Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Psikoloji, günümüzde ve geçmişte insanların çeşitli sebeplerden kaynaklanan sorunlarını çözmede ve onlara destek sağlamada çok değerli bir bilim dalı olmuştur. Kişinin hayat kalitesini artırmak ile doğru orantılı olarak ilerleyen ruh sağlığı, göz ardı edilmemesi gereken önemli bir konudur. Psikolojik testler aracılığıyla kişilerin hastalıkları tespit edilip kişi için en doğru tedavi uygulanmaya çalışılır. Psikoloji biliminin incelediği ve tedavi etmeye çalıştığı hastalıklardan biri de bipolar bozukluktur.

Bipolar bozukluk, “maniden depresyona kadar uzanan ruh halindeki aşırı değişiklikler” olarak tanımlanır. Tahmin edilebileceği gibi kişiye zorlu zamanlar yaşatan bir hastalıktır. Hayatımızda günlük olarak yaşadığımız duygusal iniş çıkışlar, bipolar bozukluğu olan kişilerde daha aşırı şekillerde ortaya çıkar. Maalesef ki bu keskin iniş çıkışlar kişilere ve onların çevresindeki insanlara zor zamanlar yaşatır. Bu ruh hali oynamaları arasında, bipolar bozukluğu olan kişinin normal ruh halinde olduğu dönemler olabilir. “Manik” terimi aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, umursamaz, güçlü, öforik bir dönemi tanımlar.

Bipolar bozukluk, önceleri manik depresif bozukluk veya manik depresyon adıyla bilinirdi. Bipolar bozukluğu bulunan kişiler iş hayatında, okulda ve sosyal ortamlarda, aile içinde ve ilişkilerinde zorlu dönemlerden geçip birçok sorun yaşayabiliyor. Tedavi edilmediği takdirde kişiyi intihara kadar sürükleyebilen bu psikolojik rahatsızlık dikkat edilmesi gereken hastalıklardan biridir.

Bipolar Belirtileri Nelerdir?

Bipolar bozukluk belirtileri birden fazla olabilir. Hastalığın birbirine zıt iki evresi vardır;

1- Mani ve Hipomani

2- Bipolar Depresyon.

Her iki dönemde görülen belirtiler birbirinin zıttı olmakla birlikte mani dönem, kişi tarafından net bir şekilde hastalık olarak algılanmayan fakat tedavi edilmediği taktirde ciddi depresyona neden olan bir süreçtir. Mani ve Hipomani döneminde veya bipolar depresyon döneminde görülen belirtilerden sadece birine sahip olunması kişiye bipolar bozukluk tanısı konulması için yetersiz olacaktır; fakat birden fazla belirtiyi barındıran kişilerin bir uzmandan yardım almaları gerekebilir. Bu belirtiler kişiyi, kişinin hayatını ve çevresindekileri psikolojik anlamda oldukça zorlayan etkilere sahiptir. Mani ve Hipomani döneminde görülen belirtilerden bazıları şu şekildedir;

  • Uyku Problemleri (uyku ihtiyacında azalma)
  • Oldukça yükselmiş (öforik yani kişinin kendini olduğundan daha iyi ve daha güçlü hissetmesi) duygudurum
  • Fazlasıyla artmış enerji, etkinlikler ve yerinde duramayacak halde olmak
  • Konsantrasyonda ciddi oranda azalma, dikkatini verememe
  • Cinsel istek artışı
  • Aşırı ve düşünmeden gerçekleştirilen harcamalar
  • Kişinin kendi kabiliyeti konusunda gerçek olmayan inanışlara sahip olması yani kendini gerçeklikten uzak bir şekilde olduğundan çok daha iyi ve yeterli görme
  • Yargılama kapasitesinde azalma
  • Düşünme ve konuşma içeriğinde artış
  • Tahrik edici, hoş karşılanmayan, uygun olmayan davranışlarda ciddi artış
  • Alkol ve madde kullanımında artış

Bipolar belirtilerinin üç veya daha fazlasının her gün görülmesi ve bir hafta veya bir haftadan daha uzun sürmesi gerekmektedir. Bipolar bozuklukta önce mani dönem daha sonra depresyon dönemi belirtileri ortaya çıkar. Mani dönemi ani başlar ve tedavi edilmezse haftalarca sürebilir. Kişi genelde mani dönemi yaşarken hasta olduğunu fark etmez ya da tedaviyi reddetme eğilimindedir. Bu dönemde günlerce süren uykusuzluk, aşırı hareketlilik, durdurulamayan konuşma, sinirlilik, agresif davranış, çok fazla ve gereksiz alışveriş yapma en sık görülen belirtilerdir. Manik dönemlerde bazı hastalar yaratıcılıklarının arttığını, işlerinin harika gittiğini belirterek tedaviyi reddedebilirler.

Ancak hastalık ilerledikçe sonuçlar çok dramatik olabilir ve felaketle sonuçlanabilir. Kişi umursamaz davranışlarda bulunabilir, aşırı para harcayabilir. Bipolar bozuklukta; dürtüsel şekilde alınan riskli kararlar, davranışlar (uygunsuz iş anlaşmaları, alım/satım vb.) ve kişiliğe uygun olmayan şekilde rastgele cinsel ilişkiye girilmesi hastalığın kendisi ve hasta olan kişinin ailesi için sağlık riskleri ve birtakım finansal sıkıntılar oluşturabilir.

Manik atağın başlangıcında ya da bağımsız bir atak olarak da görülebilen bir diğer durum da hipomanidir. Hipomani fazı, üretkenliğin arttığı ancak manik belirtilerin daha hafif olduğu bir dönemdir. Hipomani fazında belirtiler genellikle kişinin okul, iş ve sosyal çevresiyle bağlarını etkileyecek derecede görülmez. Fakat bu da fark edilip tedavi edilmediği takdirde daha olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir dönemdir. Yaşanılan psikolojik rahatsızlığın küçük veya büyük olması fark etmeksizin bir psikolog tarafından yardım alınmasının sanıldığından daha fazla önemi vardır. Bipolar depresyon belirtileri ise mani veya hipomani döneminin tam tersi belirtilere sahiptir. Bu belirtilerden bazıları ise şu şekilde sıralanır;

  • Mani dönem aksine çok halsiz ve bitkin hissetmek
  • Ciddi oranlarda gerçekleşen unutkanlık hali
  • Ümitsizlik hissi, hayata dair biten umut
  • Hiçbir şeyden zevk alamama, yaşam sevincini kaybetme
  • İştah problemleri
  • Yorgunluk
  • Aileden ve yakın çevreden uzaklaşmak, yabancılaşma hissi
  • Uyku esnasında sık sık uyanmak, uyku kalitesindeki ciddi düşüş
  • İçe kapanıklık
  • Önceleri keyif alınarak yapılan faaliyetlere karşı ilgisiz olmak
  • Kendini değersiz hissetmek
  • İntihara meyilli olma durumu, intihar girişiminde bulunmak

Bipolar bozukluğun diğer döneminde ise bir önceki döneme tamamen zıt olan bir ruh hali görülür. ‘Depresyon’ olarak tanımlanan bu dönemde üzüntü, ağlama, değersizlik/suçluluk hissi, enerji kaybı, haz kaybı, uyku problemleri ortaya çıkabilir. Bu dönemlerde bipolar bozukluk depresif olarak aynı derecede tehlike taşıyabilir ve kişi intihar girişiminde bulunabilir.  

Bu rahatsızlığa sahip olmak kimsenin suçu ya da hatası değildir. 

Bipolar Bozukluk Tedavisi

Bipolar bozukluğu tanısı herkeste farklı alt tip, şiddet, yoğunluk ve sıklık gösterir. Bu tanıların belirlenmesi ve kişiye en uygun tedavinin uygulanabilmesi için bir doktora başvurulmalıdır. Hastalığın tedavisine başlamadan önce bipolar bozukluk testi yapılıp psikiyatrik tanı konulduktan sonra uygun tedavi biçimi doktor tarafından belirlenir. Bipolar tedavisinde, akut alevlenme dönemlerinin tedavisi ve koruma tedavisi olmak üzere iki aşamalı tedavi şekli söz konusudur. Bipolar bozuklukta atak tedavisi, modern tıp sayesinde çok başarılı bir şekilde uygulanır. Bu tedavi genel olarak, hastanın zaman zaman geçirdiği manik veya depresif atakların tedavisi şeklinde tanımlanabilir.

Bipolar bozukluğun tedavisinde asıl önemli nokta koruyucu tedavidir. Çünkü ataklar geçicidir, ama tekrarlama riski her zaman vardır. Atakların başlangıç belirtilerinin tanınması ve zaman kaybetmeden psikiyatri kontrolüne gidilmesi koruyucu tedavide esastır. Atakların tekrarlama riskine karşı planlanan koruyucu tedaviyle de atak sıklığının azalması ve hastada tekrar mani veya depresyon cereyan etmesi durumunda bunun hafif olması ve kısa sürmesi sağlanmaktadır. Uzun dönemde koruyucu tedavinin sürdürülmesi gerekmektedir. Bipolar bozukluk tedavisinin; hekim tarafından kararlaştırılan ve hastanın duygu durumunu dengeleyecek çeşitli ilaçlarla (bipolar bozukluk ilaçları) ve bununla birlikte kişinin süreci daha iyi geçirmesini sağlayacak psikoterapi ve psikososyal terapilerle uygulanması bipolar hastalığının kontrolü açısından büyük önem taşımaktadır.

Pediatrik bipolar bozukluk tedavisinde;

  • Duygudurum dengeleyicileri, 
  • Antikonvülzanlar ve 2.kuşak antipsikotikler sıklıkla tercih edilen ajanlardır.

Farmakoterapi

Bipolar bozukluğun manik, ağır depresif, intihar riski ve ciddi saldırganlık eğilimi olan dönemlerinde mutlaka hastanın hastaneye yatırılarak tedavi alması gerekir.

Duygudurum bozukluğu spektrumunda yer alan ve madde kullanımı olan çocuk ve ergenlerde lityum ile plasebo etkinliğinin karşılaştırıldığı bir çalışmada, lityum kullanımının madde kullanım sıklığını azalttığı ve genel işlevselliğini yükselttiği gösterilmiştir (Geller ve Luby 1997). 

Bipolar bozukluk tedavisi için yapılan çalışmaların çoğunda, hastalığa eşlik eden agresyon, psikoz ve uyku düzensizlikleri için primer duygudurum dengeleyicilerinin yanında ek tedavi de gerektiği belirtilmiştir. Bipolar bozukluk tedavisi için benzer olarak stimulanların etkileri hakkındaki veriler de değişkenlik göstermektedir. Yapılan bazı araştırmalar ve sonuçları şu şekildedir;

Bipolar bozukluk tedavisiyle ilgili yapılan çalışmalar, çocuk ve ergen bipolar hastalarda 2. kuşak antipsikotiklerin kullanımının duygudurum bozukluğu, agresyon ve psikotik belirtilere karşı etkili olduğunu göstermiştir (Chang, 2008).

Bipolar bozukluk tedavisinde, DelBello ve arkadaşlarının (2002) yaptığı bir çalışmada valproat monoterapisi, valproat ve ketiapin kombinasyonu ve plasebo ile karşılaştırılmış ve kombinasyon terapisinin daha üstün olduğu gösterilmiştir. Bipolar ve DEHB komorbiditesi gösteren gençlerde duygudurum dengeleyicisi ve stimulanların kombinasyon terapisi ümit vaad etmektedir (Scheffer ve ark. 2005).

Psikoterapi

Bipolar bozukluk tedavisinde psikoterapi hayati bir önem arz eder. Çünkü incelendiğinde de görüldüğü üzere, bipolar bozuklukta karmaşık ve bir hekim tarafından yardım alınmadığı takdirde daha da zorlaşan bir süreç söz konusu olmaktadır.

Bipolar bozukluk tedavisinde, kanıtlanmış hiçbir psikososyal tedavi metodu olmasa da önceki çalışmalarda birkaç teknikten söz edilmiştir (Kowatch ve ark. 2005).

Bipolar bozukluk tedavisiyle ilgili çalışmaların hemen hepsinde manik dönemde tam iyileşme görülmese bile psikoeğitim metodu gençlere uygulandığında başarılı sonuçlara ulaşılmıştır. Çocuk ve aile odaklı bilişsel davranışçı terapi, pediatrik bipolar hastalar için spesifik olarak düzenlenmiştir. Miklowitz ve arkadaşları (2004), bipolar bozukluğu olan ergenler için hastalık içgörüsü kazandırma, hastalığı ve duygudurum düzenleyici tedaviyi kabul etme, stres yönetimi ve uzun süre stabil duygu durumu sağlayacak aile çevresini oluşturma gibi elementler içeren aile odaklı bir terapi geliştirmiştir.  Bu terapi modelleri relaps önlemeye yönelik stratejilerdir. 1 yıllık izlemde mani, depresyon ve davranış problemlerinde semptomatik iyileşme gözlenmiştir.

Bipolar Bozukluk Genetik Olabilir mi
Bipolar Bozukluk Genetik Olabilir mi

Bipolar Bozukluk Genetik Olabilir mi?

Bipolar bozukluk, diğer hastalıklarda da olduğu gibi acaba genetik olabilir mi sorusunu akla getiriyor. Bu konuda yapılan araştırmalar ise hastalığın kişide görülme nedeninin genetiğinden de kaynaklanabileceğini gösteriyor. Akrabalarının hiçbirinde bipolar bozukluk olmayanlarda hastalık görülme olasılığı %1-2 iken, birinci dereceden akrabasında (anne-baba veya kardeşlerinde) bipolar bozukluk olanlarda hastalığın görülme sıklığı %7-8’e yükselmektedir. Tek yumurta ikizlerinden birinde bipolar bozukluk varsa diğer ikizde bipolar bozukluk görülme olasılığı %45-60’a kadar yükselmektedir. Ailede hasta görülme oranının yüksek olduğunun belirlenmesi üzerine, hastalığın çocuk ve ergenlerde görülme sıklığının genetik bir boyutu olup olmadığı düşünülüp incelenmiştir.

Etiyoloji üzerine tartışmalar mevcuttur. Bipolar bozukluğa sahip olan erişkinlerin çocuklarında, bipolar bozukluğa sahip olan çocukların ebeveynleri ve akrabalarında hastalığın görülme oranının yüksek saptanması genetik etiyolojinin önemine işaret eder. Yapılan çalışmalarda hastalığa sahip olan bireylerin çocuklarında bipolar bozukluk görülme oranı sağlıklı çocuklara göre 7 kat yüksek bulunmuştur. Bu risk sadece bipolar bozukluk için değildir. Depresyon, davranım bozukluğu, yıkıcı davranış bozukluğu ve anksiyete bozuklukları olan bireylerin çocuklarında da sağlıklı olanlara göre bipolar bozukluk görülme oranı yüksek bulunmuştur. Bipolar bozukluğa sahip bireylerin çocuklarında hastalığın görülme oranı %5,7 olarak saptanmıştır.

Bipolar Bozuklukta Hastaneye Ne Zaman Yatış Gerekir?

Bipolar bozukluğu olanların yaklaşık %90’ı yaşamları boyunca en azından bir kez, üçte ikisi de iki kez veya daha fazla hastaneye yatırılmıştır. Bunun temel nedeni ise hastayı intihar düşüncesini ve çok yükseklerde seyreden şiddetli bipolar bozukluk belirtilerini yatıştırmaktır. Fakat hastaneye yatırılacak kişiyle ilgili yapılması gerekeni o kişinin kendi hekimi, gerekli tetkikleri yaparak belirlemelidir. 

Bipolar bozuklukta sigara, madde, zararlı alışkanlıklar ve içki kullanımı gibi sağlığı tehdit eden birçok etki görülebildiği için hafife alınmaması ve tedavi edilmesi şiddetle önerilen bir hastalıktır. Bunun yanında işte ve sosyal hayatta görülen ciddi sorunlar, yeterli bedensel aktivite yapamama, adrenalin, insülin, stres hormonunda ve kortizol sisteminde değişiklikler olması gibi iyileştirilmesi gereken çeşitli başka yan etkiler de söz konusudur.

İlginizi Çekebilir: Nöropsikoloji Nedir?

https://theseventharttt.wixsite.com/theseventhart?
Ek Destek Veren/ Düzenleyen
ilayda engin makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Bipolar Bozukluk Nedir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.