Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Bilim ilk olarak insanın gözlemleri , ilgi , korku, merak, iç güdüleri ,fıtratından gelen inanç ve akıl gibi olgularından ortaya çıkan bir kavramdır. Bilim insan oğlunun doğayla mücadelesi, doğaya egemen olma çabası , daha rahat bir yaşam sürme isteği gibi nedenlerle sürekli gelişen asla durağan olmayan dinamik bir kavramdır. Bilim Tarihi ise bu kavramı geçmişten günümüze ele alır.

Bilim Nedir?

İnsanlar doğada diğer canlılara karşı üstünlük kurmak isterler. Akıl ile doğru yanlış; iyi ve kötü arasında seçim yapabilen insan diğer canlılara karşı daima bir üstünlük kurma çabası içinde olmuştur. Bu da beraberinde teknik ve bilimin doğuşunu getirmişti.

Bilim en basit tabiriyle ” var olanı keşfetmek ya da varlığını ispatlamaktır “.

Bilim, doğada meydana gelen olayların nedenlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini saptar, onları genelleştirir, kuramsallaştırır ve bu kuramsal bilgi yardımı ile sonradan meydana gelecek olayların nasıl ve ne zaman meydana geleceğini tahmin eder.

Bilim, kainatın varlığından itibaren var olan hatta kainatın var oluş sebebine binaen var olan bir gerçektir. Henüz tam olarak ispatlanamamakla birlikte big bang denen büyük patlama teorisi evrenin yaratılışına sebep olarak gösterilir.

Doğada olan bazı olaylar insanı doğa korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolu, onu oluşturanı bilmek ve ona hakim olmaktır. Peki, insanoğlunun doğaya karşı amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Yoksa bilimi oluşturan güdü, İnsanoğlunun gereksinimleri midir?

Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan etkenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.

Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Yalnızca fiziksel olgular değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına kullanmak için varoluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır. Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.

Bilim Tarihine Giriş

Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, bilimin bilim tarihi içerisinde incelenen dört önemli niteliği oluşmuştur: Çeşitlilik, Süreklilik, Yenilik ve Ayıklanma. Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, Irk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz.

Süreklilik bilimin bir diğer özelliğidir. Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Krallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.

Değişim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkânlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak ispatlanan yeni bilgiler eklenir.

Bilim tarihi, kısaca bilimin doğuş ve gelişme öyküsüdür. Amacı nesnel bilginin ortaya çıkma, yayılma ve kullanılma koşullarını incelemektir. Bilim, çoğu kez sanıldığı gibi ilk defa ne Rönesans’tan sonra, ne de Batı dünyasında ortaya çıkmıştır. Bilim; insanlığın ürünüdür. Kökleri ilkel toplumların yaşamına kadar uzanır.

Bilimin bugünkü seviyeye gelmesi, insanoğlunun yazıyı bulduğu tarihten bugüne yaklaşık 5000 yıllık bir maziye sahiptir. Bilim Tarihi bu maziyi kronolojik sırayla inceler.

Eski Uygarlıklar Ve Bilime Katkıları

Tarih öncesi çağlarda, teknik ve bilgi nesilden nesle sözlü bir gelenekle geçmiştir. Örneğin, mısırın tarım için Meksika‘nın güneyinde evcilleştirilmesi, yaklaşık 9000 yıl önceye, yazım sistemlerinin geliştirilmesinden daha eski bir tarihe dayanmaktadır. Benzer şekilde, arkeolojik kanıtlar, yazının icadından önceki toplumlarda astronomik bilginin geliştiğini gösterir. Yazının gelişimi, bilginin muhafaza edilmesine ve çok daha doğru bir şekilde nesilden nesle iletilmesine olanak tanımıştır.

Birçok eski uygarlık sistematik olarak astronomik gözlemler yapıp bilgi toplamıştır. Gezegenler ve yıldızların maddi doğası üzerine kafa yormak yerine, çoğunlukla toplum üzerindeki etkilerinden çıkarım yaparak gök cisimlerinin nispi konumlarını şema haline getirmişlerdir. Bu, antik araştırmacıların, her şeyin birbirine bağlı olduğunu varsayarak, genel olarak bütüncül bir sezgi kullandıklarını, buna karşılık modern bilimin böyle kavramsal sıçramaları reddettiğini göstermektedir

Bu dönemde insan fizyolojisi ile ilgili temel bilgiler bazı bölgelerde biliniyordu ve birkaç medeniyette simya ile ilgili uygulamalar yapılmaktaydı. Makroskobik flora ve faunayla ilgili kayda değer gözlemler yapılmıştır.

Eski Mısır ve Mezopotamya bilim ampirik düzeydeydi, Daha çok, ne? sorusuna cevap aranıyordu, Modern bilimde ise niçin sorusu gündeme gelmiş ve kuramsal düzeye ulaşmıştır.

Mısır ve Mezopotamya Uygarlıklarına rastlayan ampirik bilgi toplama dönemi Eski Yunanlıların evreni açıklamaya yönelik akılcı yaklaşımların kurulduğu dönem Ortaçağların Yunan felsefesi ile dinsel dogmalar arasında bocaladığı, İslam dünyasındaki bilimsel çalışmaların parlak başarılar kazandığı dönem Rönesans sonrası gelişmelerin yer aldığı modern bilim dönemidir.

Tunç metalürjisi, çarkta yapılmış çömlek kaplar, tekerlekli araçlar, gemiler (günümüzle karşılaştıracak olursak ufak birer tekne), heykeltıraşlık, anıtsal yapılar . Fakat bu buluşlar arasında en önemlisi ve insanlık ve bilim tarihinin en büyük devrimlerinden biri sayılan karasabanı icat etmeleridir.
Şimdi bilim tarihi içerisinde incelenen , bilimin gelişmesine katkı sağlayan bazı uygarlıklardan bahsedeceğim.

Lidyalılar
Lidyalılar

Lidyalılar

Lidyalılar parayı ilk kez kullanan uygarlık olarak bilim tarihine geçmişledir.
Lidyalılar Efes’ten başlayıp, Mezopotamya’daki Ninovaya kadar uzanan kral yolunun açılmasında etkili oldular.

Sümerler
Sümerler

Sümerler

Sümerler bilim tarihinde çok önemli bir yere sahip olan uygarlıkların başında gelir. Bilimin gelişmesine önemli katkı sağlayan bu uygarlık bilim tarihi kitaplarının büyük bir yerinde kendine yer bulur.

Hatta sümerleri incelemek için sümerolog adında bir bilim bile ortaya çıkmıştır.
Günümüz Uygarlığının temeli olan yazıyı (Çivi yazısı) ilk kez Sümerler bulmuştur.

Tarihte İlk yazılı hukuk kuralları Sümerler tarafından oluşturulmuştur. Bu özellikleri ile Sümerlere dünyadaki ilk Hukuk devleti diyebiliriz.
Sümerler Matematik ve Geometrinin temellerini atmışlardır. (Dört işlemi bulmuşlar, dairenin alanını hesaplamışlar, çarpma ve bölme cetvelleri hazırlamışlardır.) Çarpım Tablosu, Alan ve Hacim Hesaplarını yapmışlar ve p sayısı (3,125) olarak hesaplamışlardır.

Tapınak Okulları ,Tam sayı sistemini kesirlere uygulama , Karekök, küpkök alma İkinci ve üçüncü derece denklemlerinin çözümü Yarım daireye çizilen üçgenlerin dik açılı olması Dik açılı üçgen (Pythagoras) bağıntısı Genel Cebirsel kurallardan bazıları Dairenin 360’a bölünmesi 1 saatin 60 dak. 1 dakikanın 60 sn’ye bölünmesi Yılın uzunluğunun 4,5 dak. gibi hatayla hesaplanması, 18 yılda bir meydana gelen ay tutulmalarını tahmin etme. Sümer rahipleri, daha çok bitkilerden yararlanarak çeşitli ilaçlar yaptıkları bilim tarihi araştırmalarında görülmüştür.

Bilim Tarihi araştırmalarına göre örf, adet, geleneklerine ve dil yapılarına, kullandıkları aletlere bakılarak Sümerlerin Mezopotamya’ya Orta Asya’dan geldikleri Türk olabilecekleri tahmin edilmektedir.
Sümerliler yukarıda belirttiğimiz gibi kanal, baraj ve büyük tapınaklar inşa etmişlerdir. Biliyoruz ki bu gibi büyük yapıları inşa etmek kesin hesaplama ve ölçümleri gerektirmektedir.

Sümerler, takvimi günümüzdeki gibi sadece günleri öğrenmek için değil daha çok tarımsal alanda kullanmışlardır. Böylece Dicle ve Fırat nehirlerindeki taşmaları, hasat ve ekim zamanlarını daha iyi bir şekilde takip etmişlerdir.
Sümer zigguratları, birer din merkezi olmalarının dışında aynı zamanda kendi dönemlerinin bütün bilimlerine ev sahipliği yapmışlardır. Başta astronomi olmak üzere matematik, geometri, tıp, eczacılık, edebiyat ve daha bir çok alanda faaliyet göstermişlerdir. Buradan Sümer din adamlarının din dışındaki daha birçok bilim dalında uzmanlaştıkları sonucunu çıkarmamış olmamız olanaksızdır.

Asurlular

Yukarı Mezopotamya’da(Güneydoğu Anadolu) kurulmuşlar, Toroslar ve Kapadokya’ya kadar yayılmışlardır. Anadolu’da ticaret kolonileri kurdular. Kültepe’de
Çivi yazısını Anadolu’ya öğreterek, Anadolu’da tarih devirlerini başlattılar.
Tüm çivi yazılı eserleri başkentleri Ninova’da toplayarak, ilk kütüphanecilik ve arşivcilik
faaliyetini başlattılar. Bu sayede bilim tarihinde önemli bir ilk adım ile anıldılar.

Mısır

Mısır

Eski Mısır, astronomi, matematik ve tıp alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Mısır’da geometrinin gelişmesinin temel sebebi, tarım arazilerinin düzenini ve mülkiyetini, her yıl Nil nehrinde gerçekleşen taşkınlardan korumak için yapılan araştırmalardır. 3-4-5 dik üçgen ve diğer geometri kuralları doğrusal yapılarla birlikte Mısır mimarisindeki sütunların yapımında kullanılmıştır. Mısır mimarisi biliminin kanıtı olan mısır piramitlerinin o günün şartlarıyla nasıl yapıldığı günümüzde bile hala sırrını koruyan bir muammadır.

Mısırlılar hekimlikte çok ileri bilgi ve beceriye sahipti.Bu bilgi ve becerinin inançları olan mumyalamadan geldiği ileri sürülür. Cesetler mumyalanmadan önce iç organları çıkarılır bu sayede mısırlar insan anotomisi hakkında daha çok bilgi sahibi olmuşlardır.

Günümüze ulaşmış olan ilk tıbbi belgelerden biri olan Edwin Smith Papürüsü muhtemelen beyni tarif eden analiz etmeye çalışan en eski belgedir, bu modern nörobilimin başlangıcı olarak görülebilir. Mısır tıbbı bazı etkili uygulamalara sahip olmasına rağmen genellikle etkisiz ve bazen de zararlıydı. Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaç biliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar. Buna rağmen, hastalığın tedavisinde inceleme, tanı, tedavi ve öngörü bileşenlerini kullanmışlardır. Lloyd’a göre bunlar temel deneysel bilim yöntemiyle paralellik sergiler ve bu metodolojinin geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Mısır ayrıca Akdeniz‘in çoğu için bir simya araştırma merkezi olmuştur.

Mısır bilime bu katkılarından dolayı bilim tarihi alanında önemle anılan bir diğer önemli uygarlıktır.

Bilimin tarihi ilerlemesini bir kronolojiyle ifade edecek olursak;

DönemBilimsel ilerlemeEnerji Kaynağı
MÖ. 5000’e kadar……Tarım, hayvancılık, makara, palanga, tekerlek Dokuma, çömlekçilik, bitkisel ve hayvansal ilaçlarİnsan,hayvan
MÖ. 5000-1000Astronomi,yazı ,matematik ,geometri ,takvim (Babil,mısır,çin,Hindistan)İnsan ,hayvan
MÖ.1000-MS.400Mimarlık ,fizik ,mühendislik (Yunan uygarlığı ,Roma)İnsan,hayvan,rüzgar
MS.400-1450Tıp,kimya (islam dünyası)İnsan,hayvan,rüzgar
MS.1450-1700Matbaanın ve barometrenin icadı, Amerika’nın keşfi,Newton mekaniği.(Batı Avrupa)İnsan,hayvan,rüzgar
MS.1700-1850Telgraf, lokomotif ,fotoğraf, dikiş makinesi (Batı Avrupa)İnsan,hayvan,rüzgar,kömür, buhar
MS.1850-1950Dinamit,daktilo,telefon,ampul,uçak,sinema makinesi,radar,televizyon, faks, fotokopi,atom bombası, buz dolabı,otomobil, radyo (ABD)Hidroelektrik,petrol
MS.1950-2000Bilgisayar, uydu, lazer,CD, Windows işletim sistemi, mobil telefon,ATM, www (Japonya)Doğalgaz,nükleer,güneş enerjisi
Bilim tarihini Türkiye’ de akademik düzleme taşıyan kişi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’dır. 10 TL nin arkasındaki adam evet!

İlginizi Çekebilir: Bilim Merkezi: İskenderiye Kütüphanesi

Nergis Kapik makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Bilim Tarihi ve Kronolojisi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.