Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Karlofça Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Avusturya’nın başı çektiği Avrupalı İttifak Devletler arasında imzalanmış bir antlaşmadır. Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti Avrupa’nın içlerinden Balkanlara doğru çekilmek zorunda kalmıştır. Ve aynı zamanda Osmanlı Devletinin ilk büyük mağlubiyet antlaşması olan Karlofça Antlaşması 17. Yüzyılın son büyük antlaşması olmuştur.

17.Yüzyılda Osmanlı ve İttifak Devletler Arasındaki Durum

Osmanlı Devleti 16. Yüzyılda dünyanın sayılı güçlerinden birisi olmayı başarmıştır. Nüfus, teknoloji ve ticaret gibi konularda Avrupalı devlerin gerisinde kalmayan devlet elindeki toprakları da kullanarak birden fazla büyük başarı elde etmiştir. 16 ve 17. Yüzyılda Osmanlı Avusturya savaşları iki devletinde ilerlemesini durdurmuştur.

16. Yüzyılda Osmanlı Devleti Avusturya üzerinde hem siyasi hem askeri güce sahipken 17. Yüzyılda dünya düzeninin de değişmeye başlaması ile bu üstünlük Avusturya’ya geçmiştir. Doğu Avrupa’nın bir diğer gücü ise Lehistan’dır. Leh Krallığı günümüz Polonya ve Batı Slav topraklarının tamamına yakınını kontrol etmiştir. 17. Yüzyılda Avusturya ve Rusya ile yapmış oldukları bölgesel savaşlar ile güçlenen Lehistan, Kuzeyde de İsveç Krallığı ile mücadele etmektedir.

Doğu Avrupa egemenlik ve hâkimiyet sahasında bir diğer güç ise Venedik’tir. Venedik Cumhuriyeti Antik Çağdan 17. Yüzyıla kadar çeşitli fraksiyonlar ile Akdeniz ticaretini kontrol etmişlerdir. Koloniler sayesinde Ege adalarına da hakim olan Venedikliler, Kıbrıs ve Rodos’un Osmanlı hakimiyetine geçmesi ile Osmanlı’ya karşı ittifak arayışına girmişlerdir. Ceneviz ve Venedik gemileri sürekli Osmanlı donanmasını tehdit etmeyi başarmıştır.

Bu sebeple Osmanlı Devleti olası bir savaş durumunda Venedik donanmasından kurtulabilmek için Cenevizlere yüksek oranda gümrük indirimleri uygulamışlardır. 1680’li yıllara gelirken Avrupa’nın doğusunda Rusya, Lehistan, Osmanlı, Avusturya ve Venedik gibi güçler birbiriyle çekişme halindeydi.

Osmanlı ve Avusturya Çekişmeleri

Osmanlı Devleti 17. Yüzyılın ilk yarısından sonuna kadar Avusturya ve Lehistan ile birçok askeri mücadeleye girmiştir. Bu süreçte Girit ve bazı küçük çaplı adalarda ise Venedik ile savaşan devlet, ülke içerisinde çıkan Celali ayaklanmaları ile zor bir durumda kalmıştır. Avrupa’nın yükselen gücü Avusturya Habsburg Hanedanlığı ile güç kazanmaya devam ederken, Osmanlı ise eski ihtişamlı günlerinden uzak kalmıştır.

Ülke içerisinde siyasi bir birlik sağlanamamış, padişahların sancak ve tecrübe kazanmalarının önüne geçecek kanunlar uygulanmıştır. Sultan I. Ahmed ile birlikte sancağa çıkma kaldırılarak yerine kafes sistemi geliştirilmiştir. Ayrıca kardeş katli de kaldırılınca sistem, Ekber ve Erşad şehzadenin tahta geçmesini öngörmüştür. Bütün bu gelişmeler ve Osmanlı kapıkullarının zam istekleri devletin askeri, ekonomi bütün kanadını çökertmiştir.

Anadolu ise Celali İsyanları ile çalkalanırken, Tımarlı Sipahi gibi yerel güçler isyancılara katılmaya başlamıştır. Bu durum Devletin Anadolu’yu kontrol etmesini olanaksız hale getirmiştir. Osmanlı Devletinde bu gibi durumlar yaşanırken, Avusturya Protestanlık mezhebinin yayılmasını önlemek amacıyla bir dizi savaşlar vermiştir. En sonunda Avrupa’da 30 yıl Savaşları patlak verince güçlenen Avusturya kan kaybetmeye başlamıştır. 1640’lı yıllarda Osmanlı ile kafa kafaya mücadele verebilecek olan Avusturya İmparatorluğu 1680’li yıllarda o gücünden yoksun kalmıştır.

Bu sebeple Doğudaki düşmanına karşı Lehistan’ı kendisine müttefik olarak görürken, Batıdaki düşmanlarına karşı güçlü bir müttefik bulamamıştır. Fransa ve İngiltere’nin kıta Avrupa’sındaki yükselişi Avusturya ve Osmanlı gibi eski kurt Devletleri güçten düşürmüştür. Osmanlı Devleti ise kendisine Avrupa’da sürekli bir müttefik arayışına gitmemiştir.

18. Yüzyılda İsveç ile geçici anlaşmalar yapan Osmanlı Avrupa’daki kalıcılığını 17. Yüzyılda tek başına savunmaktaydı. Olası bir Haçlı İttifakını beklemeyen Devlet 17. Yüzyılda hazırlıksız yakalanacak ve bu devlet için sonun başlangıcı olacaktı.

2.Viyana Kuşatması
2.Viyana Kuşatması

2.Viyana Kuşatması

Osmanlı Devleti 1670’li yıllarda Ruslar ile ilk defa ikili çatışmalara girmiştir. Bunun sonucu olarak Kazak Atamanlığı Osmanlı ve Rusya arasında bölünürken bu iki devlet Atamanlık üzerinde hak iddia etti. Bu gelişmeler ışığında 1680 yılında Sultan IV. Mehmed bir ordu toplanmasını ve nihai bir Avrupa seferine çıkılmasını emretti.

Bunun başlıca sebebi Macaristan topraklarında yaşayan Ortodoks halka Avusturyalılar tarafından baskı yapılmasıydı. Sultan Mehmed hem Avusturya’nın Macaristan üzerindeki hâkimiyetini kırmak hem de Rus ve Lehlere gözdağı vermek amacıyla 1682 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşayı Yanıkkale ve çevre kaleleri zapt etmesi için görevlendirdi. Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte hızla Macar topraklarına yakın bölgelere akınlar yaptı.

Ordugâhında savaş divanını toplayan Merzifonlu padişahın emrettiği Yanıkkale’yi kendisi almak yerine küçük bir birlik ile kuşatmayı ve bütün lojistik imkânlarını Viyana kuşatmasına kullanmak istedi. Lehistan ve Avusturya arasındaki anlaşmadan haberi olmayan Mustafa Paşa iki ateş arasında kalacağını bilmeden Viyana’ya yürüdü.

Lehistan ise Sobieski komutasında Avusturya’ya yardım götürmek için hazırlıklarını tamamladı. Bu sırada Ruslar da fırsattan istifade etmek amacıyla Osmanlı Devletine savaş ilan etti. Osmanlı Devleti 1683 yılında Viyana’yı kuşattı. Lakin topların menzil ve hacim yetersizliği sebebiyle kale burçlarını düşürmeyi başaramadı.

Ordunun ikmal yollarının da Leh Kralı tarafından kesilmesi ile iki ateş altında kalan Ordu Viyana önlerinde bozguna uğradı. Merzifonlu ordusunu çekerken büyük kayıplar verdi. Payitahta ulaşan yenilgi haberi üzerine Kara Mustafa Paşa idam edildi. 1683 yılında alınan bu bozgun ile devlet toparlanamayınca Avusturya ve Leh orduları Türk topraklarına girdi.

Ruslarında Akkerman’a ulaşması ile devlet savunma yapmak için Tuna Nehri boyunca hendekler oluşturdu. Lakin bu sırada Venediklilerin Girit intikamı için Mora’ya çıkarma yapması ile devlet 3 ateş arasında kaldı.

Osmanlı- İttifak Savaşları

Osmanlı Devletinin Viyana Bozgunu ile geri çekilmeye başlaması ve 1699 yılında imzalanacak Karlofça Antlaşması sürecine kadar devam eden Kutsal İttifak- Osmanlı savaşları devletin kan kaybetmesine neden olmuştur. 1683-99 yılları arasında İttifak orduları ile girişilen 4 büyük muharebede de kaybeden Osmanlı Devleti Balkanlardan tamamen atılmamak adına koşulsuz barış teklif etmiştir.

Lehistan ve Avusturya ordularının ilerleyişini durduramayan devlet Venedik donanmasının ise Mora’da hareket etmesi ile bir nevi ambargoya alınmıştır. Ruslar ise hızlı ve çevik hareketler ile Akkerman çevresini zapt edince devlet tamamen sıkışmış oldu. 1683-1695 yılları arasında yaşanan savaşlarda devlet kaybettiği kaleleri geri zapt etmek amacıyla akınlarda bulunmuştur.

Özellikle bu süreçte Belgrad sık sık el değiştirmiştir. 1689 yılında yapılan barış görüşmeleri sonuçsuz kalınca devletler 1690 yılı savaş mevsiminde tekrar karşılaşmıştır.

16 yıllık kesintisiz savaş dönemi olarak bilinen Osmanlı – İttifak savaşları Zenta Muharebesi ile sonuca bağlanmıştır. Sadrazam Elmas Paşa ordusu ile Avusturya’yı mağlup edip Osmanlıyı tekrar toparlamak istemekteydi. Bu sebeple Tizsa yakınlarında Avusturya ordusu ile karşılaşan Elmas Paşa onları sarmak amacıyla cebri yürüyüş ile köprü üzerinden nehir akışının karşısına geçmek istemiştir.

Lakin bunu öğrenen Prens Eugene ordusunu Osmanlı’nın arkasında tutarak Osmanlı askerleri köprüden geçerken onlara saldırdı. Bu saldırılar sonucunda köprü arasında sıkışan Osmanlı askerleri kesin bir mağlubiyet aldı.

Elmas Paşa öldürülerek mührü alındı. Mührü Avusturya Sarayına götürülürken, Osmanlı ordusunun kaybı 30.000 dolaylarındaydı. Zenta mağlubiyeti Karlofça Antlaşması için gerekli tüm şartları İttifak güçlerinin eline geçirmiştir. Zenta mağlubiyeti ardından Devletler görüşmelere başladı. Ve 1699 yılında Osmanlı Devleti ile Karlofça Antlaşması imzalandı.

Karlofça Antlaşması

Osmanlı Devleti ile Avusturya’nın başı çektiği İttifak devletleri arasında imzalanan Karlofça Antlaşması bugün Sırbistan’ın bir kasabası olan Karlofça ’da imzalanmıştır. Savaşın taraflarından olan Lehistan, Venedik ve Avusturya Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti üzerinde önemli bir güç göstergesinde bulunmuştur. Osmanlı devleti adına ise Karlofça Antlaşması bir sonun başlangıcı olmuştur.

Devletin nihai bir geri çekiliş politikası izlemesine neden olmuştur. Karlofça Antlaşması maddeleri şu şekildedir.

  • Timişvar ve Benet dışında bütün Macaristan ve Erdel toprakları Avusturya’ya bırakılmıştır.
  • Ukrayna ve Podolya Lehistan Krallığına bırakılmıştır.
  • Mora ve Dalmaçya kıyıları Venedik Cumhuriyetine bırakılmıştır.
  • Osmanlı Devleti Macar ve Korfu üzerindeki haklarından vazgeçmiştir.
  • Akkerman sınırı Ruslarla yapılacak ayrı bir antlaşma için tarafsız bölge ilan edilecektir.
  • Karlofça Antlaşması 25 yıl süreyle Avusturya garantörlüğüne bırakılmıştır.
Karlofça Antlaşmasının Sonuçları
Karlofça Antlaşmasının Sonuçları

Karlofça Antlaşmasının Sonuçları

Karlofça Antlaşması imzalandığı tarihten itibaren yürürlüğe giren bir antlaşma olmuştur. Osmanlı Devleti kaybettiği topraklar sebebiyle önemli bir nüfus ve toprak kaybı yaşamıştır. Tarihçiler Karlofça Antlaşması için Osmanlı mutlak geri çekilişinin başladığını yazmaktadırlar. Devlet Karlofça Antlaşması ile kaybettiği Macar topraklarına bir daha girememiştir.

Bu antlaşmasının imzalanmasını isteyen Avusturya ise İspanya Veraset Savaşları ve Fransa ile giriştiği mücadele sebebiyle kan kaybetmemek adına daha fazla toprak talep etmemiştir. Savaşın sonuçlarından memnun olan diğer taraf ise Venedik olmuştur. Venedik Mora ve Dalmaçya kıyılarında ticari faaliyetlerine vergi ödemeden devam etmiştir. Bununla birlikte Osmanlı donanmasına da tehdit unsuru olarak Donanmasını Ege’ye zincirlemiştir.

Değerlendirme

Osmanlı Devletinin ilk büyük toprak kaybı olan Karlofça Antlaşması, devletin prestij ve düzen kaybına da yol açmıştır. Osmanlı Devleti Avrupa’nın iç kesimlerinden tamamen doğusuna atılmıştır.

En geniş batı sınırlarına 17. Yüzyılda ulaşan devlet yine 17. Yüzyılın sonunda bu geniş sınırlarda Belgrad ve çevresi dışında hâkimiyetini yitirmiştir. Ruslarla yapılacak olan antlaşma sonucunda ise Kırım ve Kazaklarla olan bağlantısı kopan devlet 18. Yüzyılda tamamen kaybedeceği Kırımla ilk ayrılığını yaşamıştır. Fatih Sultan Mehmed ile Osmanlıya bağlanan Kırım ilk defa Osmanlıya bu denli karşı hareketlerde bulunmuştur.

Sonuç olarak bakacak olursak Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti için kargaşanın tamamen başladığı ve Avrupa’nın gerisinde kalındığının idrak edildiği bir antlaşma olmuştur.

İlginizi Çekebilir: Osmanlı Tarihi

https://www.linkedin.com/in/muharrem-%C3%B6v%C3%BCn%C3%A7-%C5%9Fahin-b59020216
Muharrem Övünç makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Karlofça Antlaşması Nedir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.