içinde

Feminizmin Tarihi

Feminizm, genel olarak kadın erkek ayrımcılığına karşı çıkarak, cinsler arasında siyasal, ekonomik ve toplumsal eşitliği savunan görüş olarak tanımlanmaktadır.  Genel bir yanılgı olarak feminizm, “erkek düşmanlığı” ya da “ kadınların erkelerden üstün oluşu” değildir. Kadınların daha üstün olduğunu savunmadığı gibi erkeklerin daha üstün olduğunu reddeder.  En temel tanımı ile KADIN = ERKEK demektir.

Latince kadın anlamına gelen “femine” sözcüğünden türeyen feminizm 1792 yılında İngiltere’de Mary Wollstonecraft’ın kaleme aldığı “Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi” adlı eseriyle başlamıştır. 1792’den başlayarak Feminizm hareketi 3 dalga ile gelişerek birbirinden ayrılmıştır. Birinci, ikinci ve üçüncü dalgaların ortak birer amacı olduğu yadsınamaz ancak aralarında dönemlerin getirdiği zorunluluklar neticesiyle farklılıklar oluşmuştur.

1. Dalga Feminizm

1.dalga feminizmden ilk olarak Martha Lear tarafından bir makalesinde kullanılmıştır ve 1. Dalga Feminizm genel hatlarıyla kadınların siyasi hakları üzerine yoğunlaşmıştır. Kadın hakları savunucusu olan Mary Wolstonecraft, Susan Moller, Elizaberth Candy Stanton, Sarah Grimke, Margret Fuller gibi kadın düşünür ve aktivistlerin fikirleriyle 19 yy. başında oy hakkı, özel mülk edinme ve boşanmayla ilgili bazı yasal düzenlemeler, meslek ve yükseköğrenim hakkı kazanılmıştı.

1.DALGA FEMİNİZM

2.Dalga Feminizm

Birinci dalga ile gelen yasal düzenlemeler eşitsizliklerin gündelik hayatta yaşanmasını engellemedi. Bunun sonucu olarak ikinci dalga 1960’larda başlayıp 1990’ların sonuna kadar devam etmiştir. Daha çok kadınların cinselliği, doğurganlığı ve üreme hakları arasındaki ayrımları ortaya koyması açısından feminizm hareketinin cinsel özgürlük mücadelesini içermektedir. Savunulan düşüncelerin tamamı, kadınların bedenlerini ve gündelik hayattaki yaşamlarını ataerkil toplumun denetiminden kurtararak kendi kontrollerine almak istemeleri ile ilişkiliydi. Eşitsizliklerin temel nedenleri ataerkil düzen ve kapitalizm olarak görülüyordu. “Kişisel/özel olan politiktir.” sloganı ile ikinci dalga feminizm, kadınların özel alanla sınırlandırılmalarının ve burada karşılaştıkları eşitsizliklerin politik olduğunu söyleyerek ezber bozdu. Kadının toplumsal olarak eril bir şekilde özel bir alanla sınırlandırılması, kendilerine bu alanlarda yüklenen roller ve karşılaştıkları eşitsizliklerden dolayı özel olanın politik olduğunu savundular.

3.Dalga Feminizm

Rebacca Walker tarafından ortaya atılan 3.dalga feminizm terimi 1990’lu yılların sonunda başlayıp günümüze kadar sürmektedir. 3. Dalga, farklı dinsel, ulusal, etnik kökenlere ve cinsel yönelimlere sahip kadınların aralarında hiyerarşi yaratmadan ve eziyete maruz kalmadan birlik olması gerektiğini vurgular. Bu nedenle üçüncü dalga daha kapsayıcıdır ve feminist olmayı yeniden tanımladığı için bireysel bir harekettir.

 4.Dalga Feminizm ve Sosyal Medya

Dördüncü dalga feminizm, 2012’de başlayan ve internet araçlarının kullanımına odaklanarak kadınların güçlendirilmesine odaklanan feminizm hareketidir. Sosyal medyanın kadınlara kampanyaları hakkında iş birliği yapma ve farkındalık yaratma olanağı sağlaması ile farklı dil,din ve ırktaki ayrıştırılmış kadınların kendi hikayelerini paylaşmak, analiz yapmak, farkındalık artırmak ve zorlu konuları tartışarak daha geniş kitlelere ulaşılmıştır.

4.dalga feminizm ile feminizm hareketi sanal ortama taşınmış, Günümüzde kadın ve toplumsal cinsiyet konularıyla ilgili sanal ortamlar ve sosyal medyada yapılan aktivizm öne çıkmaya başlamıştır. Sylvia Walby, The Future of Feminism kitabında feminizmin dönüştüğünü ve çeşitli konulara ve ihtiyaçlara artık daha karmaşık bir yoldan cevap vererek daha da güçlendiğini söylemektedir. “hashtag feminizmi/dijital feminizm/ e-feminizm” olarak da adlandırılan dördüncü dalga feminizm, tartışılarak daha güçlenmiş ve ana medyaya ulaşmıştır. Feminizm, 4. Dalga ile artık dijital kız kardeşlik üzerinden kadın dayanışmasını sağlamaktadır. Ancak dördüncü dalga feminizmde eleştirilen en temel noktalardan biri de internet erişimi olmayan kadınlara nasıl ulaşılacağıdır. Yine de feministlerin internetle olan bağları feminizme siber bir alan açmış ve dünya genelinde tüm feministlerin birbiriyle iletişim kurabilmesini sağlamış ve feminizm tüm kadınların sesi olmuştur.

4.dalga feminizm hareketi kapsamında #MeToo hashtagi ile twitter gündeminden dünyanın dört bir yanından on binlerce kadın ve erkek ”MeToo” etiketiyle kendi başlarından geçen ve belki de hayatları boyunca en yakınlarıyla dahi paylaşamadıkları cinsel taciz ve tecavüz hikayelerini tüm dünyayla paylaştılar. ”MeToo” hareketi 85’i aşkın ülkede yayıldı ve farklı dillere de uyarlandı. Müzik, ekonomi ve siyaset dünyasından isimler de kendi yaşadıklarını paylaştılar ve bu taciz itirafları ile tacizcilere çok pahalıya mal oldu. Dünya kısa bir sürede, atılan bir tweetin nasıl yayıldığına şahit olmuş oldu.

Aynı yılın sonlarına doğru “Sevgili Kız kardeşlerim,” ile başlayan bir metin ile 300 sinemacı kadın cinsel istismara, sömürüye ve cinsiyet eşitsizliğine ses çıkarmak; bunlara karşı etkili olarak çalışmak adına Time’s Up adlı bu oluşuma öncülük ettiler. Natalia Portman’dan Jeniffer Aniston’a, Merly  Step, Viola Davis gibi çok sayıda kadının öncülük ettiği oluşum, bir fon oluşturarak taciz ve tecavüze uğrayan kadınların davaları için maddi destek sağlamayı amaçlıyor ve yine time’s up websitesi üzerinden yapılan alışverişlerin de tamamını bu fona aktarıyor.

Feminizmi genel olarak 4 dalga ile anlatılsa da  farklı fikirleri benimsemiş bir çok feminist akım mevcuttur. Kadınların ve feminizmin mücadelesi 1972 den günümüze devam etmektedir. Ve unutmamak gerekir ki FEMİNİZM HERKES İÇİN!

İlginizi Çekebilir : AKILLI KADINLARIN MARKALAŞMA REHBERİ

Bu yazı güzel ve kolay teslim formu ile oluşturulmuştur. Yazınızı oluşturun!

Bu e-posta aboneliği size değer katar!

Bu yazıyı beğendin mi? Desteğinle daha fazlasını yapabiliriz...

Rapor Et

Ne düşünüyorsun?

Bir Yorum

Bir Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

irlanda

Dublin’de Erasmus ve Yaşam

Dijital Dünyanın Yükselen Trendi: Podcast