Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Önceki yazımızda John Bowlby’nin Bağlanma Stilleri hakkında temel bir bilgilendirme yapmış, henüz bebeklik yıllarında anne ile kurulan ilişkinin; yetişkinlik dönemlerimizde kurduğumuz ilişkilerimizi etkilediğini belirtmiş ve bu stillerden yalnızca biri olan Kaçıngan Bağlanma Stili hakkında detaylı bilgi vermiştik.

Bu yazıda ise Güvensiz Bağlanma Stillerinden ikincisi olan Endişeli ya da Kaygılı Bağlanma Stili olarak geçen Bağlanma Stilini ele alacağız.

‘’Başka insanların yakınlaşmak konusunda benim kadar istekli olmadığını fark ediyorum.’’

‘’Genelde ilişkilerimde partnerimin beni çok sevmediğini düşünüyor ya da partnerimin artık benimle vakit geçirmek istememesinden endişe ediyorum.’’

‘’Partnerimle çok yakınlaşmak istiyorum ve bu isteğim genellikle karşı tarafı korkutuyor.’’

Yukarıda yer alan cümlelerden biri ya da birkaçı size tanıdık geliyor, bir ilişki kurarken hissettiğiniz duyguları yansıtıyor ise Kaygılı Bağlanma Stiline sahip bir birey olduğunuz çıkarımını yapabiliriz.

Kaygılı Bağlanma Stilini Anlamak

Kaygılı Bağlanma Stiline sahip kişilerin bebeklik ve çocukluk döneminde anne yani ‘bakıcı’ rolünü üstlenen insan ile kurduğu iletişime baktığımız zaman; Annenin bu kişiye belirli dönemlerde yoğun sevgi gösterdiği belirli dönemlerde ise bu kişiden uzaklaştığını görüyoruz. Bunun nedeni genellikle annenin çocukluğunda öğrendiği ‘yanlış sevgi dili’ olduğunu söyleyebiliriz. Sevgiyi çocukluk dönemlerinde bu şekilde öğrenen bir anne ilerleyen yıllarda bebeğine de bu yöntem ile yaklaşıyor. Kuşaktan kuşağa geçen sevgi aktarımı ‘hasarlı’ ya da ‘kusurlu’ diye tabir edeceğimiz bir şekilde kendini gösteriyor.

Böylece bakıcı rolü üstlenen anne, duygusal açlığı sevgi ile karıştırıyor ve duygusal açlığını bebeği ile karşılamaya çalışarak ona yoğun sevgi gösterileri sunuyor. Bunu abartılı sevgi şovları, duygusal olarak fazla yakınlaşma, çocuğun kişisel alanına girme, çocuğun mahrem yerlerine dokunma gibi olaylar ile sergiliyor. Ancak bu geçici bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Sürekli olarak sevgi görmeyen, annesini düzenli olarak yoğun bir sevgi gösterisi ve aşırı ilgisizlik ikileminde gören çocuğun kafasında soru işareti oluşuyor.

‘’Annem buraya geliyor; beni çok seviyor, sonra ortadan kayboluyor ve sevgisini geri çekiyor.’’

Annenin bu tür davranışlarının başka bir sebebi de annenin psikolojik duygu durumu oluyor. Örneğin, annenin depresyonda olması ya da diğer psikolojik rahatsızlıklar anneyi bu ikileme sürüklüyor. Böylece çocukta kafa karıştırıcı sinyaller ortaya çıkıyor. Sevginin ne zaman geleceğini ve ne zaman gideceğini anlayamayan çocuk, korkmaya başlıyor. Kafasında şu düşünce ile hareket ediyor: ‘’Hiç beklemediğim bir anda annem yine yok olabilir.’’ Bu düşüncenin bir sonucu olarak da çocuk, duygusal hatta fiziksel olarak ‘yapışkan’ bir hale bürünüyor. Sırf kaybetme korkusu duyduğu için.

Çocukluk Öğretisinin Yetişkinlik Dönemine Etkisi Kaygılı Bağlanma

Çocukluk Öğretisinin Yetişkinlik Dönemine Etkisi: Kaygılı Bağlanma

Yukarıda bahsedilen duruma maruz bırakılan çocuk, yetişkinlik döneminde kurduğu duygusal ilişkilerinde güvensiz bir ruh haline bürünüyor. Nedeni ise sevginin her an yok olabileceği hissine sahip olması, bilinçaltında bu düşüncenin aktif olarak çalışıyor olması.

Bu düşünce kişinin sürekli olarak kendisini eleştirmesine yol açıyor. Sevginin yok olacağı ihtimali kişide ‘’Ben değerli değilim’ ’Ben sevilmeyi hak etmiyorum’’ gibi yargılara zemin hazırlıyor.

Kaygılı Bağlanma Stili kazanmış kişiler etrafından bir beğeni toplama ihtiyacı duymaktadır. Herkes tarafından takdir görmek ve alkışlanmak bu stile sahip kişilerin öz güvenini tekrar kazanması için bir yoldur. Bu takdir elde edilip etkisini kaybedince ise kişinin kafasında yetersiz olduğu düşüncesi tekrar beliriyor.

Terk edilmekten ve gördüğü ilginin yok olmasından korkan bu kişiler, yetişkinlik döneminde ilişkilerinde partnerlerine karşı bağımlı bir hale geliyor. Öz güvenini toplaması için partnerinin onu sürekli olarak sevmesi, ilgi göstermesi gerekiyor. Örneğin partnerinin sürekli olarak mesaj atmaması, aramaması kişinin bilinçaltında bir tehlike sinyali olarak algılanıyor. Çocukluğunda yaşadığı kaybetme korkusu tetikleniyor.

Partnerinden gelmeyen bir mesaj, kişisel olarak algılanır. Karşı tarafın o an bir işinin olabileceği ihtimali, moralinin bozuk olacağı ihtimali aklına gelmez. Kişi, ilişkisinde bir sorun aramaya ve kendini yargılamaya başlar. Terk edileceği, partneri ile ilişkisinin sona ereceği fikrine kapılır.

Sürekli Yargılayan Bir İç Ses ve İçsel Çatışma

Kaygılı Bağlanma Stiline sahip kişiler kendileri ile ilgili bu kadar değersiz hislere sahipken partnerine karşı oldukça olumlu düşüncelere sahiptir. Çünkü karşı taraf ona sevgi gösterecek olan yani ihtiyaç duyduğu insan ve yüceltilen insandır. Bu tarz kişiler partnerine karşı ilgili görünse de aslında eylemlerinin özünde kendisini düşünüyordur.

‘’Benim burada sevgiye ihtiyacım varken o bunu bana vermiyor yoksa beni terk mi edecek?’’

Bu düşünce beyninin arka planında sinsice çalışırken, kişi her şeye öfkelenir. Günlük yaşamındaki her olayı kendi üzerine alınır. Ancak partnerine bu öfkeyi belli etmemeye çalışır. Çünkü öfkesini gösterirse onu kaybetme ihtimali vardır. İçinde büyüyen bu öfke zaman içerisinde patlama noktasına gelir ve büyük bir öfke nöbeti ile dışarı çıkar. Basit bir nedenden dolayı çıkan patlama sonucunda Kaygılı Bağlanma Stiline sahip kişi bu sefer de partnerine karşı büyük bir pişmanlık hissetmeye başlar. Yine kaybetme korkusundan dolayı partnerine gider ve özür diler.

Bu kişiler iç sesiyle sürekli bir çatışma halindedir. Bir tarafı ‘’sen kötüsün’’ ‘’partnerin seni her an bırakabilir’’ ‘’şu haline bak ne kadar bağımlısın’’ ‘’seni eskisi kadar sevmiyor’’ ‘’seninle ilgilenmiyor’’ ‘’tabi ki seni sevmez’’ şeklinde kişiyi yargılar.

Kaygılı – Kaçıngan Tuzağı

Kaygılı-Kaçıngan Tuzağı

Önceki yazımızda bahsedilen Kaçıngan Bağlanma Stili ile bu yazıda geçen Kaygılı Bağlanma Stili kazanmış iki insanın ilişki yaşaması oldukça muhtemeldir. Hatta günümüzde çoğu ilişki, bu birleşim sonucu oluşmaktadır. Çocukluğunda Kaygılı Bağlanan kişi, genellikle çocukluğunda Kaçıngan Bağlanan kişileri hayatına çeker ve bu kişilerden hoşlanır. Bu tür ilişkiler dışarıdan büyük bir aşk olarak görülür ancak içerisinde büyük kaoslar, ayrılıklar ve barışmalar barındırır. Kaçıngan Bağlanan kişi bağlanma korkusundan kaynaklı partnerinden kaçar, Kaygılı Bağlanan kişi ise kaçan bu kişiyi kovalar, onun için her şeyi yapar ve ona bağımlı hale gelir. Buna Kaygılı-Kaçıngan Tuzağı adı verilmektedir. İlişkilerde oldukça sık yaşanan bu tuzağı ilişki içindeyken fark edebilmek, değiştirmeye çalışmak ve en önemlisi de çocukluk travmalarımızdan bağımsız, sağlıklı ilişkiler kurmak tabi ki mümkündür!

İlginizi Çekebilir: Cam Tavan Sendromu Nedir?

Oyku Celik makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Bağlanma Şekillerimiz: Kaygılı Bağlanma

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.