Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Tarihimiz boyunca çalışmaları ile ismi verilmeyen önem ve ihmalkarlık yüzünden kaybolmuş bilim insanlarımızdan birisini elimden geldiğince tanıtmaya çalışacağım sizlere. Bir örnek teşkil etmesi ve diğer değerlerimiz için umarım bir adım olur. Çünkü örnek aldığımız Avrupa bilim dünyasının temelleri bizim topraklarımızda atılmıştı.

Şerafettin Sabuncuoğlu Kimdir?

Osmanlı döneminde günümüz cerrahisinin temellerini atan ancak eserlerini Arapça yerine Türkçe yazmış olması hasebiyle ismini duyuramamış, 15. Yüzyıl kitaplarında kaynak isim olarak görebileceğimiz Şerafettin Sabuncuoğlu hekim kimdir haydi hep birlikte bakalım.

Babası Ali Çelebi, dedesi Sabuncuoğlu Hacı İlyas Çelebi’dir. Dedesi ve babası Amasya bimarhanesinde hekimbaşılık yapmış hekimlerdir. Temel eğitimlerini hekim Burhaneddin Ahmet’ten Amasya darüşşifasında almıştır. 17 yaşında hekimliğe başlamıştır. Dönem şartlarında usta-çırak ilişkisi ile devam eden hekimliğini 14 yıl boyunca bakkal terzi gibi basite indirgenmiş dükkan sayılacak yerlerde yapmıştır. Diğer hekimlerin yanı sıra cerrahi alana ilgi duymuş ve odaklanmıştır. Anestezinin gelişmemiş olması, ölüm ya da sakatlık riskleri ve tıbbi ekipmanların yetersizliği neticesinde dönemin hekimleri ilaçla tedaviye yönelmişlerdir.

Şerafettin Sabuncu Eserleri
Şerafettin Sabuncu Eserleri

Şerafettin Sabuncuoğlunun Yazdığı 3 Kitap

  • Akrabazin Tercümesi
  • Cerrahiyye-i İlhaniyye
  • Mücerrebname

Akrabazin Tercümesi

II. Beyazıd’ın şehzadeliği zamanında Zeyneddin el Curcani’nin Zahirey-i Harzemşahi eserini çevirmesini istemiştir Sabuncuoğlu Şereffeddin den. Şerefeddin bu eserin yalnız farmakoloji yani ilaç bilimi kısmını çevirebilmiştir. Kitaptan bağımsız, kendi bilgilerini içeren 2 yeni bölüm daha eklemiştir. Eserde ilaçların özellikleri, hazırlanması, gargara, yağlar ve merhemler anlatılmaktadır. Kusturucular, müshiller, ağız dil diş, göz damlasına ve lağmanlara yer verilmekteydi. Eserde Türkçe karşılıklarını bulduğu tıbbi terimlere en son kısımda yer vermiştir.

O dönem tıp dili Arapça ve Latince olduğu için bilim dünyasında Türkçe’ye yer verilmemişti. Ancak Sabuncuoğlu Şerefeddin’in bu çevirileri özellikle Anadolu tıp tarihi için çok değerli olmuştur. Kitabın en önemli özelliği, tıp tarihinde ilk defa cerrahi müdahaleleri gösteren minyatür tekniğinde yapılmış çeşitli resimler içermesi ve sade bir Türkçe ile kaleme alınmış olmasıdır. Bu sebeple hakkında tıp tarihi, Türk dili ve resim sanatı açısından pek çok çalışma yapılmıştır. Eserin tıpkı basımı ve transkripsiyonu İlter Uzel tarafından geniş açıklama ve notlarla birlikte iki cilt halinde yayımlanmıştır.

Cerrahiyye-i İlhaniyye

Osmanlı tarihi içerisinde yazılmış olan tek resimli cerrahi eserdir. 11. Yüzyılda yaşayan Ebu Kasım Zehrani’nin Kitab’ül Tasrif adlı eserinin cerrahi ile ilgili kısmının tercümesi sanılmaktadır. Kaynak olarak yararlanılmış olsa dahi kendi gözlem ve deneyleri sonunda yazmıştır. Zehrani’nin eserinde yapılan ameliyat ve kullanılanlar yazarken, Sabuncuoğlu Şerefeddin ise eserinde ameliyatların nasıl yapıldığını temsili resimlerle anlatmıştır. Bu unsur daha önce eşine rastlanmamış bir örnektir. Günümüzde kullanılan cerrahi atlasların ilk örneğini teşkil etmektedir. Kitabın üç bölümü vardır. İlk bölümde 54 tedavi, 7 alet ile 4 kesi yöntemi ile uzuvların dağlanması anlatılmıştır.

İkinci bölümde ise 58 tedavi, 138 alet çizimi ve 10 kesi yöntemi ile apselerin yarılması, dikilmesi ve tedavisi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise 24 tedavi yöntemi, 11 alet tanıtımı ve kırık çıkıkların tedavisi konusunda bilgiler vermiştir. Bu kitabının yazı dilini Türkçe olarak kullanmıştır. Bunun sebebini ise yaşadığı dönemde hekimlerin çoğu okuma yazma bilmemekte, bilenler ise Türkçe okuma yazma biliyor olmasını sebeb göstermiştir. Bilinen 3 kopyanın ikisi İstanbul diğeri ise Paris Bibliotheque Nationale’dadır.

Mücerrebname

1468 yılında Amasya hekimlerinin isteği üzerine yazmıştır ve bunu önsözünde belirtmiştir. İlk defa Rusçuklu Hakkı tarafından 1920 yılında İkdam Gazetesinde bahsi geçmiştir.

Kitapta hayvanlar insanlar ve kendi üzerinde denemiş olduğu ilaçların hazırlanışı ve kullanışını anlatmıştır. Zehirler ile yapmış olduğu deneyler ön planda olmuştur. Deneylerinde genellikleri horozları kullanmıştır. Zehir kısmını 17 bölüme ayırmış, bölümler etki ve kullanım alanlarına göre düzenlenmiştir. İlaçların sıralması ise çok az kullanılandan az kullanılana göre yapılmıştır. Bu eser Türk hekimin kendi buluşu ilaçları kendi üzerinde denediği ve derlediği ilk kitap olması bakımından da önem arz etmektedir. Eserde geçen bazı deneylerde bahsedelim.

İlk deney yılan sokmasına karşı kendi hazırlanmış olduğu panzehri içmiştir ve elinin orta parmağını yılana ısırtmıştır. Ne bir etki gözlenmiştir ne de bir reaksiyon. Panzehir sayesinde zehirden hiç etkilenmemiştir. İkinci deney ise yılan zehrinin etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bir horozun budundaki tüylerini yolarak çok zehirli bir yılana derisini ısırtmıştır. Ardından önceden hazırlamış olduğu panzehri horoza içirerek hayvanı gözetim altına almıştır. Ertesi gün deride yılanın soktuğu yerde yeşil bir yara görmüştür. Yeniden panzehir vermiştir.

Bunun üzerine ertesi gün yarada kaybolmuştur ve eşleri ile gezinir hale gelmiştir. Bu eserin içeriğinde ayrıca diş ağrısına akupunktur yapılması, nefes alabilmesi için boğazında delik açılan hastaya deliği kapatmak için yapılan estetik cerrahi ameliyatı ve boğaza kaçan cisimlerin çıkarılmasındaki yöntemlere yer vermiştir

Şerafettin Sabuncuoğlu'nun Tıp İle İlişkisi
Şerafettin Sabuncuoğlu’nun Tıp İle İlişkisi

Şerafettin Sabuncuoğlu’nun Tıp İle İlişkisi

Şerafettin Sabuncuoğlu tıbbi tedavi yetersiz kalırsa cerrahi yolun denemesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Ayrıca ameliyat sonrası bakımın önemine de eserlerinde vurgulamıştır. Denediği ilaçlarda görülebilecek yan etkileri de her zaman kayıt altına almıştır. Alıntı yaptığı yerlerde kime ait olduğuna dair kaynaklar göstermiştir. Yapmış olduğu deneyleri ve kullandığı ilaçları her zaman gizlemeden açıkça anlatmış ve açıklamıştır. Bu yönü ile günümüz tıp dünyasındaki etiğe o zamanlarda uygunluğu böylece göz önünde olmuştur.

Candaroğlu İsfandiyer Bey zamanında 5 yıl süre ile Kastamonu da görev yapmıştır. Cerrahiyeyi İlhaniye kitabını yazdığında Fatih Sultan Mehmet’e taktim etmiştir. Bu olay sonrası memleketi Amasya’ya dönerek ölene kadar hekimlik yapmıştır. Çalışmış olduğu darüşşifa günümüzde adına müze olarak düzenlenmiştir. Yanı sıra Amasya Üniversitesi Araştırma Hastanesi Sabuncuoğlu Şerefettin’in ismini almıştır.

Bu büyük cerrah, cerrahi deneyleri ile belki günümüze ışık tutmuş olan Sabuncuoğlu Şerefettin ne yaşamış olduğu dönemde ne de günümüzde ismini yeterince duyurabilmiştir. Eğer çağdaşları gibi Arapça ya da Latince vermiş olsaydı bu eserleri belki çok farklı bir şana sahip olabilirdi. Ancak kendisi Anadolu halkı yani kendi Türk halkı için böylesi bir faaliyette bulunmuştur. Bizim için bu denli bir fedakarlık yapmış olan bilim insanına günümüzde de örnekleri olduğu gibi hale gereken saygı ve vefa borcunu gösterebildiğimizi düşünmediğimi söylerek yazımı bitirmek istiyorum.

Bu içeriğimizde sizlere şerafeddin sabuncuoğlu’nun hayatını anlattık. Umarız böyle güzide insanlarımızın değerini günümüz zamanlarında daha çok anlarız.

İlginizi Çekebilir: Tarihin Unutulmazları 2: Hipokrat

Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Kayıp Hekim: Şerafettin Sabuncuoğlu Kimdir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.