Instagrammable Hayatlarımız

Herkese merhaba! Uzun bir ara verdiğim blog yazma işlerime genç ve dinamik bir öğrenci grubuna destek vermek ve biraz da iç sesimi susturup yazıya dökmek için geri dönüyorum.

İyi bir gözlemci ve bilinçli bir Instagram kullanıcısı olduğum için fark ettiğim bazı şeyleri bir yazı dizisi şeklinde anlatmak ve fikirlerinizi öğrenmek istediğim bazı konularda tartışmak istiyorum.

Bildiğiniz üzere sosyal medya araçları artık birtakım duygularımızı ya da gündelik heyecanlarımızı paylaşmak için seçtiğimiz yegâne uzuvlarımız haline geldi. Sabah gözümüzü açtığımız andan yatağımıza girene kadarki geçen sürede elimiz kaç kez telefonun ekranına gidiyor bilmiyoruz. Bu mecraların gün geçtikçe çeşitlenmesiyle birlikte insanların Facebook, Twitter, Instagram ve YouTube’da zamanlarının büyük bir bölümünü geçirdiğini biliyoruz.

adam ve gözlük

İlginizi Çekebilir : KARİYER MARATONUNDA AYAKTA KALMAK

Yalnız benim bu noktada bir sorum var. Bu mecralarda paylaşım mı yapıyoruz yoksa nispet mi? Özellikle Instagram’a bir giriş yaptığınızda bilinçli ve dirençli biri değilseniz telefon elinizden kolay kolay düşmüyor. O ne giyinmiş, nereye gitmiş, muhakkak incelememiz için çok uygun fiyatlı bir link bırakmış mı, o özel gecede acaba makyajında hangi ürünleri kullanmış? Açıkçası bir ara ben bu şeyleri normal ve dijitalleşme sürecinin bir parçası olarak görüyordum. Yani insanlar değişime kolay ayak uydurabilen, kaliteli içerik üreten, güzel giyinen, kayda değer tavsiyeler veren yahut gerçekten herhangi bir özelliği ile etkileme gücü olan kişileri takip ediyor sanıyordum. Çünkü ben öyle yapıyordum. Biraz daha geniş bir perspektiften dikkatli bakınca aslında bunun hiç de böyle olmadığını fark ettim. Eğer elinizde bir Channel çantanız varsa, YSL’nin ikonik ayakkabılarını takmışsanız ayağınıza, e bir de Trendyol’la anlaşmanız varsa insanların gözünde otomatik olarak “influencer” oluyorsunuz. İnsanların zaten dünyaya mal olmuş markalardan eşya alıp kendilerine yeni bir kimlik edinme ihtiyacı, diğerlerinden bu şekilde farklı olma isteğinin ileriki dönemlerde bu insanlar için psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceğini düşünüyorum. Etrafta bir sürü birbirinin aynısı olan insanlar (kadınlar arasında bu durum daha yaygın), en güzel, en bakımlı, en şık olma derdiyle birbiriyle yarışıyor. Kendilerini sadece kullandıkları eşyaları üzerinden tanımlayan, her gün birkaç çeşit kombin önerisi paylaşan ve şatafatın artık gündelik ufak heyecanlardan sayıldığı bu hayatların halini gördükçe düşünmeden edemiyorum. İşin üzücü yanı bunları elde etmek içinse bir sürü niteliksiz videolar ve çekilişler, kimi zaman ebeveynleri tarafından çocukların özel yaşam gizliliği ihlal edilerek çeşitli hallerinin çok normalmiş gibi afişe edilmesi ve güzel fotoğraflar için kredi kartlarını sonuna kadar doldurmak gerekiyor…

İnstagrammer
Instagrammer

İlginizi Çekebilir : Tüketim Çağı ve Bizlere Kattıkları (!)

Doğrusu insanların en büyük arzularından biri olan beğenilme iç güdüsü bugün öyle hale geldi ki önünü alamıyoruz! Tüketimin sadece tek bir link kaydırarak kolaylaşması, insanların fotoğraflarda gördüğü kişi kadar güzel olma ve parıltılı bir hayat yaşama hevesi, aslında telefon elden bırakıldığında insanı mutsuzluğa ve üzüntüye itiyor. Önümüzdeki günlerde Black Friday var. İndirim aslında ihtiyacımız olan şeyleri aldığımızda elbette güzel. Fakat sırf indirimde diye muz koyma kutusu almaya gerçekten gerek var mı?

Dörtnala bizler bir şeyler almaya ve tüketmeye çalışırken bazı şeyler de elimizden akıp gidiyor. Biraz geriye çekilmek, sadeleşmek isteyenler aslında bu vahametin farkında. Doğaya dönme telaşı, organik besinler tüketme furyası ve minimalist yaşam tarzları insanların az da olsa ilgisini çekmeye başlarken diğer yandan fotoğraflardaki hayatlara özenme, bir kafa karışıklığı ve yönünü tayin edememe sorununa yol açıyor. Çeşitli psikolojik destekler, eğitimler ve seminerlerle yavaş da olsa bu tersliği fark etmemiz, hayat kalitemize pozitif yönde etki yapacaktır.

Yazı dizimize yaptığımız bu kısa girişten anlayacağınız üzere sevgili okurlar, bir süre dijital medyadaki değişkenler, moda ve tüketici davranışları gibi konuları ince ince tartışacağız. Çağa ayak uydurmak, her şeye yetişebilmek amacıyla kaliteli geçiremediğimiz dakikalarımızı dilerim ki fark edelim ve dürüstçe bir şekilde kendi kendimizi terazinin kantarına koyalım.

Sevgilerimle…

İlginizi Çekebilir : TIP TARİHİNDE DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR İHMAL ” Thalidomide Faciası”

Beğendim! Patreonda Öğrenci Blogları desteklemek için bir saniyenizi ayırın!

merveecevit

Hadi Yoruma

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dönün
Tüm yazılar Öğrenci Bloglarına aittir. İzinsiz paylaşılamaz. 2019&Öğrenci Blogları
%d blogcu bunu beğendi: