İnsan ‘Yansıttığı’ Kadar Hayatta

Yansımaların dünyayı yönettiği çağ. Fotoğraflara güzel yansımak, odaklara yansımak, ”mutsuzluklara kahkaha ile mutlu yansımak” ; bu şekilde hiç bitmeyen yalan dünya sansürleri. Ne kadar gerçeğiz bu döngünün içinde, ne kadarı elimizde ipin? İpin ucu kaçtı, yakalamak zorlaştı mı, verdik mi yapaycılığın eline dünyayı? Zor mu geliyor gerçekçi olmak, insan seçtiğini değil yansıttığını yaşar mı diyeceğiz geleceğe?
Yapmacık dünyanın, aynadan yansıttıklarına duygularımızı verip, kendimizi kamera ışıklarına bırakmak ne kadar doğru? Her anımızı duygusuz bir şekilde fotoğraflamak. Anlar önümüzde bir oyuncak gibi, sağda solda. Bizse bu durumdan umarsızca zevk alıyoruz. Bu zamanda çoğu şey zevk için değil mi zaten?

Kendi dünyamızı insanlara sunarken, fotoğraflar o andaki duyguları da yansıtıyor mu?Mutluluklarımızı, mutlu anlarımızı çevremizdeki insanlarla paylaşmak isterken bir yandan tüm hayatımızı sergiliyor, elimizde olmasına rağmen hayatımızı sanal dünyanın şekillendirmesine izin veriyoruz. Çoğu insan bu sebeplerden şikayetçiyken, tüm nesilleri bu alemin içine sokuyor, bilmeyenlere de öğretiyoruz. Gözlemlediğimde bize kahkalarla yansıyan o güzel kadrajlı, efektli fotoğraflarda gerçek olan mutluluk çok az. Fakat o anın güzelliğine bizi inandıran insanlar Oscar ödülü hakedecek şekilde iyi oyuncu.

2 adam ilizyon.jpg
Sosyal medya bir illüzyon. Ucu bucağı olmayan bir podyumda, gösteriş severlerin verdiği pozlar ve bu sergilenen oyuna özenen seyirciler. Ne yazık ki mutlu görünmek için verilen çaba fotoğraflara yansımıyor.”Ördekler gölün üzerinde hiçbir çaba sarf etmiyormuş gibi, rahat süzülürler. Gölün alt tarafında kalan ayakları hızla çalışır ama dışarıdan bakınca belli değildir.”

Gerçekle alakası olmayan duyguların yansıtılmaya çalışıldığı fotoğrafları çekmek, o anın muhteşem olduğuna, çok mutlu olunduğuna ikna edilmek için gösterilen çaba; yani, suyun altında kalan kısımlar da kadraja alınsa, ‘ben evde böyle atletle sıkılarak oturuyorken, millet nasıl da eğleniyor!’ naralarıyla hiçbirimiz canımızı sıkmayız. O anlar kameralanıp, ölümsüzleştirilmek uğruna duyguları yok ederken verilen gülümseme çabaları, bizleri ‘ne kadar da mutlular’ diye düşüncelere daldırıp, halimizden şikayetçi olmaya ve kıskançlığa sürüklüyor.

boş bir kadın.jpg
Elimizde olan gerçekliği, yavaş yavaş yapaycılığın eline verirken duygularımızı sömüren sahtecilikle başa çıkamayacak bir halin içindeyiz. Herkes eğleniyor görünüyor, kimse fotoğraflardan başka bir şey paylaşmayı bilmiyor, daha iyi kameralarla daha iyi oyunlar çekiyor ve sunuyor dünyaya. Çağa ayak uydurmak olarak adlandırılan ve benim neyim eksik diyerek ayaklarını suyun altına sokup çırpınan, gençliğin önüne geçmiş; yaşlı kültürümüz.
Bu kadar gelişmiş, okumaya olan önemin artmış, insana kendini geliştirmesi için her türlü imkanın sunulmuş olduğu, özgürlüğün en önemli unsur olduğu bu çağda insanların yöneldiği özenilmiş hayatların; tamamen gerçekçilikten uzak olması dünyanın sonuna yaklaştırıyor bizi, istemeyerek.
Düşünce özgürlüğünün kahramanlar tarafından ellerimize verildiği bu dönemde, insan seçtiğini değil de, (kameralara) yansıttığını mı yaşayacak? Dünya olarak dönüp bakıyoruz da, insan aklı, hayali kadar değil de insan harbiden ‘yansıdığı kadar’ hayatta…

Beğendim! Patreonda Öğrenci Blogları desteklemek için bir saniyenizi ayırın!

ruhunaiyibak

Hadi Yoruma

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dönün
Tüm yazılar Öğrenci Bloglarına aittir. İzinsiz paylaşılamaz. 2019&Öğrenci Blogları
%d blogcu bunu beğendi: