Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Bu yazımda sizlere günümüzde nüfusları yaklaşık olarak 100-110 milyon arasında olan, ana dili İngilizce ve Anglosaksonlar, Vikingler, Bretonlar ve Normanlar gibi etnik grupların etkileşimleriyle oluşmuş milletin tarihini yani İngiliz tarihini anlatmaya çalışacağım. Roma Britanyası’nın sonundan Anglosakson göçlerine, Vikingler ile olan mücadelelere, İngiliz tarihi için önemli bir demokrasi adımı olan Magna Carta’ya, İngiltere ve Fransa arasında yaşanan Yüzyıl Savaşlarına ve Güller Savaşına, Büyük Britanya Krallığının ve Birleşik Krallık’ın oluşumuna, İngiltere’nin altın çağına ve 2.Dünya Savaşı’ndan sonraki düşüşe değineceğim.  Tüm kıtalarda bir izi olan İngiliz tarihini şimdi hep birlikte yakından tanıyalım, İyi okumalar.

Roma İmparatorluğu Öncesi Dönemi İngiltere Toprakları

Birleşik Krallık İskoçya Galler İngiltere ve Kuzey İrlanda’dan oluşan bir adalar ulusudur. Bu adaların bilinen ilk yerlileri Keltlerdir. Keltler MÖ 2500- MÖ 500 arasında  Britonlar, Piktler ve Gaels birlik içinde olmayan ama benzer çok tanrılı inanışlara ve dile sahip 3 farklı halk olarak yaşadı. Topraklarını hızla büyüten Romalılar bugünlerde İngiltere ve Galler olarak bilinen bölgeyi fethetti. Romalıların elindeki bu yerlere Britanya adı verildi ve böylece ilk Britanya da ortaya çıkmış oldu. Romalılar Piktlerin kontrolündeki kuzey bölgelerde mutlak kontrol sağlayamadı. Bunun sonucunda Roma İmparatorluğu MS 122’de  Britanya sınırını belirleyen ve kuzeyden gelen Piktlere karşı yapılan Hadriyan Duvarı’nı inşa etti. Ada 400 yıl boyunca Romalıların elinde kaldı.

Anglosakson Göçleri ve Bölgedeki Çatışmalar

 Sonraki dönemde iyice gücünü kaybeden Roma yönetimine karşın Germen kökenli bugünkü İngilizleri oluşturan büyük etnik grup Anglosakson halkı Avrupa’dan Ada’ya deniz yolu ile göç etti. Anglosaksonlar Keltleri kuzeydeki ve batıdaki dağlık bölgelere yani İskoçya’ya ve Galler’e sürdüler. Böylece Britanya Adası büyük ölçüde Anglosaksonların etkisi altında kaldı.  Anglosaksonlar kendi içinde küçük krallıklar halindeydiler ve aralarında bir çatışma vardı. 8.yy’ın sonlarına doğru İskandinavya üzerinden Vikingler geldi ve adayı yağmalamaya başladı. İlk büyük saldırı 793’te Lindisfarne manastırına yapıldı. 11.yy’a kadar devam eden bu istilalar sonucunda Vikingler bu bölgede birçok köy ve şehir kurmuştur.

Wessex haricindeki çoğu Anglosakson Krallıkları Vikinglerin istilasına uğramıştır. Wessex kralı Alfred, Vikinglere karşı başarılı olmuş ve İngiliz tarihinde ”büyük” ünvanına sahip tek kral olmuştur. Alfred sonrasındaki krallar da bu birliği sağlamak için uğraşmışlardır. Wessex kralı Ateistan tüm İngiliz tarihinin ilk kralı olarak ilan edilmiştir. Vikingler’in saldırıları sadece adayla sınırlı kalmadı. Fransa’nın Normandiya denilen kıyı kesimine de saldırdılar. Fransa Kralı ilerleyen süreçlerde Normandiya’yı Vikingler’e vermek zorunda kaldı.  Diğer kuzey tarafa saldıran Vikingler Ada’yı 927 yılına kadar elinde tuttu. Sonrasında Danimarka Kralı Knud İngiltere’yi fethetti. Böylece 995-1035 arası İngiltere, Danimarka ve Norveç Kralı aynı kişi olmuş oldu. Bu, Alman kültürü ile başlayan İngiliz tarihinin zamanla Viking kültürü sonra Danimarka üzerinden Norveç kültüründen etkilenmelerini sağladı. 12.yy’da Normandiya Dükü Britanya’yı komple ele geçirdi. İngiliz halkı Normanlar’dan da kültürel ve dil olarak etkilenmiştir. Tüm bu farklı kültürlerden gelen etkileşimler bugünkü İngilizcenin çok farklı telaffuzlara sahip olmasına da neden oldu.

Magna Carta (Büyük Sözleşme)

Yüksek vergiler, başarısız sonuçlanan savaşlar ve Papa ile olan sorunlar soylular ayaklanmasına yol açtı. Bunun sonucunda 1215 yılında Magna Carta ”Büyük Sözleşme” imzalandı. Bu sözleşmeyle birlikte kral tek güç olmadığını onaylamış oldu. Kralın halka karşı hesap vermesi zorunluluğu geldi. Bu sözleşme ile İngiliz tarihinde ilk kez kralın ya da kraliçenin kişisel yetkilerine yasal kısıtlamalar getirilmiştir. Hukukun üstünlüğü ve Parlamento’nun kral ya da kraliçeden daha güçlü olduğu kabullenilmiştir.

Yüzyıl Savaşları (14.yy -15.yy)
Yüzyıl Savaşları (14.yy -15.yy)

Yüzyıl Savaşları (14.yy -15.yy)

1337’de İngiltere kralı III.Edward Fransa tahtında hak iddia etti. Ancak iddiası Salic Yasası nedeniyle reddedildi. Bunun sonucunda Yüzyıl Savaşları başladı. Savaş devam ederken ortaya çıkan Veba Salgını ve ülkelerdeki iç karışıklıkların olması savaşı bazen duraksatmıştır. Savaşın başlarında birçok toprağını kaybeden Fransa, savaşın sonunda kazanan taraf olmuştur. İki büyük devlet de bu savaş sonucunda çok yıpranmış, bu savaşın sonuçları dünya çapında etkili olmuştur. Yüzyıl Savaşları sırasında genç yaşına rağmen İngiltere’ye karşı savaşan Jeanne d’Arc Fransa halkı için kurtuluş sembolü olmuştur. Bu, Fransa’da milliyetçilik duygularının daha da gelişmesini sağladı. İngiltere ve Fransa gibi iki büyük devlet arasında 100 yıl süren bu savaş, özellikle Balkan topraklarında ilerlemeye çalışan ve Fetret Devri yaşayan Osmanlı Devleti’nin de toparlanmasını sağlamıştır. Savaşın ardından İngiltere iç karışıklık, sorunlar ve bunların sonucunda “Çifte Gül” (1455-1485) olarak İngiliz tarihine geçen iç savaşı yaşamıştı.

Güller Savaşı ve Tudor Hanedanlığı’nın Ortaya Çıkışı

Güller Savaşı ya da bir diğer adıyla Çifte Gül Savaşı 1455-1485 yılları arasında gerçekleşen ve İngiliz tarihinde önemli bir rol oynayan iç savaştır. Savaşın ismi savaşın tarafları olan York ve Lancaster Hanedanı’nın  armalarındaki güllerden gelmektedir. Yüzyıl Savaşları’ndan yenilgiyle ayrılan İngiltere’de kargaşa hakimdi ve taht mücadelesi yaşanmaktaydı. Bu mücadeleler sonucunda iki hanedanlık karşı karşıya geldi ve 1485’te Galler’den İngiltere’ye doğru giden VII. Henry, III. Richard’ı 1485’te İngiliz tarihine  Bosworth Field Muharebesi olarak geçen savaşta mağlup etti. Bu muharebe Çifte Gül Savaşı’nın son savaşı olmuştur. Bunun sonucunda VII.Henry kendini İngiltere kralı olarak ilan etmiştir.

1485’te Tudor Hanedanlığı başladı ve 118 yıl boyunca İngiltere’yi yönetti. VII. Henry’den sonra veliahtı olan büyük oğlu Arthur Tudor’un salgın bir virüsten ölmesinden dolayı küçük oğlu VIII.Henry kral oldu. Henry birleştirici ve iyimser bir kral gibi görünüyordu. Kiliseyi Roma’dan ayırdı, Anglikanizm kilisesini kurdu ve kendi din yorumunu başlattı. Bunun nedeni ise istediği kadınla evlenebilmesiydi. VIII.Henry hayatı boyunca toplam 6 kez evlenmiştir. Başta yumuşak ve sevimli görünen bu kral saltanatı boyunca yaklaşık 70.000 kişiyi idam ettirmiştir. Bu kişilerin arasında Kilise’den ayrılmasına karşı çıkan Thomas More da vardır. VIII.Henry deniz kuvvetlerine çok önem veren bir kraldı. O dönemde Coğrafi Keşifler ile İspanya ve Portekiz dünyayı keşfediyorlar ve birçok yeri sömürüyorlardı. Henry de bu durumun farkındaydı.

İspanya ve Portekiz’in çoktan dünyaya sahip olmaya başladığını ve birçok yeri sömürdüğünü bu yüzden kendilerinin de acilen diğer ülkeleri sömürmeye başlaması gerektiğini düşünüyordu. VIII.Henry’nin ölümünden sonra tahta tek oğlu olan VI.Edward geçti. Henüz 9 yaşındayken tahta oturan VI.Edward erken yaşta verem hastalığına yakalandı. Tahta geçtikten 6 yıl sonra ise hayatını kaybetti. VI.Edward tahttayken ülkeyi fiilen yöneten John Dudley Edward’ın ölümünden sonra yönetimi ele geçirmeye çalışmış ve bu doğrultuda gelini olan Jane Grey’i kraliçe ilan etmiştir. 9 günlük bu ele geçirme hamlesinden sonra halk ve soylular bu karara sert tepki gösterdi ve tahtın asıl varisi olan VII.Henry’nin kızı I.Mary’i desteklediler. I.Mary halkın bu güçlü desteğiyle tahta çıktı ama birkaç ay sonra kardeşi I.Elizabeth tarafından isyanlarla karşılaştı. İsyanları bastırabilen I.Mary kardeşi I.Elizabeth’i yakalatıp tutuklatsa da daha sonra affetti. Daha sonra I.Mary’nin hastalık sorunları ortaya çıktı ve 1558 yılında öldü. Yerine ise kardeşi I.Elizabeth geçti. I.Elizabeth 45 sene tahtta kalmıştır ve İngiliz tarihinde önemli bir rol oynamıştır.

 I.Elizabeth Doğu Hindistan’a doğru kritik adımlar attı. Hindistan’da ticaret yapabilmek için kurulan Doğu Hindistan Şirketi, Hindistan’ı sömürme faaliyetlerinde bulundu. Baharat, afyon ve tekstil gibi değerli ürünlerin sömürgeciliği bu faaliyetlerin başlıcalarındandır. İngilizler ayrıca Hintli halkın bir kısmını ordu haline getirip savaşlarda kullanmıştır. Doğu Hindistan Şirketi İngiliz tarihi için önemli bir yere sahip olmuştur çünkü Amerika’daki 13 koloniden yeterince faydalanamadılar. Aslında Doğu Hindistan Şirketi de ilk 50 yıl Hollandalılar, İspanyollar, Portekizliler ve Fransızların bölgedeki varlığından ötürü çok yararlanamadı. Ancak sonrasında İngiliz donanmaları güçlendi. Bu güçlenmenin yanı sıra İspanya ve Fransa içerisinde iç karışıklıklar çıktı. Bu uygun ortam İngiltere’nin elini güçlendirdi ancak Hollandalılar da bu bölgeyi sömürmeye devam ediyordu. Sonrasında İngiltere Hollanda ile  anlaştı ve Hollandalıların baharatları alması ve İngilizlerin pamuk gibi tekstil ürünlerini alması kararlaştırıldı.

O dönem için baharatların çok pahalı olmasından dolayı Hollanda daha karlı gibi gözükse de sonraki yıllarda tekstil ürünlerinin değeri inanılmaz derecede arttı. Böylece İngiltere daha çok zenginleşti. I.Elizabeth İspanya ve Portekiz’in köle taşıyan gemilerine saldırdı. Hatta  o dönemin en güçlü filosu olan ve İngiltere’ye çıkarma yapan II.Felipe emrindeki İspanyol Armadası İngilizler tarafından yakılmıştır. İspanyol Armadası’na karşı alınan bu zafer Britanya İmparatorluğu’nun temellerini atmıştır ve I.Elizabeth’in İngiliz tarihinde önemli bir yere sahip olmasında etkili oldu. I.Elizabeth daha sonrasında Amerika’dan Avrupa’ya gümüş, kürk vb. eşyalar getiren gemileri ele geçirmeye çalıştı. İspanya ve Portekiz bu duruma tepki gösterdi ve savaş başladı. Bu olaylar sonrasında I.Elizabeth’in yerine I.James geçti.

17.YY Sonrası İngiltere Tarihi

I.James ölene kadar İskoçya, İngiltere ve İrlanda krallığını beraber yürütmüştür. I.James yönetimindeki İngiltere 17.yy’ın başlarında Avrupa’da etkisizdi. İspanya ile barış imzalandı. 1707 yılında İngiltere ve İskoçya birleşerek Büyük Britanya Krallığını kurdular. I.James’ten itibaren İngiliz tarihinde  aynı hükümdar ama ayrı yasama organlarına sahip iki devlet bu kararla tek bir krallık çatısı altında birleşti. İngiltere, İspanyol sömürgesi olan Cebelitarık’ı ele geçirdi. Bunun nedeni ise Cebelitarık’ın  Akdeniz’in giriş kapısı olma özelliğine sahip olmasıdır. Bu sayede İngiltere  sömürme, alıp satma, insan ve afyon kaçakçılığı ve vergi alma imkanını elde etmiş oldu.

Britanya’daki kölelik karşıtı kişilerin artan eylemleri sonucu 1807 yılında köle ticareti kaldırdı. Köleliğin kaldırılması ise 1834 yılında gerçekleşmiştir. İngiltere kölelik resmi olarak kaldırıldıktan sonra bu faaliyetlerine devam etse de sonrasında bu ticaretten elde ettiği gelirlerde ciddi azalmalar yaşadı. Sonrasında Hindistan’ı ve Uzak Doğu’yu daha çok sömürmeye karar verdi. O bölgelerde yetiştirilen afyonları Çinlilere sattılar ve bu ürünler Çin’de çok fazla tüketildi. Bu sayede gümüş ve altın gibi değerli eşyalar sömürüldü ayrıca Çin’i İngiltere ile İngilizlerin çıkarları doğrultusunda ticaret yapmaya itti.

13 Koloni – ABD

İngiliz tarihinde ABD’deki 13 koloninin ilki 1607 yılında Virginia Company yönetiminde Jamestown kasabasında kurulmuştur.Jamestown’un kurulmasıyla başlanan ABD’deki sömürgecilik faaliyetleri ilerleyen yıllarda 12 koloninin kurulmasıyla tamamlanmıştır. ABD’den getirilen hayvan kürkleri, tütün, şeker gibi ürünler İngiltere’yi zenginleştirdi. Bunların yanı sıra İngiltere 13 koloniden vergi de alıyordu. Daha sonra İngiltere’nin Yedi Yıl Savaşları’na maddi destek için uygulamak istediği yeni vergiler 13 koloni tarafından hoş karşılanmadı. Bunun sonucunda koloniler isyan etmeye başladı. 4 Temmuz 1776 tarihinde Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi Thomas Jefferson önderliğinde yayınlandı. Bildirinin yayınlandığı bu gün Amerika Birleşik Devletleri’nde Bağımsızlık Günü olarak her sene kutlanmaktadır. İngiltere 13 koloni üstünde kontrolü kaybetti. İlerleyen süreçte bu 13 koloni birleşti ve İspanya ve Fransa’dan gelen maddi desteklerin yardımı ile ABD’yi kurdu. Britanya 1783 tarihinde Paris Antlaşması’yla ABD’nin bağımsızlığını tanımıştır.

Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk

Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk

1800 yılında Büyük Britanya Krallığı İrlanda ile birleşerek Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı’nı kurdu. İngiliz tarihi altın yüzyılı 1815-1914 arasında yaşadı. Amerika’daki kolonilerin kaybedilmesinden sonra Afrika, Asya ve Büyük Okyanus taraflarına yöneldi. James Cook Avustrulya’ya gönderildi. James Cook Avustrulya’nın doğu kıyısını keşfetti. Bu bölgeye ”Ceza Kolonisi” olarak mahkum gönderilmesi kararlaştırıldı. Bu mahkumların emeğinden faydalanıp yün ve altından önemli kazançlar elde etmişlerdir. Ayrıca Sanayi Devrimi de ilk olarak İngiltere’de başlamıştır. Bu devrimin İngiltere’de başlamasının başlıca nedenleri ise şunlardır: İngiltere kömür ve demir açısından zengin bir ülkeydi. İngiliz donanması o dönemde çok güçlüydü ve İngiltere en büyük sömürge devletlerden biriydi.

İngiliz tarihinde önemlil bir rol oynayan Sanayi Devrimi başladıktan sonra buharlı makineler, lokomotifler ve telgraflar (All Red Line)  gibi birçok alet üretilmeye başlandı. İngiltere, sömürge topraklarından ve kendi topraklarından geçen  dünya çapında bir haberleşme ve ulaşım ağı kurdu. Bu sayede iyi bir istihbarat ağı da kurabildi. Tren yollarının tamamlanması hammaddelerin çok daha hızlı ve sürekli taşınmasını sağladı. Bu gelişmeler ülke ekonomisinin ilerlemesinde çok etkili olmuştur. 1837-1901 yılları arasında hüküm sürmüş I.Viktoria dönemi İngiliz tarihinin zirvesi olarak kabul edilir. Birleşik Krallık için söylenen ”Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” sözü de bu dönemden itibaren kullanılmıştır. 1.Dünya Savaşı öncesi İngiltere için önemli bir tehlike haline gelen Almanya’nın yükselişi, İngiltere’yi Fransa, Japonya ve Rusya ile bir birlik oluşturmasına sebep olmuştur. 1.Dünya Savaşı sonrası İngiltere yaklaşık toplam 36 milyon km²  toprağa sahip oldular ve bunun yanı sıra sömürgeleriyle birlikte 450 milyon kişilik nüfusa ulaştılar.

İngiltere Nasıl Bu Kadar Güçlü Olabildi?

  • İngiltere bir ada ülkesiydi bu yüzden Avrupa’daki  mezhep çatışmaları ve din üzerindeki çatışmalar İngiltere’yi çok etkilemedi.
  • Taşımacılık ülke içine çok kolaydı.
  • Sömürge olarak denizcilik yaparak ulaşmak çok kolaydı.
  • Saldırılara karşı ülkeyi savunmak çok kolaydı çünkü  arada deniz var. Bu sayede savunmaya bütçe ayırmak yerine saldırıya bütçe ayırabildiler.
  •  İngiltere hammadde açısından zengin bir ülkedir.

2. Dünya Savaşı Sonrası İngiltere

İngiltere, 2.Dünya Savaşı’nı kazanan tarafta olmasına rağmen bu savaş sonrasındaki sonuçlardan çok faydalanamadı. Hatta savaşın bıraktığı ağır enkaz sonucu ABD’den 3.5 milyar dolar borç almıştır ve bu borcun geri ödemesi 2006 yılına kadar devam etmiştir. İngiltere 20.yy’dan itibaren gerilemeye başladı. 1922’de İrlanda, 1947’de Pakistan ve Hindistan bağımsızlıklarını elde ettiler. 1948’de İngiltere Filistin’den çekilme kararı aldı. Japonya Uzak Doğu’da ve Güney Asya’da topraklarını ele geçirdi. En son 1997 yılında Hong Kong Çin’e katıldı. İngiltere daha sonra eski sömürgeleriyle birlikte İngiliz Milletler Topluluğu adını verdikleri birliği kurdu. Bu topluluğun içinde bulunan 16 devlet Britanya Kraliyet ailesi yönetimi altındadır. Şu anda da Kraliçe II.Elizabeth İngiliz Milletler Topluluğu’nun başkanlığını yürütmektedir.

Bu yazımda dünya tarihine damgasını vuran ve büyük etkiler bırakan görkemli bir kültüre sahip olan İngiliz tarihini ele aldım. İngiliz milletinin oluşum sürecinden yakın tarihe ve arasında yaşanan İngiliz tarihindeki önemli olaylara olabildiğince değinmeye çalıştım. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

İlginizi Çekebilir: Kutsal Roma İmparatorluğu Tarihi

Dogukan makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: İngiliz Tarihi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.