Kara Kutu, sadece uçaklarda olmalı!

Merhaba. Birazdan okuyacağınız yazı hepimizin gündemine oturmuş olan popüler bir roman ile ilgili olacak. Bahsetmek istediğim konular, hiçbir görüşü savunmak amacıyla değil, kendi fikirlerim ve dayanak noktalarım üzerine oluşturulmuştur. Keyifli okumalar.
Öncelikle şunu belirteyim, roman gerçekten çok ilginç bir anlatıma sahip. Saldırgan desek değil, savunucu değil, hatta çoğu okuru memnun edecek tarzda. Rahatsız edici olarak değerlendirilebilecek tek yönü, “komplo teorileri” üzerinden ilerliyor olması. Her sektöre işlemiş, hatta evlerimizin içine kadar girmiş bir değişimin yansımalarından bahsediliyor fakat işin bana ve gözlemlediğim birçok yazara göre komik olan tarafı burada başlıyor;

Vakalar…

Bir yanlış, tüm doğruları siler mi? Cevabınızı kendinize saklayın çünkü ben burada hayırı kabul edeceğim. Çünkü genellikle zıt düşünceye sahip insanların fikirlerini değiştirmek zordur ve ben de muhtemelen ‘evet’leri hayır yapamayacağım. Şimdi bu durumu hemen kitabımıza bağlayalım isterseniz. Eğer bir sorunun gidişatını düzeltmek istiyorsanız, eleştiri bunun çok haklı bir yoludur. Fakat ben burada en çok şu nokta üzerinde durmak istiyorum, neden sadece negatife odaklanıyoruz? “Örnek için çok uzağa gitmemize gerek yok,ülkemizde de birçok kanatlının telef edildiği ‘kuş gribi‘ vakaları (ilk örneklerini 1918’de veren hastalık, farklı salgınlara yol açmış ve yıllar içinde sürekli mutate olarak gelişim göstermiştir. Ülkemizde son 10 yıldır hiçbir vaka rapor edilmemiştir-elbette aşı sayesinde- ama virüs hala dönüşüm geçirmeye devam etmektedir.) herkesi korkutmştu fakat aslında bu asılsızdı. ” dememi beklemeyin benden çünkü bu çok eksik olur ve işin sadece yanlış yönlerini belirginleştirmiş olurum.

hastane

İlk olarak  kuş gribi virüsünün çok hızlı şekilde mutasyona uğradığı bilgisinden faydalanacağız. Virüsün mutasyona uğruyor olması demek, her seferinde farklı bir tedavi yolu izlemek gerektiği anlamına gelir ve bu süreci zorlaştırır. Bu süre zarfında da karantina altına alınma gerçekleşmediyse virüs hızla yayılır ve salgına dönüşür.

(Not:Tıbbi olarak bakteriyel enfeksiyonların tedavisi, viral olanlara nazaran daha kolaydır. Televizyonda sürekli kamu spotlarıyla bilgilendirilmeye çalışılma sebebimiz, antibiyotiklerin sadece bakterilere etki ettiğidir ki her antibiyotik kullanımı, patojen özellikli bakterilerle birlikte bizim ihtiyacımız olan bakterileri de yok etmekte ve bu yolla immün sistemimize zarar vermektedir. Virüslerden korunabilmemiz için aşı olmak, şu an için en doğru seçenektir.)

Acaba mı ki?

Eğer kuş gribi için doğru önlemler alınmış olsaydı ve kümes hayvanları doğru koşullarda barınsa ve düzenli şekilde aşıları yaptırılsaydı, bu durumla karşılaşma olasılığı çok daha düşük olurdu. Tüm bunları anlatma sebebim şu aslında, bu kitapta en çok karşı çıkılan tıbbi uygulama aşı. Ve aşının bize sağladığı sayısız yarardan biri, salgınları en düşük seviyede tutmak. Daha da önemlisine gelecek olursak, ölümcül hastalıkların kökünü kazımak.

Herkesin bildiği gibi, birkaç on yıl öncesine kadar toplumdaki en ciddi hastalıklardan biri olan çocuk felci, son yıllarda neredeyse hiç görünmüyordu.(2016 yılında dünya genelinde 37 vaka görülmüş.)Fakat gelin görün ki, son 5 yıllık süreçte, insanlar “bilinç” adı altında sadece kendilerini değil tüm toplumu riske atmaya başladı. Aşı reddi tırmanış gösteriyor ve sebebi de, aşının oluşturabileceği yan etkiler. Yetişkinlerin bu kadar anlamsız bir karar vermesi mantıksız görünse de, sebep çocukları konusunda objektif bir tutum sergileyememeleri ve küreselleşen dünyada medyanın yeri diye düşünüyorum.

igne

Öğrendiğimiz bilgiler acaba öğrendiğimiz gibi mi?

Artık her kişi, her bilgiyi çevrim içi dünyada sorgulatıp doğruluğundan emin olabiliyor.(mu acaba?)Sorgulama kısmına gelirsek, sizce aşı söz konusu yazarın düşündüğü gibi kapitalist bir tuzak mı?(Hoş, değerli yazarımız tüm kitapta anlattığı düşüncelere zıt olarak, aşı olmaya karşı olmadığını belirtmiş bir yerde fakat kitabın genel gidişatı, kendilerinin bilinçsiz olduğunu fark etmeyen bilinçsiz toplum kesiminin, yaptıkları konusunda haklı olduğunu düşünebileceği bir anlatım.)

Hepimizin sol kolundaki o aşı izleri; bizleri gerçekten  kızamık, kabakulak, boğmaca, difteri olmak konusunda korudu mu? Eğer aşı olmazsak aşı üretim dünyası zarar göreceği için mi aşı zorunlu gibi gösteriliyor, bunları düşünmek size kalmış. Aktardığım bu bilgiler, başta da size söylediğim gibi, kanıtlanmış gerçekleri kendi yorumumla sunuşumdur. Hepimiz kendi içimizde bunu sorgulamalı ve her hata gördüğümüz noktada komplo teorisi üretmeliyiz (!) Okuduğunuz için teşekkürler, gözünüz buraları aradıkça tekrar görüşmek dileğiyle…

İlginizi Çekebilir : Pazarlamanın Yapı Taşı: Marka

 

124

Bu içeriği beğendiniz mi?

Beğendim! Patreonda Öğrenci Blogları desteklemek için bir saniyenizi ayırın!

Ceren Yalçın

Bilgiye aç olmadan, ilerlemek mümkün olamaz. Keyifli okumalar.

Başa dön
Tüm yazılar Öğrenci Bloglarına aittir. İzinsiz paylaşılamaz. 2019&Öğrenci Blogları
%d blogcu bunu beğendi: