içinde

COVID-19’u 5 Soruda Bir de Bizden Dinleyin

Coronavirüs

Merhabalar!  Covid 19’un olduğu bu zorlu günlerde Öğrenci Blogları ailesine bilinçli vatandaşlar gibi davrandıkları ve evlerinde kaldıkları için teşekkür ederiz. Ben de bu sitenin bir yazarı olarak üstüme düşeni yapmayı ve yararlı içerik üretmeyi kendime görev bildim. Umarım bu yazı aklınızda oluşan soru işaretlerini giderir ve bir nebze de olsa yüreğinize su serper. Bu yazı, Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı verilere göre düzenlendi Haydi  başlayalım!

COVİD-19| Ne ya bu korona virüsü?

Dilerseniz detaylara girmeden temeli sağlamlaştıralım. Korona virüsü aslında tek bir virüs değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımından yola çıkarak kendilerini insanlarda ya da hayvanlarda (memeliler ve kuşlar) hastalığa yol açan virüs familyası olarak adlandırmak mümkün. İnsanlarda genellikle solunum yolu hastalıklarına yol açarken hayvanlarda solunum yolu ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabiliyor. korona virüsü terimi COVID-19 ile popüler literatüre girdi ama aslında korona virüslere hiç de yabancı değiliz. Daha önce COVID-19’ün “kuzenlerine” karşı başarılı sınavar verdik. Bu kuzenlere örnek olarak en basitinden nezle örnek verilebilir. Yakın tarihimize baktığımızda ise SARS ve MERS gibi ölüm oranları daha yükses virüslerle savaştık. Umuyorum ki COVID-19’a karşı da hızlı sonuç veren bir sınav veririz.

COVİD-19| E o zaman COVID-19 neyin nesi?

Virüsle ilgili haberleri medyadan ya da yetkililerin ağzından takip ettiyseniz yüksek ihtimalle yeni tip korona virüsü kalıbını duymuşsunuzdur. Anlaşılan o ki,  Çin’in Wuhan eyaletinde ıslak marketler olarak adlandırılan ve Türkiye’de görseniz kaçacağınız hayvanların da bulunduğu bir pazar mevcut. Bu pazarda insanların yemesi için kafeslerde tutulan hayvanlar hijyen kurallarına pek uymayan şartlarda barındırılıyor. Tam olarak ilk hastanın virüsü nasıl kaptığı bilinmese de, neden kaptığı hemen bu paragrafın altındaki fotoğrafa bakınca netlik kazanıyor. Uzun lafın kısası 61 yaşındaki bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı bu marketteki hayvanlardan virüsü kapıyor ve ardından 21. yüzyılın en büyük pandemilerinden biri başlıyor… 

çin

COVİD-19| Peki nasıl bulaşıyor bu COVID-19?

Cevabın basitliği önlem almanın da ne kadar kolay olduğunu gösteriyor: Ellerinizden ya da hastalıklı birinin solunum sisteminden çıkan damlacıklardan. Bu demek oluyor ki COVID-19’dan korunmak istiyorsak öncelikle insanlarla aramıza mesafe koymamız gerekiyor. Merak etmeyin, enfekte biri direkt olarak yüzünüze öksürüp hapşırmadığı sürece nefes alarak virüsü kapma olasılığınız çok düşük. Bu riski topluluk içine sadece açık havada karışarak daha da azaltabilirsiniz. Unutmayın, insanlarla aranıza 1 metre mesafe koymak hayatınızı kurtarabilir. İkinci bulaşma yolu ise çok daha sinsi. Virüsün barındığı bir yüzeye elinizle temas etmek ve elinizi yüzünüze sürmek. Anneniz babanız yıllardır boşuna “Yüzünle oynama çocuğum” demiyor. Günlük yaşantımızın yoğunluğunda fark etmiyoruz ama elimiz yüzümüze düşündüğümüzden çok daha fazla gidiyor. Kısacası virüsü sistemimize farkında olmadan biz sokuyoruz. Ama korkmayın bunun önüne geçmek de çok basit. Birden fazla insanın elinin değebileceği yerlere elimizi götürmüyoruz (Toplu taşıma araçlarının tutunma yerler, ATM’ler vs.), ellerimizi götürdüysek sabunla en az 20 saniye elimizi yıkıyoruz, ha baktınız elinizi de yıkayamıyorsunuz o zaman elinizi yüzünüze götürmüyorsunuz. Bu adımları izlerseniz emin olun enfekte olma şansınız çok çok çok düşecek. En basit önlemi de sona sakladım. O kadar basit bir önlem ki ne olduğunu açıklamama bile gerek yok: Zorunlu olmadıkça EVDE KALIN!

COVİD-19| Bu virüsten korkmalı mıyım?

Hayır. “Çekinmek” bu noktada daha doğru olacaktır. Önemli olan büyük tabloyu görebilmek ve panik yapmamak. Korkacaksanız lütfen önlem almadığınızda size ve sevdiklerinize olacaklardan korkun. Çünkü elimizdeki verilere göre virüsün ölüm oranı %10’dan düşük. Ancak bana bir şey olmaz düşünce yapısıyla önlem almadığımız takdirde yüz binlerce kişi enfekte olabilir. Örnek olarak küçük bir matematik hesabı yaparsak 1 milyon kişi enfekte olursa yaklaşık yüz bin kişinin ölmesi söz konusu olur. Bu yüzden siyasiler, bilim adamları, ünlüler ve kitlelere seslenebilen kişiler önlem alın diye sayısız kere uyarıyolar. Denklem çok basit: Ne kadar az enfekte, o kadar az ölü. Ne kadar çok önlem alırsanız sizin ve sevdiklerinizin sağlık sorunumu yaşama şansı o kadar düşük.

Biraz daha detaya inelim. Virüsün etkisi her vücutta aynı değil ve artık hangi vücutta bulunması daha sakıncalı bunu açık olarak görmemiz için yeterince verimiz var. Özetlemek gerekirse 60 yaş üstünde kronik hastalıkları bulunan korona virüsü hastaları ölüm tehlikesi altında (İronik olarak aynı zamanda şu an Türkiye sokaklarında en çok görebileceğiniz insanlar kendileridir). Dikkat çeken bir diğer veri ise 0-9 yaş çocuklarda hiç ölüm görülmemesi. Kalan yaş gruplarının da ölüm oranları incelendiğinde karşımıza çok açık bir tablo çıkıyor. Gençler virüsü çok yüksek oranda hasar almadan atlatırken, hastanın yaşı ilerledikçe komplikasyon oluşma olasılığı artıyor. Bundan dolayı biz gençlerin görevi kültürümüze de uygun olarak yaşlıları korumaktır.

Son olarak da virüsün ekonomik ve sosyal etkileri var. Genellikle yurt dışından gelen videolarda gördüğünüz üzere panik yapan insanlar marketleri talan ediyorlar. Buna kesinlikle gerek yok çünkü lojistik ve perakende sektörleri hız kesmeden operasyonlarına devam ediyorlar. O raf siz tuvalet kağıtlarınızı 10 pakette alsanız 100 paket de alsanız boş kalmayacak. Ha yalnız banka hesabınızdaki para virüsler kadar hızlı çoğalmıyor. Kriz zamanında nakit paraya ihtiyaç olabilir benden söylemesi!

Kısacası virüsten korkup ekstra hamleler yapmanın zamanı şu an değil. Bize vatandaşlar olarak düşen sağlık personeline evde kalarak yardımcı olmaktır…  

death rate
Bu tablo sol sütunda belirtilen yaş aralıklarında bulunan hastaların ölüm oranlarını yansıtmaktadır
ölüm oranları
Bu tablo kronik hastalıklara sahip COVID-19 hastalarının ölüm oranlarını göstermektedir.

COVİD-19| Normal hayatımıza ne zaman döneceğiz?

Bu sorunun cevabını vermek ne yazık ki imkansız. Sağlık otoriteleri en iyi senaryoda yaz aylarını, en kötü senaryoda ise 2021 yılının başını işaret ediyor. Ancak nasıl olacağı ile ilgili bazı ipuçları edinmeye başladık. Bu konuda bilim insanlarının ortak görüşlerinden biri dünya popülasyonunun hatrı sayılır bir kısmının enfekte olacağı. Bu süreçte COVID-19 virüsü de bizimle yaşarken bizi öldürmemeyi öğrenecek. Mutasyon dedikleri olay aslında buna dayanıyor. Bir noktada COVID-19 da grip hastalığı gibi bir haftada yenilebilecek bir hastalık olacak. O günlere kadar sabredeceğiz ve bu yazıda defalarca yazmama rağmen tekrar hatırlatacağım önlem alma konusundan vazgeçmeyeceğiz.

Sağlıklı kalın!

İlginizi Çekebilir: KENDİ SONUMUZU MU GETİRİYORUZ?

Bu yazıyı beğendin mi? Desteğinle daha fazlasını yapabiliriz...
blank

Rapor Et

Ne düşünüyorsunuz?

yvzerl tarafından yazıldı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

news1

Kağıdın Dijitalleşmesi

kırılmaz-cam

Kurşun Geçirmez Cam