Menü
içinde

DRESDEN BOMBARDIMANI

Selamlar, bu yazımda size savaşlarda yapılan hava saldırılarının ne kadar dramatik ve acımasız olduğunun bir örneği olan Dresden’den bahsedeceğim.
Bombardımana geçmeden önce size şehri yerle bir eden RAF’dan bahsetmek istiyorum. Britanya Savaşı‘nın galipleri ve bütün Almanya üstünde hava akınları yapan, sivil kayıp verdirmekten korkmayan, savaşın bütün dehşetini havadan yere bırakan bu çılgın hava kuvvetlerine ufak bir göz atalım

2. Dünya Savaşı’nda RAF

Her milletten pilotu olan RAF, 1941 yılına kadar Almanların korktuğu ve sürekli dayak yediği tek hava kuvvetleriydi. Alman şehirlerinde taş üstünde taş bırakmayan bu uçakların başına Almanya’yı bombalamaktan delice hoşlanan Sir Arthur Harris’i geçirmişlerdi. Harris bombardıman konusunda o kadar başarılı ve acımasızdı ki bundan dolayı ona “Bombacı Harris” lakabı takıldı. Peki, Harris nasıl bu kadar başarılı oldu? İngiliz bombardıman uçakları Lancaster, Halifax ve Lincoln gibi ağır fakat rakiplerine karşın hızlı olan gece bombardıman uçakları sayesinde. Bu uçaklar 5 ile 7 ton arasında yancı bomba ile yükleniyor ve Almanların üstüne yarasalar gibi salınıyorlardı. Uçaklar formasyon halinde uçuyor, en öndeki lider uçak Londra’dan yönlendirilen bir navigasyon sistemi kullanıyordu. İnsanları gece evinde yatarken ve dinlenirken yakaladıkları için sivil halk sığınaklara ulaşamadan bombardıman yüzünden enkaz altında kalarak veya yanarak can veriyordu. Diğer şehirlere olduğu gibi Dresden’in başına gelecek dramatik son da buydu.

Dresden Bombardımanı

Dresden, stratejik bir önemi olmayan ve daha önce hiç bombalanmadığı için güvenli şehir ilan edilmiş, yüksek nüfuslu, mimari açıdan ve tarihin önemli şehirlerinden biriydi. Daha önce hiç hava saldırısına uğramamış, güvenli şehir olarak biliniyordu. Gelelim neden bu şehrin acımasızca bombalandığına. Aslında bunun bir nedeni yok, sadece Almanların teslim olma sürecini hızlandırmak için yapıldığı söylenen, bir katliamdan farksız hava saldırılarından birisiydi.
Şimdi 1944 yılında Almanya’da yaşayan biri olduğunuzu düşünün. Daha önce Berlin’de yaşıyordunuz fakat Berlin sürekli bombalandığı ve eviniz yıkıldığı için buraya taşındınız. Tek istediğiniz geceleri ölüm korkusu olmadan rahatça uyuyabilmek. 1 yıl kadar olsun, savaştan ve ölümlerden uzak, huzurlu bir şekilde yaşayabildiniz. Sıradan bir günü bitirdiniz ve evinize döndünüz, radyo ve gazeteden haberleri takip edip uyuduktan sonra bir anda acı bir siren sesi ile uyandınız. Bu siren sesini Berlin’den tanıyorsunuz, hava saldırısı olduğu zaman çalınır bu siren. Fakat buraya daha önce olmadığı için şaşkınlıla uyanıyorsunuz. Sığınaklara gitmek için hemen dışarı çıkıyorsunuz ama dışarı çıktığınız anda İngiliz uçakları yüklerini bırakmaya başlıyorlar.

Tam bir kaos içinde, ne yapacağınızı bilmeden, güvenli bir yer bulma umuduyla oradan oraya koşuyorsunuz. Etrafınızı alevler sarıyor, bütün şehir yangın bombaları yüzünden alev alev yanıyor ve nefes almakta zorlanıyorsunuz. Etrafınızda parçalanmış cesetler; yıkılmış, yanan evler, bağıran insanlar… Bir anda yanınızdaki binaya bir bomba düşüyor, molozların ve ateşin çevrenizi sardığı yerde ebedi uykunuz için gözleriniz kapanıyor. Şehrin üstündeki ölüm bulutu sizi de içine diğer kurbanları gibi hapsediyor. Hayatınız anlamsız bir şekilde son buluyor ve adınız kayıplar listesinde yer alıyor, kimse sizi bir daha hatırlamıyor.
İnsanlar ertesi gün BBC’den sadece Dresden’in bombalandığı haberi duyuyorlar; herkes 25 bin – 30 bin sivil ölümünden, 250 bin insanın evsiz kaldığından, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birinin yok olduğundan, çocukların yanarak can verdiğinden habersiz şekilde hayatlarına devam ediyor.

İlginizi Çekebilir : Hitler’in Kısa Hikayesi

kaptanbob tarafından yazıldı

Bir cevap bırakın

Exit mobile version
Araç çubuğuna atla