içinde

EZBERLEDİĞİM YOLLAR

ezberlediğim yollar

Birçok yoldan geçer gider insan. Bazen geçer gider, bazen kalır gider. Bazen yürür gider, bazen durduğu halde gider.
Bazen bir yolla karşılaşır, durur selamlaşır. Kararsız kalır. İçinden geçen başından geçen olsun diye ellerini göğe kaldırır.
İnsanın seçtiği yol değildir bazen gitmesi gereken bu yüzden geri dönmesi gerekir ve yürüdüğü onca yol boşuna gider. Aslında boşuna giden yol değil duygulardır. Hissedilen duyguları hak etmeyen yaşanılanlardır. İnsan bilmez ki boşuna dediği yol onun için hayırsızdır.
Dünyanın binbir türlü yolu var. Hatta yolsuzluğu. Doğru yolu seçebilmek, iğne aramakla eşdeğer samanlıkta.

Hangi alaca karanlık yol çıkar aydınlığa? Gün geçtikçe kararmaz mı bir kez leke almış ve alaca olmuş olan. Artık kaybetmiş tüm beyazlığını, yol olmaktan çıkmış da temizleyen olmamış. Alaca olduğunu gören bir leke daha sürmüş, kapkaranlık olmuş.
Belki de kül.
Hangi sönmemiş izmariti yerden aldı insan, sırf asfalta zarar vermesin diye? Zifti eritip yolu karartmasın diye. Hadi canım sende hangi izmarit asfaltı eritir diyorsun, herkes böyle diyor ve izmaritler tepiniyor siyahı gördükçe. Yol. Yol kapkara. Senin de payın var. Senin attığın izmaritte karıştı diğerlerine ve yandı kül oldu.
‘Asfalt ağladı be’
Hiçbir yol mutlu etmez insanı. Giderken geri döneceğini düşünür. Dönerken yalnızlığını. Yolların kararmış, iç karartmış hikayeleri hep anlatılır. Anlatıldıkça ağlatır.

ezberlenen yaşamlar
Hiçbir yolu sevmem ama yine 7’de en sevdiğim yol, uyurken gittiğim yollardır. Bilerek gittiğim, uykuya terk ettiğim yollar. Gözlerimi yormaz, bitmez gibi gelmez. Aradığım bir şey yoktur, görmediğim bir şey yoktur, ezberlemişim. Karardığını görmem. Kilometreleri saymam. Sırf yol hızlı geçsin diye ilerideki ağaca bakabilmek için başımı uzatmam..
Otururum, başımı yaslarım. Önce hayal kurarım sonra etrafımı izlerim. Yolda oldukları için üzülen insanlar, yolu karartan olmaktan vicdan azabı duyarak koltuğun ucunda oturuyorlar. Saatler sonra kalkacağını bildiği koltuktan sanki beş dakikaya kalkarak koşarak inecekmiş gibi sabırsız..
Korkuyor yolun karanlığından, sanki dünya çok aydınlıkmış gibi..
Bazılarına bakıyorum gözleri yaşlı, dua mı ediyor sövüyor mu belli değil sadece bir şeyler mırıldanıyor. Belli ki gittiği yoldan korkuyor. Gideceği yerden, karanlığından.

Ben dua ediyorum onun yerine ona. Tez kavuştur diyorum doğru yola, korkmasın kendi kararttığı yoldan. İnsan diyorum bu kadar duyarsız olmasın, kendi verdiği zarardan pay almadan kaçmaya çalışmasın. Uyuyarak gitsin seçtiği yolu. Sabırsız olmasın.
Sonra uykuya dalıyorum, nasıl olsa ezberlediğim yollar. Nerden geçeceğimizi, hangi asfaltta döneceğini tekerleklerin, neredeyken kolonya uzatacağını muavinin, hangi anda mola vereceğini aracın hepsini biliyorum. Gözlerim yaşlanmıyor, anılarım canlansa da. Güveniyorum çünkü karartmadığım yollardan geçerken kendime, zarar vermediğimi bildiğim asfaltlar altında kayarken bulunduğum aracın.
Gözlerimi kapatıp, kulaklığımı takıp, saati unutup, bir anda varacağım yerde bulmak kendimi.
En sevdiğim, ezberlediğim yolları uyuyarak gitmek, en sevdiğim omuzda…

Ne düşünüyorsun?

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
reverse engıneering

Tersine Mühendislik Nedir

kişisel markalaşma

AKILLI KADINLARIN MARKALAŞMA REHBERİ