Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Paleontoloji Bilimi Nedir?

Taşıl bilimi ya da diğer bilinen adıyla fosil bilimi paleontoloji nedir? Fosilleri veri olarak kullanarak dünyada yaşamın tarihini anlama ve yazma amacı güden bir bilim dalıdır. Yunanca palaios (eski) onto (varlık) ve logos (bilim) kelimelerinden türemiştir. Eski varlık bilimi olan Paleontoloji; Stratigrafi, Sedimantoloji, Tarihsel Jeoloji, Biyoloji, Ekoloji, Coğrafya, Klimatoloji ve Evrim ile yakın ilişkilidir.

Bir başka tanımlamayla, ölmüş varlıkların “fosil” olarak isimlendirilen taşlaşmış kalıntılarından ya da izlerinden hareketle, jeolojik zamanda yaşamış olan canlıların en ilkelinden günümüzdeki en gelişmiş olanlarına değin geçirdikleri gelişmeleri, çeşit ve şekilleri, yaşama ortamları, ortaya çıkışları ve yok oluşlarıyla, zaman ve mekandaki dağılış ve yayılışlarını araştıran bilim dalıdır. İlk paleontoloji araştırmaları Leonardo da Vinci tarafından, Mısırdan getirilmiş kireçtaşında nummulitesleri görmesiyle yapılmaya başlanmıştır. Da Vinci Nummulites’in, bir organizma kalıntısı olduğunu anlamıştır.

Fosil bilim iki çeşit olarak incelenir. Bunlar;

Makropaleontoloji: Mikroskopta incelenmeyen, makro büyüklükteki fosilleri araştıran paleontolojinin alt dalıdır.

Mikropaleontoloji: Çıplak gözle incelenemeyen, ancak mikroskopla incelenebilen fosilleri araştıran paleontolojinin alt dalıdır.

Fosil bilim bu şekilde araştırmalarıyla yer ilmi olan jeolojiye de yardımcı olmaktadır. Bu şekilde yapılan araştırmalar neticesinde tam olarak zamanımıza kadar gelebilmiş fosil zincirine rastlamak mümkün olabilir.

Paleontoloji nedir en basit bir şekilde açıklanacak olunursa, karşımıza eski varlık bilimi tanımı çıkmaktadır. İnsanlık ve bilim var olduğundan beri, bilimin her dönemde merak ettiği sorulardan birisi olan dünyanın yaşı sorusu, bilim adamlarını bu yönde araştırmaya itmiştir. Bu yönde yapılan araştırmalara bağlı olarak net bir sonuç çıkmasa da, bilim insanları dünyanın yaşının 4.5 milyar olduğunu düşünmektedir. Paleontoloji, dünyada yaşamın var olduğu günden günümüze kadar yaşamış olan canlıları incelemektedir.

Canlı araştırmaları yüz binlerce yıl öncelerine dayanan paleontoloji bilim dalı, yapmış olduğu araştırmalarla bilinen insanlık tarihini değil aslında dünya tarihini aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu bilim dalının çalışmasını sağlayan nokta ise, fosillerdir. Fosiller araştırmalara kaynaklık etmektedir. Bakıldığında özellikle oldukça eski bir zamanda yaşamış canlı varlıkları inceleyen bir bilim dalı olarak gözükse de, aslında durum tam olarak böyle değildir.

Paleontoloji bilimi, biyolojinin canlı olarak tanımladığı bütün varlıkları inceler. Bu açıdan bakıldığında canlıları inceleyen bu bilim dalı, oldukça geniş bir inceleme alanına sahiptir. Ve de birçok bilim dalıyla birlikte çalışmalarını yürütmektedir. Paleontoloji bilim dalı, araştırmalarını yürütürken yeryüzünün farklı katmanlarında bulunan fosillerini inceleyerek, dünyada yaşamın var olduğundan beri yaşamış olan eski canlılar hakkında bilgiler edinme amacı gütmektedir.

Bakıldığında geçmişte yaşamış olan canlıları araştırmak, paleontoloji biliminin birçok bilim dalıyla birlikte ortak bir şekilde çalışmasına neden olmuştur. Bu bilim dalları, jeoloji, zooloji, taksonomi, moleküler kimya, jeomorfoloji, ekoloji, biyoloji, klimatoloji ve coğrafya gibi bilim dallarıdır. Çalışmalarını birçok bilim dalıyla birlikte yürütmekte olan paleontoloji, çoğu zaman araştırmalarında modern bilim dünyasının natüralist bir bakış açısıyla benimsemiş olduğu evrimsel gelişim modelini esas alır.

Paleontoloji biliminin bir diğer adı fosil bilimidir. Bu isim, fosillerle oldukça içli dışlı olmasından dolayı bu bilime verilmiştir. Biyoloji biliminin canlı diye tabir ettiği varlıkları inceleyen bu bilimin araştırmış olduğu canlıların çoğu, on binler hatta yüz binlerce yıl önce yaşamış olan canlılardır. Onlardan kalan fosil kalıntıları sayesinde bu canlılar hakkında bilgiler edinilir. Geçmişi bu kadar önceye dayanan canlılar arasından ise akla ilk gelenler olan dinozorlar, paleontoloji biliminde incelenen canlılar arasında yer almaktadır. Jeolojik olarak farklı dönemlerde yaşamış olan canlıların taş kalıntılarını incelemek oldukça güç bir durumdur. Bu nedenle de paleontoloji, modern bilimin teknolojisinden oldukça sık yararlanmaktadır. Bu bilgiye göre, paleontoloji biliminin geçmişe oranla günümüzde daha fazla geliştiği de söylenebilmektedir.

Paleontoloji biliminde, incelenen eski canlıların çoğu ilkel olarak sınıflandırılmaktadır. Bunun nedeni ise evrim teorisidir. Yapılan araştırmalarla canlıların evrimsel gelişimi analiz edilmeye çalışılmaktadır. Araştırılan canlıların türlerini ve zaman içine yaşanan evrimsel gelişimi inceleyen bilim olan fosil bilim, aynı zamanda bu canlıların yaşam alanlarını, nasıl ortaya çıktıklarını ve de dünyadan nasıl silindiklerini de araştırmaktadır.

Yerbilimlerinin önemli disiplinlerinden biri olan Paleontoloji, günümüzde fosilleri yalnızca morfolojik yönden inceleyen ve tür bazında tanımlayıp yaş veren bir görüşten sıyrılmıştır. Günümüzde Paleontoloji; fosilleri geçmişin birer kanıtı olarak yorumlayan Biyoloji, Stratigrafi, Biyostratigrafî, Sedimentoloji, Paloekoloji ve Paleocoğrafya disiplinleriyle ilişkili olan dinamik bir bilim haline dönüşmüştür. Buna paralel olarak paleontoloji araştırmaları bu yelpaze içerisinde büyük bir boyut kazanmıştır, Ülkemizde yeni fosil bulguları yeni görüşler ve tartışma ortamları gelişmiştir, Paleontolojide uygulanan bütün sistematik kural ve sınıflama birimleri Latince kökenli olup Zooloji ve Botanikten alınmaktadır. Fosil ve canlı organizmaların taksonomik sınıflanması ve adlandırılmasında zoolojik terimler kullanılmaktadır. Bu terimlerin bir kısmı Türkçeye girmiş ve paleontolojide araştırıcılar tarafından benimsenmiştir.

 Taksonomi ve Sistematik nedir?

Paleontolojide fosillerin morfolojik özellikleri ve genetik yakınlıkları esas alınarak incelenmesine Sistematik veya taksonomi denir.

Organizmaların soydan gelen akrabalıkları esas alınarak ayrılan her birime grup denir. Fosil gruplan için çoğunlukla Paletakson (Paleotaxon) terimi kullanılmaktadır. Sistematikteki amaç; belirlenmiş kurallara göre tüm fosillerin en ilkel yapıklarından başlayarak en mükemmel organizmalılara kadar bir sıra ve düzen içerisinde gruplanmasıdır. Sınıflama iki önemli kolaylık sağlamaktadır, Bitki ve hayvan fosil grupları arasındaki filojenetik dağılımı ve evrim sırasını belirler. ve önemli cins ve türlerin kolay tanınmasını sağlar, Cins (Genus) ve tür (Species) fosil ve canlılarda en küçük taksonomik birimlerdir.

Bir mineralin tanımlanmasında, teknik olanakların gelişmesi yanında» mineralin değişmeyen fiziksel ve kimyasal özellikleri gibi belli bir tanımı vardır. Fosillerin Adlanması* Nomenklatur (Nomenclature) Fosillerde cinsler türden önce tayin edilir. Türler daima bağlı oldukları cins ismi ile beraber adlanır ve yazılır.

Cinsler büyük harfle başlar, tür adı küçük harfle başlayarak, italik harflerle cins ve tür beraber yazılır. Bu düzen içerisinde yapılan adlama kuralına Nomenclature denir. Cins ve tür adının beraberce yazılması kuralına ikili adlama (Binominal Nomenclature). Binary Nomenclature) denk, ilk defa Carl Van LINNE tarafından kullanılmıştır, Linne kendi adını ve soyadını bile latinceleştirmiş, Carqlus Linnaeus olarak ikili adlamaya örnek göstermiştir. Zoolojik sınıflama ilk kez Linne tarafından Latince dili kullanılarak yapılmış ve kabul edilmiştir, Fosil ve canlılar sistematiğinde en küçük birim türdün Tür kavramı çeşitli boyutlarda ele alınarak incelenmiştir .

Paleontoloji Türleri
Paleontoloji Türleri

Paleontoloji Türleri

 Esas Tipler Belirli eseslar dahilinde yeni bir fosil türü bulunup tanıtıldığı zaman, onu ilk tanıtan araştırmacı holotip adı verilen tek bir ferdi bu türün modeli olarak tesbit eder.

Holotip (Holotype)

Yeni tanımlanan bir türün özelliklerini orijinal tanımlamada en güzel gösteren seçkin bir Yeni Tür (Nouvum species) örneğidir. Aynı zamanda önemli bir karşılaştırma materyalidir. İlk defa tanımlanan yeni bir fosil cinsi veya türü için incelenen örneklerin hepsine tip örnekler adı verilir.

Tip Örnekler (Type Specimens)

Paleontoloji çalışmalarda bir yeni türün belirlendiği ve o gruba ait olan, tip yerinden toplanan örneklerin bütünüdür.Tip Cins (Type Genus): Familya özelliklerini belirten en düzgün ve yaygın bir cins, familya için Tip Cins olarak belirlenmiştir. Tip cins familyayı en iyi tanıtan ve adını veren cinstir.

TİP TÜR (Type Species)

Bir yeni cins tayin edilip, tanımı yapılırken bu cinse ait olarak seçilen en düzgün, en uygun yeni türe Tip Tür denir. Bu aynı zamanda cinsîn ilk temsilci türüdür.

Tip Yeri, Tip Lokalite (Type Locality)

Tip Örneklerin toplandığı, yani cins veya türün (Holotip) ilk bulunduğu coğrafi yerdir. Stratigrafi birimlerinin tanımlandığı tip kesitin arazideki coğrafi yeridir. Çoğu cins ve türler isimlerini bu coğrafi yerlerden alırlar.

Tip Düzeyi (Type Level)

Bir tortul istifin biyostratigrafik incelenmesinde yeni cins veya yeni türün bulunduğu tabakalar ve stratigrafik düzey. Paratip (Paratype): Holotip, tip örnekler içinde daha seçkin ve gösterişli bir örnek olduğuna göre, holotipi destekleyen ve türün bazı özelliklerini belirleyen ikinci düzgün örnektir. Sintip (Syntype) Kotip (Cotype): Tip örnekleri içinden Holotip ye Paratip seçildikten sonra geriye kalan tüm örneklerdir.

Lektotip (Lectotype)

Holotopin orijinal yayınından sonra Sintip veya Katipler arasından seçilen ve yeniden tanımlanması yapılara türü temsil eden örneğe Lektotip denir, Sintipler arasından seçilen iki veya daha fazla örneğin herbüi yazarın izni alınarak (veya ölümünden sonra) orijinal tür olarak adlandırılır ve bunlar aynı zamanda başka türlerin holoüplerüıi teşkil ederler,

Neotip (Neotype)

Holotip herhangi bir nedenle kaybolursa veya en karakteristik özelliklerinî yitirdiği zaman yine bu tip örnekleri içerisinden seçilen ve tanımlanması yapılarak Holotip yerine geçen örneğe Neotip denir.

Tali Tipler Topotip (Topotype)

Yeni bir cins veya türün bulunduğu tip lokaliteden veya tabaka düzeyinden daha sonra derlenen ve aynı cins veya türe ait olan örnekler topotip olarak adlandırılır.

Metatip (Metatype)

Topotipin orijinal tanımlanmasını yapan tarifçisi (otörü) tarafından daha sonra tanıtılan topotipe Metatip denir. Müzemizin birinci katı Paleontoloji dalına ayrılmıştır. Bu bölümde Ülkemizin değişik bölgelerinden derlenen ve dünyanın farklı yerlerinden hediye edilen çeşitli canlı gruplarına ait fosiller sergilenmektedir.

Fosillerin İncelenmesi
Fosillerin İncelenmesi

Fosillerin İncelenmesi

Geçmişte yaşamış olan hayvan ve bitkilerin taşlaşmış kalıntılarına Fosil denir. Yer bilimlerinde geçmişten günümüze fosilleri inceleyen bilim dalına Paleontoloji adı verilir. Önemli fosil grupları yerkürenin jeolojik gelişmesinin araştırılmasına ve yer kabuğunun oluşum koşullarının tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Jeolojik zamanlar boyunca kara ve denizlerin kapladıkları alanlar, dağılışları ve özelikleri, iklim koşulları, çökelme ortamları ve bunlara bağlı olarak gelişmiş olan sedimanter maden yatakları ile petrol ve kömür gibi önemli enerji kaynaklarının bulunduğu seviyeler Paleontoloji’nin yardımı ile araştırılmıştır. Paleontoloji katında Omurgalı (Vertebrate), Omurgasız (Invertebrate) ve İz Fosillere ait önemli örnekler bulunmaktadır.

Omurgalılar

(Vertebrate) Bölümü’nde daha çok memeli gruplarına ait fosiller ile birlikte balık, sürüngen ve kuşlara ait fosiller de sergilenmektedir. Büyük kısmı ülkemizden olmak üzere çok sayıda gergedan, zürafa, etçiller ve hortumlu memeliler gibi hayvanlara ait fosiller bulunmaktadır.

Günümüzde Hindistan Yarımadası ve çevresinde çok sınırlı bir bölgede yaşayan Asya Fili (Elephas maximus) yaklaşık 6.000 yıl önce Fırat-Dicle Havzası’na kadar geniş bir yayılım göstermekteydi. Günümüz Asya Filleri ortalama 2-3,6 m yüksekliğinde, 3.000 ila 5.000 kg ağırlığındayken geçmişte yaşamış olan Maraş Fili ise en az 3,5 m olan omuz yüksekliği ile günümüz Asya Fili’nden çok daha büyüktür.

Gavur Gölü Bataklığı’nda bulunmuş olan Asya Fili’ne ait azı dişleri üzerinde yapılmış olan radyokarbon yaş analizi sonucunda günümüzden yaklaşık 3.500 yıl öncesinde Kahramanmaraş ve çevresinde fillerin yaşamış oldukları tespit edilmiştir. Her ne kadar bugün Kahramanmaraş’ta fillerin yaşaması için uygun bir ortam bulunmasa da Gavur Gölü Bataklığı’nda bulunmuş olan fil kalıntıları, geçmişte bu bölgede oldukça fazla sayıda filin yaşamış olduğunu göstermektedir.

Gomphotherium

Hortumlu Memeliler (Proboscidea) takımında yer alan ve Erken Miyosen-Pliyosen dönemleri arasında yaşamış bir cinstir. Erken Miyosen’de Afrika’da ortaya çıkmış ve daha sonra Avrasya’ya göç ederek Asya, Avrupa ve Amerika’ya yayılmıştır. Ortalama 3 m yüksekliğindedir; üst ve alt çenedeki dişleri dışında günümüz fillerine benzemektedir. Gomphotherium, öndeki dört adet kesici dişiyle sucul bitkileri kazarak çıkartabileceği bataklık ya da göl kenarlarında yaşamıştır.

Percrocuta (Dinocrocuta)

Omurgalılar (Vertebrate) Bölümü’nde daha çok memeli gruplarına ait fosiller ile birlikte balık, sürüngen ve kuşlara ait fosiller de sergilenmektedir. Büyük kısmı ülkemizden olmak üzere çok sayıda gergedan, zürafa, etçiller ve hortumlu memeliler gibi hayvanlara ait fosiller bulunmaktadır.

Allosaurus büyük etobur dinozorlardandır. Geç Jura devrinde yaşamış olup Kuzey Amerika’nın bilinen en büyük etobur dinozoruydu. Allosaurus, Jura döneminde 155-145 milyon yıl önce yaşamış etçil theropod dinozorlardandır. Bu cinse kesin olarak atfedilebilen ilk fosil kalıntıları, 1877’de paleontolog O.Charles Marsh tarafından tanımlanmıştır. İlk bilinen theropod dinozorlardan biri olarak, paleontolojik çevrelerin dışında da büyük dikkat çekmiştir. Çeşitli film ve belgesellere konu olmuştur.
Balaenoptera physalus

Küçük balık ve kabuklu deniz hayvanlarıyla beslenen denizlerin bu büyük memelisi, bir balık sürüsünün peşine takılarak 2002 yılı Mayıs ayında Yumurtalık mevkiindeki sığ sulara gelmiş ve nedeni bilinmeyen bir şekilde ölmüştür. Ölü olarak bulunan uzun balina ya da Fin balinası yerel bir balıkçı tarafından kıyıya çekilmiştir. Haberin duyulmasıyla birlikte Uzun Balina iskeletinin MTA Tabiat Tarihi Müzesinde sergilenebilmesi için girişimlere başlanmıştır.

Mesosaurus Brasiliensis

Yine bu bölümde kıtaların bugünkü konumlarına nasıl geldiklerini ve levha hareketlerini kanıtlayan fosil örnekleri de bulunmaktadır. Mesosaurus brasiliensis Erken Permiyen’de (299-270 milyon yıl önce) Güney Amerika’da yaşamış sucul bir sürüngendir. Mesosaurus, Kıtaların Kayması Teorisinin en önemli kanıtlarından birisidir. Çünkü bu cinse ait fosiller bugün birbirlerinden çok uzak olan Afrika’nın Güney kısmında ve Güney Amerika’da bulunmuştur. Mesosaurus’un kıyıda yaşayan bir canlı olması bu iki kıtanın geçmişte bir arada bulunduğunun kanıtıdır. Eğer Mesosaurus Atlantik’i aşıp uzun bir yolculuk yapabilmiş olsaydı daha geniş bir alanda yayılım gösterirdi.
Müze projeleri kapsamında Çankırı Çorum havzasında Dev Gergedan kazı çalışmaları yapılmaktadır. Dev Gergedan’a (Baluchitherium sp.) ait alt çene, dişler ve etraf kemikleri Omurgalılar Bölümünde sergilenmektedir.

 Paraceratherium (Baluchitherium)

Omurgasızlar (Invertebrate) Bölümü’nde tek hücrelilerden (Eozoa)  başlayarak çok hücreli (Metazoa) canlılara kadar sistematik bir sıra içerisinde devam eden omurgasız hayvanlara ait fosiller sergilenmektedir. Her çağda belirli karakteristik fosil grupları yayılım göstermiştir. Bu da içinde bulundukları tabakaların yaşlandırılması bakımından önemlidir.

Trilobit

Trilobitler, günümüzde mevcut olmamakla birlikte Kambriyen’den Permiyen’e kadar tüm denizlerde yayılım göstermiş önemli bir fosil grubudur. 10.000’den fazla trilobit çeşidi bulunmaktadır. Bunlar deniz tabanında yürüyerek veya yüzerek hareket ederlerdi.

Lytoceras

Sayıları oldukça fazla olan ve ölçüleri 30 cm’den 2 m ‘ye kadar değişen Ammonitler Mesozoik zamanda denizlerde yaşamışlardır. Bugünkü Ahtapot, Supya ve Mürekkepbalıklarının atasıdır. Paleontoloji kısmında sergilenen Ammonitler genelde Ankara çevresinden derlenmiştir. Bunlar yaklaşık 185 milyon yıl önce Ankara’nın deniz olduğunu gösteren en önemli kanıtlardır.

Denizkestaneleri, denizlaleleri, denizyıldızları bu gruba dahildirler. Denizkestanelerinin birbirine kaynaşmış levhalardan oluşan sert kabukları vardır. Bu levhaların üzerinde dikenler gelişmiştir. İlk kez Paleosen devrinde ortaya çıkmışlardır ve günümüzde de yaşamaktadırlar. Denizlaleleri, uzun bir sap ile zemine bağlı durumdadırlar. Daha derin sularda yaşarlar. Besinlerini yayarak açtıkları daha ince dallar şeklindeki kolları ile toplarlar

Teşhir örneklerinin dışında, Müzemiz çeşitli gruplardan 100.000 den fazla fosilin bulunduğu büyük bir arşive sahiptir. Bu arşivde MTA Genel Müdürlüğü tarafından bugüne kadar yürütülmüş olan tüm çalışmalardan elde edilen omurgalı, omurgasız ve bitki fosilleri bulunmaktadır.

İlginizi çekebilir: Bilim Tarihi ve Kronolojisi

Nergis Kapik makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Paleontoloji Nedir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

TwitterInstagramPinterestLinkedIn Company

Arşivler

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Login

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.