akıtmadı. Bunu not alan Pavlov, zili çaldıktan sonra köpeğe et parçası vermeye başladı. Köpek de et parçasından dolayı salya akıtmaya başladı. Burdan yola çıkarak deney sürecinde artık her et parçası verilen anda zil çalıyordu. Bu şekilde tekrarlanan olayda köpek şartlandırılmış oldu. Artık et parçası verilmese dahi zil çaldığı anda köpek salya akıtmaya başlıyordu. Deneyin başında sadece et parçası verildiğinde salya akıtan köpeğin salya akıtması için artık zili duyması yeterliydi.

Bu Koşullanmadan Yararlanma

2.Dünya Savaşı sırasında Almanların tankları karşısında zor durumda kalan Sovyetler, dönemin Klasik Şartlanma konusunda uzmanı olan Pavlov’dan yardım isterler. Pavlov öncelikle köpeklerden oluşan orduyu bir yere kapatır. Günlerce aç bırakılan köpekler arada dışarıya salınır ancak yiyecek hiçbir şey bulamazlar. Daha sonra köpekleri salmadan önce tanklar hazırlanır, bu kez tankların altında et parçaları vardır. Günlerdir aç kalan köpekler et parçalarını görünce tanklara koşmaya başlarlar.

Bu şartlı koşullanma oluştuktan sonra, savaşta bu köpekleri Alman tanklarının üstlerine salarlar. Bu sefer köpeklerin üstlerine bombalar bağlıdır. Böylelikle Ruslar çok çaba sarf etmeden Alman tanklarına karşı gelmiştir.

Aslında Koşullanan Kimdi?

Böyle anlatılınca şartlananın köpek olduğu daha mantıklı geliyor. Ancak bunun tam tersi de mümkün. Belki de köpeğin Pavlov’u şartlaması ve ardından buna göre davranması da olabilir olayın aslı. Anlatırken başta söylemiştim, tam olarak bilinemeyen noktalar var, her ne kadar çözülmüş gibi görünse de.

küçük albert deneyi
Koşullu Şartlandırmanın En Kötülerinden : Küçük Albert Deneyi

Koşullu Şartlandırmanın En Kötülerinden: Küçük Albert Deneyi

Amerikalı Psikolog James B. Watson, Pavlov’un yaptığı deneyi geliştirmek için kendisi de bir deney uyguladı. Bu kez durum farklıydı, deneyi yapan da deney yapılan da insandı. Watson; insanların verdiği duygusal tepkilerin, insanlar tarafından şartlandırılmış olabileceğini öne sürdü. Bunu incelemek için 9 aylık bir bebek olan Albert B.’ yi bir deney sürecinde inceledi.

James, öncelikle bebeğe insanların genel olarak korktuğu şeyleri gösterdi: Yılan, fare, ateş, korkunç resimler vs. Bebek ise bunlara herhangi bir tepki göstermedi. Bunu gören James, bebeğe fare gösterirken aynı zamanda yüksek şiddette bir ses çıkardı. Bebek ise yüksek sesten korktuğundan dolayı ağlamaya başladı. Bu deneyi James birkaç hafta boyunca tekrarladı. Bebek artık fareyi görür görmez sese gerek kalmadan ağlıyordu.

Edimsel Koşullanma Nedir?

Günlük hayatta yaşadığımız çoğu deneyimin elbet iyi ya da kötü bir sonucu vardır. Bizler bu deneyimlerin sonuçları üzerinden hayatımıza yön veririz. İşte edimsel koşullanma da yaşanılan tecrübelerin sonuçlarından yola çıkarak o davranışı sürdürme veya sürdürmeme eğilimidir. Kısaca ödülü almayı veya cezadan kaçmayı önleyen davranışı öğrenme eğilimidir.

Edimsel koşullanma denildiğinde akla gelen Skinner‘dır. Kendisi bu koşullanma ile ilgili önemli bir deney yaparak edimsel koşullanmanın hem davranışsal süreci hem de psikolojik etkileri hakkında önemli detaylar sunmuştur.

Edimsel Koşullanma Deneyi

Edimsel koşullanma deyince akla gelen ilk deney ile başlayacağım anlatmaya. Anlatmaya başlamadan önce bu deneylerin en önemli unsuru “pekiştireç”tir. Pekiştireç; bir davranışın tekrarını, sıklığını arttırmak amacıyla canlı için uyarıcıdır.

Skinner’ın Kutusu-Fare Deneyi

Çevreden yalıtılmış, içi ses ve ışık geçirmez bir kutu kullanan Skinner, bu deney için fareleri incelemiştir. Öncelikle fareleri belirli periyotlarla aç bırakıp deney performansının artmasını istemiş ardından fareyi kutuya koyarak teması kesmiştir.

Bundan sonra farelere bir düğme yardımıyla belirli aralıklarla yemek vermiş ve bunu yaparken de bir ses ile yemeğin farenin zihninde birleşmesi sağlanmıştır. Bundan dolayı hayvan artık düğmeye basma, ses ve yemek ile bir ilişki kurmaya başlar. Bundan sonra fare tek başına bırakılır ve beslemenin başlaması için farenin manivelaya basması gerekir. İlk başlarda fare manivelanın çevresinde dolaşır ve yanlışlıkla bastığında yiyecek mekanizmasını çalıştırır. İstenmeden gelişen bu olayın ilerleyen sürecinde fare artık manivelaya basmayı öğrenir. Karnı acıktığı zaman manivelaya basar ve mekanizmayı çalıştırır. İşte bu durum edimsel koşullanmadır. Fare yemek mekanizmasını çalıştırmak için zaman içinde manivelaya basması gerektiğini fark etmiş ve bunu öğrenmiştir.

Deneyin ilerleyen sürecinde ise bir “ayırt etme” durumunun algılanması için farklı bir deney uygulanır. Kabın içine ışık verilir ve fare yemek mekanizmasını çalıştırmak için manivelaya bastığında yemek verilir. Işık söndüğünde fare manivelaya yöneldiği zaman yemek verilmez. Zaman için tekrarlanan bu olayda fare artık sadece ışık olduğu zaman yemek verileceğini bildiğinden ışık yokken manivelaya doğru yönelmez. İşte öğrenilmiş bir tecrübenin gelecek davranışlara yansıması olarak görebiliriz bu durumu.

Klasik Koşullanma Ve Edimsel Koşullanma Arasındaki Farklar

Psikoloji biliminde, koşullanmaların ikiye ayrıldığını ifade etmiştik. Şimdi aralarında ne gibi farklar var, bunları inceleyeceğiz.

  • Klasik koşullanmada denek pasiftir, Pavlov’un köpeğinin çaba sarf etmeden et parçalarına ulaşması gibi. Edimsel koşullanmada ise denek aktiftir. Denekten çaba sarf etmesi, ödüle ulaşması için zihnini kullanması gerekir. Tıpkı farenin yemek istiyorsa manivelaya basmak zorunda olduğu gibi.
  • Klasik koşullanma refleks davranışlara yönelik iken edimsel koşullanma bilinçli davranışlar sonucu ortaya çıkar.
  • Klasik koşullanmada uyaran önce gelir ve ardından canlı tepki gösterir. Edimsel koşullanmada ise önce tepki verilir. Daha sonra bu tepkiden doğan olumlu ya da olumsuz tecrübeye göre uyarıcı oluşur.

Günlük Hayatta Koşullanmalar

  • Fobiler genel olarak klasik koşullanma durumunda oluşur. Aynı şekilde; iğne, kesici alet, alev alan bir nesne gördüğümüzde verdiğimiz tepki de klasik koşullanmadır.
  • Gökyüzünün kararmasının insanı hüzünlendirmesi, açık olunca mutluluk vermesi de klasik koşullanma örneği olarak değerlendirilebilir.
  • Bir insanın bir kere asansördeyken arıza yaşaması durumunda bir daha asansöre binmeme davranışı edimsel koşullanmadır. Kişi bindiğinde olumsuz bir sonuç görüp zihninde kendini bunu tekrarlamamaya itmiştir.
  • Bir köpek saldırısına uğrayan birinin köpek görünce kaçması, yolunu değiştirmesi, köpek olabilecek yerlere girmemesi de yaşadığı olumsuz tecrübeden etkilendiği için edimsel koşullanmadır.

Koşullanmalar Üzerine Birkaç Cümle

Aslında hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz. Bizi farklı kılan, biz yapan birkaç özelliklerimizle sıyrılmaya çalışıyoruz aralarından. Bazen abartıyoruz hayatı, bazen gereksiz yere boş veriyoruz. Davranışlarımızı çoğu zaman bizi, karşımızdakini nasıl etkilediğini düşünmeden sergiliyoruz. İnsanız işte, şartlandırmayı becerdiğimiz gibi şartlanmamayı da beceriyoruz bazen. Çoğu kez yaşadığımız olayları alışkanlık haline getirmeyi de, evet biz seçiyoruz.

Bu yazımda size koşullanmaları anlatmaya çalıştım, başka yazılarda görüşmek üzere. Güzel kalın, hoşça kalın!

İlginizi çekebilir: Zeigarnik Etkisi Nedir?

Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: 3 Örnekle Klasik Koşullanma Nedir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.