Kader: Dünyada En Çok Suistimal Edilen Konu

Kader, birçoğumuz için kavraması güç olan ve soyutluğu nedeniyle mantık yürütmeyi imkânsız kılan bir kavramdır. İnsanların hür iradelerinden emin olmalarına karşın ilahi bir güç tarafından önceden belirlenmiş bir hayatı yaşıyor olduklarını kabul etmeleri gerçekten çok uzun zaman alıyor; çoğu zaman insanlar kader kavramını tamamen bir saçmalıktan ibaret görüyorlar. Benim bu konuya yaklaşımım ise biraz daha farklı. Kader kavramı ile ilgilenmemin nedeni sürprizlerle dolu olması.

Spor müsabakalarında spikerlerin “El ile yazılsa bu kadar olmazdı.” şeklinde kullandıkları tabir kaderi çok iyi anlatır. Gerçekten de hayatımızda başımıza gelen bazı olaylardan sonra dönüp baktığımızda “Bu kadar da olmaz.” deriz istemsizce. Bu kalıplaşmış sözlerin söylenmesinin tek nedeni bazen kaderimizin bize akla ve mantığa sığmayacak olayları sanki her şey sıradanmış gibi yaşatmasıdır. Yıllarca üstünde çalışılmış bir hırsızlık planı veya en iyi senarist tarafından yazılmış bir film senaryosu bile kaderin birtakım olayları kurgulama ve bir araya getirme yetkinliğine yaklaşamaz bile. Kaderin içeriği ve nasıl işlediği ile ilgili bu kadar düşünce ile boğuşurken, yakın zamanda okuduğum “Kırmızı Saçlı Kadın” adlı eser kaderin ne kadar büyüleyici olabileceğini bir kere daha hatırlattı bana. Orhan Pamuk’un fikrimce en başarılı eserlerinden biri olan roman, farklı bakış açılarından aynı olayın incelenmesi sonucu kaderin çok boyutlu yapısını gözler önüne seriyor.

Hayatımızda yaşadığımız sayısız olayın içinden bazılarını hayata gözlerimizi yumduğumuz güne kadar asla unutmayız. Bunun nedeni geriye dönüp bakıldığında bazı yaşanmışlıkların sonuçlarının hayatımıza yön vermiş olmalarıdır. Bu önemli anların ortak özellikleri, tecrübe edilirlerken önemlerinin fark edilememesidir. İnsanoğlu hayatın durmaksızın akan deresinde çırpınırken genellikle durup düşünme yetisini kaybeder. “Kırmızı Saçlı Kadın” adlı romanda da Cem adlı karakter kendisinden yaşça çok büyük olan evli bir kadınla ilişkiye girerken ya da babası gibi gördüğü ustasını dibi görünmeyen bir kuyuda yaralı bir halde bırakıp, kaçıp giderken düşünceleri ile değil, arzuları ve içgüdülerine yenik bir şekilde hareket etmiştir.

Cem, bu iki olayı tecrübe ederken ileride hayatını nasıl etkileyebileceğini hesaba katmamış ve anın tadını çıkarma felsefesi ile hareket etmiştir. Yaşadığımız olayları tecrübe ederken önemini kestiremememize ek olarak, kaderin bize gelecekte geçmişimizi nasıl hatırlatacağını da kestiremeyiz. İnsanlığın doğasında olan yanlış yapma konusu kaderimizi belirleyen ana unsurlardan biridir. Yaptığımız yanlışlar ne kadar kötü olursa olsun, sürekli aklımızı kurcalamaması için evrimsel süreçte beynimiz bizi yeryüzünde en çabuk unutabilen canlılardan biri haline getirmiştir.

Bu nedenle insanların geçmişlerini geleceklerini daha iyi inşa edebilmek için görmezden geldiği çok sık görülmektedir. “Herkes gibi olmak için her şeyi unutup hiçbir şey olmamış gibi yapmalıydım.” (s96) cümlesi bu konu hakkında çok başarılı bir tasvir yapmaktadır. Ancak kader ödemesini almadan hesap kapamayan bir bakkal gibidir. Geçmişte yaşattıklarını o bireye yaşatmadan bu dünyadan yollamaz. Romanda yaptıklarını ardında bırakarak yeni ve çok başarılı bir hayat kuran Cem’in kapısını geçmişi çalar. Kaybettiği babasının cenazesinde tanıştığı adamla başlayan kaderin hesaplaşması, Cem’in kurduğu şirketin itibarsızlaşması, ilişki yaşadığı kadının babasının sevgili olduğunu öğrenmesi, doğup büyüdüğü köyün halkı tarafından kötü görülmesi ve en son ustasını zor durumda bıraktığı gibi bir kuyuda kendi oğlu tarafından öldürülmesi ile son buluyor.

Bu inanılmaz döngü üstünde düşünüldükçe insanın akıl sağlını yitirmesi olağan gözüküyor. Hayatı boyunca verdiği kararla hayatına şekil veren Cem, ne yazık ki kendi sonunun da hikayesini yazdığının farkına varamıyor. İnsan hayatı iniş ve çıkışlardan oluşan, bol dönemeçli ve çetin bir serüven. Başımıza gelen her olay bir sebepten dolayı başımıza geliyor ve zamanın akışına etki ediyor. Kaderimiz bizle alay edercesine her geçen gün yeni tecrübeler yaşatırken aynı zamanda geçmişte verdiğimiz kararları hatırlatıyor. Orhan Pamuk’un ustalıkla kaleme aldığı “Kırmızı Saçlı Kadın” adlı eseri, hayatın ne kadar karmaşık bir serüven olduğu ile ilgili iyi bir örnek. Bu romanı okuduktan sonra daha dikkatli kararlar vermeye çalışıyorum doğrusu. Kim bilir, belki verilecek bir yanıt, yazılacak bir sözcük benim hayatımı kökünden değiştirecek…

Referans: Pamuk, Orhan “Kırmızı Saçlı Kadın” Yapı Kredi Yayınları, 2016

Beğendim! Patreonda Öğrenci Blogları desteklemek için bir saniyenizi ayırın!

yvzerl

Hadi Yoruma

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dönün
Tüm yazılar Öğrenci Bloglarına aittir. İzinsiz paylaşılamaz. 2019&Öğrenci Blogları
%d blogcu bunu beğendi: