Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

İçimizdeki Tehlikeli Virüs

Bugünlerde pek çok şey için kaygılanıyor, şikayet ediyor ve endişe duyuyoruz. Örneğin Covid-19’un ne zaman biteceği hakkında oldukça endişe ve korkumuz var, diğer bir tarafta ise WandaVision’a neden Dr. Strange’nin gelmediği hakkında şikayet ediyoruz -oldukça uzun bir bekleyişti- ama bunlardan en önemlisi insanı içten içe yok eden, en tehlikeli virüsten bile daha öldürücü olan gelecek kaygısı.

Gelecek Kaygısı Nedir? Kolay Yol Çözüm müdür?

Gelecek kaygısıyla ilgili en başta söylemek istediklerim nesilden nesile geçici olduğudur, eğer inanılmaz derece şanslı doğmadıysanız belirtileri sizde de gözükmeye başlamış olabilir. Kolay para kazanma yolları aranan bu devirde en kolay yöntem olarak karşımıza sosyal medya çıkıyor. Bir YouTube kanalı açabilirsiniz, ya da Instagram da hikayenize birkaç link yükleyebilirsiniz tabii ki TikTok gibi bir platformu da unutmamak gerek. Peki gerçekten kolay olsun diye yaptığımız her şey geleceğimizi kurtarıp onu inşa ediyor mu? Sosyal medyada insanların bu kadar kolay para kazandığını gören zor şartlarda okuyan bir öğrenci için bu nasıl bir histir?

Geleceği bir miras gibi nesilden nesile aktarma düşüncesi içinde olan, öğrenebildiği kadar çok şey öğrenmek için sabah erken saatlerde kalkan, gece geç saatlere kadar ders çalışan bu öğrenci okulu bırakıp Influencer olma yolunda mı ilerliyor? Yoksa gelecek kaygısı yüzünden kendi canına mı kıyıyor? Asıl önemli soru şu; madem para kazanmak için başka yollar var neden hala gelecek kaygısı içindeyiz?

Geleceği iki gün ilerisi olarak görmeyen biri adına konuşmam gerekirse, hak ettiğimizi alamamak, tecrübeli eleman arayan iş yerlerine mezun olduktan sonra iş başvurusu yapmak, değer görmemek ve dahası belki bizi asıl korkutan şeylerdir. Kaygı bilinmeyenden gelir, bilinmeyen şey ise korku yaratır, tüm bu gördüklerimiz, duyduklarımız ve yaşadıklarımız içimizdeki korkuların gitmesine nasıl yardımcı olabilir? İnsanın kendi ülkesine hizmet etme fikrinden vazgeçmesi tüm bu korkunun kalıcı olduğunun kanıtıdır.

Yıllarca kaygı ile savaştıktan sonra insanın bir diğer savaşa girmesi mümkün olmuyor, değerleri, inançları ve umutları için savaşacak gücü ve enerjiyi zaten öğrencilik hayatında harcıyor, geriye umut etmek ve beklemek kalıyor bazen de mümkünse arkana bakmadan kaçmak. En acı verici durum ise kaygının nesilden nesile yayılması ve bir sonraki nesilin kendi ve diğerleri için hiç savaşmayacak olması, zaten kendisinden bir önceki neslin heba oluşunu izlemiş olan bu gelecek durumu kabullenip payına düşeni almaya razı oluyor, gelecek nesile ise kolay yoldan hiçbir değere hizmet etmeyen, gelecek için büyük umut olmasa da bencilliğe yararlı yeni meslekler bırakıyor.

Gelecek Kaygısı Çözümü: Tek Yol Çalışmak
Gelecek Kaygısı Çözümü: Tek Yol Çalışmak

Tek Yol Savaşmak

Peki gerçekten artık her şeyin değiştiğini kendimize anlatıp, başımızı yorganın altına gömüp gelecek kaygısıyla savaşı kaybettiğimizi kabullenmeli miyiz? Hayır. Savaş meydanı bırakıp kaçılacak son yerdir, bu yüzden tekrardan umut etmek için yogaya bile başlamamız gerekiyorsa bunu yapmalıyız. Hayat bir şeyler uğruna çabalayınca bir anlam kazanır, ancak umut beslerken yaşamımız bir yere varabilir, kaçmamız gereken tek şey kaygılarımız, gelecek korkusu ve içimizdeki mutluluğu emen şeylerdir.

Gelecek için kendi hayatlarını harcayan birçok insan tanıyorken, kendimiz için yapamıyorsak onlar için yola devam etmeliyiz çünkü onlar kaçmadı, bizlere inandılar üstelik hepsi üstün zekalı insanlardı, oldukça bilgelerdi en önemlisi bırakıp kaçmak için birden fazla nedenleri vardı, bizler savaşmayı onlara borçluyuz. Ve son olarak şunu da eklemek isterim eğer bir gün olur karanlık tarafından hapsedilip bencilliğe hizmet etmeye başlarsanız şunu hatırlayın; “Mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir” en azından Christopher McCandless böyle söylüyor.

Sonsöz

Eğer gelecek kaygısıyla savaşmayı bırakmaz, şikayet etmeyi en aza indirebilirsek ve kaygıları nesilden nesile bir virüs gibi yaymaktan vazgeçersek işte o zaman gerçek gelecek için çabalamış oluruz, kafamızın içine hapsettiğimiz korkunun kölesi olmaktan çıkarız çünkü gelecek çok uzakta, onun için endişelenmek bizi sadece oyunda geriye atar ve bizleri bilinmeyenin içinde bir girdaba sürükler. Bunların hepsinin bizim için daha hayırlı olduğunu kabullenebilirsek Wanda Vision’a Dr. Strange’nin gelmemesinin de bizler için hayırlı olduğunu kabullenebiliriz. Yani demem o ki gelecek kaygısının artık bizlerle uyumasına, YouTube videoları izlemesine ve ilginç TikTok danslarına şahit olmasına izin vermemeliyiz.

İlginizi Çekebilir: 10 Maddede Neden Sosyal Medyayı Bırakmalısın?

Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Gelecek Kaygısı: Çağımızın Kalıcı Virüsü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.