İstanbul’daki Mimari Eserler

Herkese uzun bir aradan sonra tekrar merhaba . Bugün mimarlığa damgasını vurmuş bazı eserleri ele alacağız. Bildiğiniz üzere ülkemiz çok değerli mimari eserlerle dolu . Bugün yazımda İstanbul’dan bahsedeceğim. İstanbul rüya gibi bir şehir, sokaklarında gezerken hissettiğiniz duygu yoğunluğunu eminim hiçbir yerde yaşamamışsınızdır. Tarih kokan sokaklardan  yürürken kendinizden geçmeniz kaçınılmazdır. Hadi bu güzel eserleri beraber inceleyelim…

Beylerbeyi Sarayı ;

+1

Beylerbeyi Sarayı’nın bulunduğu bölgede yapılan ilk yapı II. Selim’in kızına ait olan saraydır. Beylerbeyi Sarayının yapımına kadar Ferahfeza Kasrı, Ferahabad Yalısı ve Şevkabad Kasrı gibi yapılar yine bu bölgede inşa edilmiştir. 1829 yılında buraya yapılan ahşap bina 1850 dolaylarında çıkan büyük yangınla yanmıştır. 1861- 1865 tarihleri arasında ise Beylerbeyi Sarayı Sarkis Balyan tarafından Abdülaziz için inşa edilmiştir. Bu sarayda yabancı konuklar ağırlanmış ve saray yazlık saray olarak kullanılmıştır. Saray İstanbul’da Osmanlı’dan günümüze ulaşmış önemli yapılardan bir tanesidir. Sarayın içinde; eşsiz hediyeleri, mobilyaları ve dahasını görmek mümkündür. Sarayın içi gerçekten etkileyicidir.

Süleymaniye Camii ;

99

1551-1558 tarihinde üretim yapan ve İstanbul’un en önemli camileri arasında yer alan Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan’a yaptırılmış. Mimar Sinan’ın “kalfalık eseri” olarak bilinen bu caminin, Sultan Süleyman’ın Balkan ve Avrupa zaferlerinin olduğu, bir vurgu mahiyetinde yapıldığı biliniyor. Mimar Sinan’ın pek çok sırla donattığı bu caminin 4 adet minaresi mevcut. Süleyman’ın bu minareler de, Süleyman’ın, İstanbul’un ardından fethinden sonraki 4. padişah oldu simgeliyor. Camide bulunan 10 şerefe ise Kanuni’nin 10. padişah olduğu vurgulanıyor. Caminin muhteşem akustiğinin, yapının içerisine yerleştirilen boş küplerle sağlanmış da benzersiz birinin birinilerinden biri. Ayrıca örümcek gibi böcekleri caminin dışarısında tutabilmek için ise yapının pek çok yerinde usul deve yumurtası da yerleştirilmiş.

Topkapı Sarayı;

98

Topkapı Sarayı İstanbul’un fethi ve Fatih Sultan Mehmet’in emriyle yapıldı. 1461 yılında yapılmaya başlanan yapı 14 yılda tamamlandı. Burada hanedan Üyeleri yaşamış ve devlet işleri odaları. Görkemli mimarlığında ve koleksiyonlarıyla mutlaka görülmesi gerekenler arasındadır.

Dolmabahçe Sarayı;

Dolmabahce-sarayi-640x361

İstanbul’un en görkemli ve büyüleyici saraylarından bir tanesi olan Dolmabahçe Sarayı 1856 yılında Sultan Abdülmecid Han’ın emriyle inşa edilmiştir. Saray Osmanlı İmparatorluğu’nun Topkapı Sarayı’ndan sonraki son 70 yılında ana saray olarak kullanılmıştır. Burada birçok yabancı devlet insanı ağırlanmış ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk burada yaşamış, vefat etmiştir. 1984 yılından beri müze olarak hizmet veren sarayı ve içindeki eserleri görmek mümkündür

Sultanahmet Camii ;

+96

Sultan I. Ahmet tarafından yaptırılan ve Türkiye’nin ilk altı minareli camisi olan Sultan Ahmet Camii dekorasyonunda yer alan İznik çinileri ile ‘’Blue Mosque’’ olarak da bilinmektedir. Eser İstanbul’un silüetini tüm görkemiyle süslemektedir. 1616 yılında tamamlanan caminin altı minaresi hakkında oldukça ilginç bir rivayet bulunmaktadır. Sultan I. Ahmet’in caminin minaresinin altın olmasını istemesi ‘’altı minare’’ olarak anlaşılınca caminin altı minareli yapıldığı söylenir.

Ortaköy Camii ;

+95

İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken Osmanlı yapılarından bir tanesi de Ortaköy Cami’dir. Sultan Abdülmecid tarafından 1853 yılında inşa ettirilen Ortaköy Cami Ortaköy semtinde yer almaktadır. Nigoğos Balyan tarafından yapılan yapı Boğaz’ın tüm renklerini taşıyacak şekilde dizayn edilmiştir.

Galata Kulesi ;

+94

Milattan sonra 528 yılında inşa edilen ve dünyanın en eski kulelerinden biri olarak bilinen Galata Kulesi, Bizans döneminde fener kulesi olarak yapılmış. İstanbul’u panoramik bir şekilde izleme imkanı veren kule, Osmanlı İmparatorluğu döneminde restore edilmiş ve yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmış. Galata Kulesi’nin tarih sayfalarında yer alan en önemli hikâyelerinden biri ise Hezarfen Ahmed Çelebi‘nin yaptığı kanat ile bu kuleden havalanıp Üsküdar Doğancılar Parkı’na iniş yapmış olması.

Ayasofya ;

+93

İstanbul’un önemli tarihi yapıları arasında yer alan Ayasofya’nın hikâyesi de en az kendi kadar özel. Üç kere aynı yerde inşa edilen Ayasofya, ilk olarak 4. yüzyılda Antik Çağ’dan kalma bir tapınağın üzerine kilise olarak yapılmış. Çıkan bir isyan sonrasında zarar gören ve 5. yüzyılda ikinci kez inşa edilen Ayasofya, 6. yüzyılda I. Jüstinyen’in daha görkemli bir yapı istemesi nedeniyle yıkılmış ve yeniden yapılmış. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle camiye dönüştürülen Ayasofya, harap halinden kurtulması için restore edilmiş. İlk minaresi Fatih Sultan Mehmet, ikinci minaresi II. Bayezid zamanında dikilen Ayasofya’nın diğer iki minaresi ise II. Selim döneminde yapıyı sağlamlaştıran Mimar Sinan tarafından eklenmiş. Cumhuriyetin ilk yıllarında müzeye dönüştürülen Ayasofya, günümüzde de müze olarak ziyaretçileri ağırlıyor.

Kız Kulesi ;

+92

Üsküdar’da, Roma İmparatorluğu döneminden bugüne kalmış tek tarihi eser olan Kız Kulesi; küçük bir adaya inşa edilmiş ve tarihi milattan önceki yıllara dayanan bir kule. Kim tarafından inşa ettirildiği net olarak bilinmeyen Kız Kulesi’nin inşa edilme amacının boğazdan geçen gemileri denetlemek olduğu düşünülüyor. Yani kulenin tarihi hakkında kesin bir bilgi olmasa da pek çok efsane bulunmaktadır. Bunlardan en bilineni ise şöyle: Dönemin kralına, bir kâhin tarafından kızının öleceği söylenince kral da kızını tehlikelerden korumak için Kız Kulesi’ni inşa ettirmiş ve kız bu kulede yaşamaya mecbur kalmış. Ancak kuleye gelen bir yemek sepetinin içerisinde bulunan yılan, prensesi öldürmüş. Yani tüm önlemlere rağmen kız, kaderinden kaçamamış. Osmanlı döneminde fener, sürgün yeri ve karantina bölgesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılan Kız Kulesi, günümüzde restoran olarak hizmet veriyor ve tarih ile İstanbul manzarasını birleştirerek ziyaretçilerine eşsiz bir görüntü sunuyor.

Üsküdar’da, Roma İmparatorluğu döneminden bugüne kalmış tek tarihi eser olan Kız Kulesi; küçük bir adaya inşa edilmiş ve tarihi milattan önceki yıllara dayanan bir kule. Kim tarafından inşa ettirildiği net olarak bilinmeyen Kız Kulesi‘nin inşa edilme amacının boğazdan geçen gemileri denetlemek olduğu düşünülüyor. Yani kulenin tarihi hakkında kesin bir bilgi olmasa da pek çok efsane bulunmaktadır. Bunlardan en bilineni ise şöyle: Dönemin kralına, bir kâhin tarafından kızının öleceği söylenince kral da kızını tehlikelerden korumak için Kız Kulesi’ni inşa ettirmiş ve kız bu kulede yaşamaya mecbur kalmış. Ancak kuleye gelen bir yemek sepetinin içerisinde bulunan yılan, prensesi öldürmüş. Yani tüm önlemlere rağmen kız, kaderinden kaçamamış. Osmanlı döneminde fener, sürgün yeri ve karantina bölgesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılan Kız Kulesi, günümüzde restoran olarak hizmet veriyor ve tarih ile İstanbul manzarasını birleştirerek ziyaretçilerine eşsiz bir görüntü sunuyor.

 

Beğendim! Patreonda Öğrenci Blogları desteklemek için bir saniyenizi ayırın!

asudeecu

Hadi Yoruma

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dönün
Tüm yazılar Öğrenci Bloglarına aittir. İzinsiz paylaşılamaz. 2019&Öğrenci Blogları
%d blogcu bunu beğendi: