Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

İçindekiler

Avrupa’nın hem kültürel hem de siyasal yapısı ile oldukça büyük bir öneme sahip ülkelerinden biri olan Fransa, birbirinden güzel ve etkileyici şehirleriyle insanları her zaman cezbetmeyi başarmıştır. Her biri farklı özellikleri ile popüler olan bu şehirler, her yıl milyonlarca turistin akınına uğruyor.

Gelin hep birlikte Fransa’da görülmesi gereken başlıca şehirlere göz atalım.

Paris

Aşıklar şehri olarak bilinen Paris, dünyanın en popüler şehirlerinden biridir. Seine Nehri kıyısında kurulu olan Paris, Fransa’nın başkenti olmakla beraber şehirde dünyaca ünlü birçok turistik ve tarihi yapıya ev sahipliği yapmaktadır. Bunların başında, Leonardo da Vinci’nin muhteşem eseri olan Mona Lisa tablosuna ev sahipliği yapan Louvre Müzesi ve dünyanın en ünlü ve Paris deyince akla ilk gelen sembollerden biri olan Eiffel Kulesi ve diğer önemli müzeleriyle Paris, dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden birisidir

 Paris şehri, Lüksemburg Bahçeleri başta olmak üzere çiçeklerle donatılmış parkları, göz kamaştırıcı Gotik mimarisi ve inanılmaz atmosferiyle pek çok kişi tarafından dünyanın en güzel şehri olarak kabul görmektedir.

Paris deyince akla gelen ilk şey de romantizm olması şehrin geçmişten günümüze hep böyle pazarlanmış olmasından kaynaklıdır. Bu şehirde ne kadar uzun kalırsanız o kadar çok seversiniz ve Fransız kültürü de sizi derinden etkilemeye başlar. Paris en başta size soğuk, sıkıcı dahi gelebilir ancak çok eski olmasına rağmen gelişmiş bir metro ağına sahip olması sebebiyle şehirde sıkılmadan ve kaybolmadan gezebilirsiniz. Sanatın, modanın ve gastronominin başkenti olan Paris’te gezilecek o kadar yer, yapılacak o kadar aktivite vardır ki saymakla bitmez. Paris’in asıl zarafeti ise şehirdeki bulvarlar, kafeler ve leziz restoranlarında, Seine Nehrinde, sanatında ve tarihinde gizlidir. Paris’in her yeri estetik kaygıyla oluşturulmuş gibidir.

Fransızlar kendi kültürlerine ve özellikle de dillerine sıkı sıkıya bağlı bir millettir. İngilizce konuşan Fransız bulmak kolay olsa da iletişim kurmak pek kolay değil. Fransızlar, kendi ülkelerinin ABD ve İngiltere gibi bir devle olduğunu bu yüzden Fransızcanın da İngilizce kadar konuşulması ve dünyada etkili olması gerektiğini savunur. Bu yüzden Fransa’da pek İngilizce konuşarak insanlarla anlaşamazsınız.

Paris’e gitmeden önce birkaç Fransızca kelime öğrenmek ya da yurtdışına çıkarken o ülkenin diline ait birkaç kelime öğrenmek size hem yardımcı olacak hem de oradaki insanların gözünde daha sempatik gözükeceksiniz. Ayrıca bazen Fransızlarla İngilizce konuşmanız onlar kabalık olarak algılanabilir ve tepki çekebilirsiniz. Bu sebeple bir merci (teşekkürler), bonjour (günaydın) ve bir şey sormadan önce s’il vous plait (silvuple) (lütfen) kelimelerini kullanırsanız, size daha sıcak bir yaklaşım sergilerler.

Paris Rehberi

Roma İmparatorluğu, Frank, Galya, Hun ve İngiliz yönetimlerine girmiş olan Paris, adını bir Galya halkı olan Parislilerden almıştır. Champs Elysée (Şanzelize) Bulvarı’nda dolaşan aşıklar ile romantizmin doruklara ulaştığı, sanat, kültür, moda ve tarihin birbiriyle kucaklaştığı bu büyülü şehrin geçmişi MÖ. 4000’lere kadar dayanmaktadır.

Fransa’nın başkenti olan Paris, Kuzey Fransa’da bulunan Seine nehrinin kenarına kurulmuş bir şehirdir. Modanın ve lüksün dünya başkenti olarak bilinen Paris, baştan sonra uzayan tarihi ve Gotik yapılarla dolu bir şehirdir. Paris, arrondissement (bölge) olarak adlandırılan toplamda 20 ayrı bölgeye ayrılmıştır. Her bölgenin de kendine özel bir yapısı vardır.

Gelin bu bölgelere bir göz atalım:

Ile de la Cite Paris’in merkezi ve Seine nehri üzerine kurulu küçük bir adadır. Palace Duphine kahvelerinde meşhur Espresso’yu içmenizi tavsiye ederim.

Marais ise eskiden kraliyetin yerleşim alanıdır ve 17. yüzyılda halka açılmıştır. Şimdi ise burada bir sürü butik, bar, Asya lokantaları, Le Marché des Enfants Rouge pazarı, gece hayatı, galeriler bulunmaktadır.

Beaubourg, gençlerin buluşma noktasıdır ve Cente Pompidou, Steak Tartare’ın leziz restoranı Chez Michel ve alışveriş merkezi Les Halles burada bulunur.

Quartier Opéra, bankacılar, gazeteciler, Fransız gazetesi Le Monde’un binası, Passage de Princesse içerisindeki Fauchon ve Hédiard restoranlarının bulunduğu bölgedir.

Saint-Germain-des-Pres / Saint Michel, edebiyatı sevenler, eski zamanların kahve hayatını özleyenler, politik tartışmalar yapanlar ve tabii ki öğrenciler bulunduğu bölge burasıdır.

Quartier Latin, sinemalar, caz kulüpleri, 1968 ayaklanmasının ilk tanığı olan sokaklar, Latin Mahallesi’nde bulunur.

Belleville, sokak sanatları ve sanatçılarıyla ünlü bir mahalledir.

Montmartre / Pigalle, revüler, kabareler, Moulin Rouge, baget ekmeği kokusu ve sokaklarda sanat yapan insanlar burayı tanımlar.

Montparnasse, birçok mimar, reklamcı, heykeltıraş atölyelerini buraya yerleşmeye başladığından beri bölge bir mıknatıs gibi diğer insanları da kedisine çekti ve giderek ünlendi.

Gelin hep beraber Paris’te gezilecek yerlere göz atalım.

Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi, ilk açıldığında Parisliler tarafından çokta iyi karşılanmamış olsa da günümüzde öyle olmadığı aşikâr. 1889 yılında yapılan bu demir yapı, Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları için düzenlenen Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiş olup o zamandan beri Paris’in sembolü haline geldi.

Yapımı tamamlandığında 320 metrelik uzunluğu sahip olan bu kule, o zamanlar dünyanın en uzun binasıydı. Adını mimarı olan Gustave Eiffel’den almıştır. Toplamda 7,900 ton ağırlığa sahip olan bu devasa yapı yılda 6 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamaktadır.

Kuleye çıkmak isterseniz biletleri hemen kulenin altından satın alabilirsiniz. Özellikle yaz sezonunda turist akınına uğradığı için uzun uzadıya sıra beklemek istemezseniz sabah çok erken saatlerde orada olmanız gerekir.

Toplamda üç katlı olan kulenin en tepesinden havanın açık olduğu günlerde tüm Paris’i, hatta banliyölerini bile görebilirsiniz. Hava açıksa Paris’e tepeden bakmak için ve romantik birkaç kare yakalayabilmek için ideal bir yerdir.

Yazın giderseniz kulenin 2. katında bulunan Ben & Jerry dondurmalarını deneyebilirsiniz. Hediyelik eşya almak isterseniz de yine aynı katta bulunan dükkân, Paris’teki en geniş koleksiyonlardan birine sahiptir. Champ de Mars üzerinde yer alan kule, dünya üzerinde en çok gelir getiren eser niteliğini taşımaktadır.

Eyfel Kulesi Giriş Ücretleri

  • 2. kata asansörle çıkma ücreti €16,60, merdivenle çıkma ücreti  €10,40.
  • En tepeye asansörle çıkma ücreti €25,90. 2. kata kadar asansörle sonrası merdivenle çıkmak ise €19,70.

Eyfel Kulesi Ziyaret Saatleri

  • Asansör: yaz döneminde 09.30-00.45, diğer aylarda 09.30-23.45.
  • Tepeye son asansör; yaz sezonu: 23.00, kış sezonu: 22.30.
  • Merdivenler: yaz dönemi 09.00-00.30, diğer aylar ise 09.30-18.30.
Louvre Müzesi
Louvre Müzesi

Louvre Müzesi

Louvre Müzesi (le Musée du Louvre), hala dünyanın en önemli ve muazzam müzelerinden birisidir. İnsanlık tarihinde büyük öneme sahip medeniyetlerin örneklerinin tanınması için oldukça önemli olan Louvre Müzesi, arkeoloji, mimari ve tarihi sergileri bünyesinde barındırmaktadır. Eskiden kraliyet sarayı olan bu bina günümüzde dünyanın en büyük müzesi sıfatındadır. 1989 yılında sarayın bahçesine cam piramit eklenmiş ve bu değişiklik binaya ayrı bir hava katmıştır.

1793 yılında halka ilk defa açılan Louvre Müzesi, Avrupa’nın en iyi resim ve heykellerinin yanında Asya, Mısır, Yunanistan ve Roma medeniyetleri gibi birçok medeniyetten eserleri de bünyeside barındırır. Dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi, içerisinde 35 binden fazla sanat eseri 8 farklı kategoride sergilenmektedir.

Tüm eserleri görmek için bir gün kesinlikle yetmez. Müze o kadar büyütür ki müze içinde kaybolmamanız içi bir sebep yoktur. Hatta her bir eser için 1 dakika harcamak isterseniz, müzenin tamamını gezmek 1 ay sürebilir. Bunun yerine birçok kişi en ünlü eserleri gezdirmek için hazırlanan turlara katılır ve müze haritasını kullanır.

Müzenin en ünlü eseri ise Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa tablosudur. Mona Lisa tablosunun dünyanın en ünlü tablosu olduğunu bilmeyen yoktur. O başyapıtı görebilmek için uzun bir sıra beklemeniz gerekir. Ancak tablonun yanına geldiğinizde internette gördüğünüz ya da hayal ettiğiniz kadar büyük olmadığını fark edeceksiniz. Tek başına duvarda asılıdır ve kurşungeçirmez bir cam ile korunmaktadır. Louvre Müzesi’nin diğer bir popüler eseri olan Milo Venüsü’nü de görmeden müze ziyaretini bitirmeyin. Son olarak Osmanlı zamanından kalma eşya ve sanat eserlerinin de burada sergilendiğini unutmayın.

Louvre Müzesi Giriş Ücretleri Ne Kadar?

Louvre Müzesi’ne giriş bileti ücreti 17 Euro’dur. Burayı ziyaret etmek isteyenlere saat 17.00’den sonra ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

UYARI!!!

Ancak dolandırmak istemiyorsanız müzenin dışında bulunan ve 17 Euro olan bileti 8-10 Euro’ya satan Afrikalılardan sakın bilet almayın.

Sainte Chapelle Kilisesi

Sainte Chapelle Kilisesi

Adını mimarından alan ve yapımına 1242 yılında başlanan ve 1247 yılında tamamlanan Sainte Chapelle Kilisesi, Fransız devriminde ve savaşlarda zarar görmesine çok iyi bir şekilde restore edilecek sanki hiç bozulmamış gibi değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelen ve sahip olduğu eski atmosferini hiç kaybetmemiş bir yapıdır.

Bu kilisenin içinde bulunan eşsiz güzellikteki vitraylar sayesinde Orta Çağ dönemine ait bir başyapıt olarak kabul görür k siz de bir gün ziyaret etme şansı yakalarsanız ne demek istediğimi daha iyi kavrayacaksınız. İnanılmaz Gotik dış cephesinin ince ince işlenen detayları, içeride sizi bekleyen daha inanılmaz bir mimarinin olduğunun habercisi gibi adeta. İçine girdikçe artan detaylar başınızı döndürebilir. Paris’in Gotik mimarisinin ben etkileyici yapılarından biri olan bu kilise, vitraylarıyla ünlüdür. Ayrıca günün farklı saatlerinde vitraylardan yansıyan renkler içeride eşsiz tonlar oluşturuyor. Buna ek olarak kilisede ahşap oymacılık sanatının da en muazzam örneklerine tanıklık edebilirsiniz. Burayı ziyaret ettiğinizde bu yapının diğer kiliselerden farklı olduğunu anlayacaksınız.

Saint Chapelle Giriş Ücreti Ne Kadar? ?

Sainte Chapelle giriş ücreti 9.50 Euro’dur.

Notre Dame Katedrali
Notre Dame Katedrali

Notre Dame Katedrali

Notre Dame Katedrali (Cathédrale Notre Dame de Paris), Fransız Gotik sanatının en ünlü eseri sayılır. Meryem Anaya ithafen, yapımına 1163 yılında başlanmış ve katedralin tamamlanması tam 170 yıl sürmüştür. Heykellerle süslenmiş bu gotik mimari Paris’in sembollerindendir. İlk önce Dame Gallo-Roman tapınağı iken Hıristiyan kilisesine dönüştürülmüş, daha sonra Roma mimarisini yansıtan bir kiliseye dönüştürülen Notre Dame Katedrali, en son 1163 yılında VII. Louis zamanında Fransız Gotik tarzıyla yeniden yapılmaya başlanmıştır.

Fransız İhtilalinin ardından neredeyse harabeye dönüşen Notre-Dame Katedralini eski görkemli günlerine kavuşturmak için Fransız edebiyatının çoğu otoriteye göre en büyük yazarı olan Victor Hugo, Notre-Dame’ın Kamburu ’nu kaleme alır. Bu roman sayesinde katedral, insanların yeniden ilgisini çekmiştir. Notre Dame, dünya tarihinde inşa edilen ilk katedraldir. Notre Dame’ı ziyaret ederseniz kulelerine çıkmayı unutmayın. Paris’i kuşbakışı olarak izleme ve am karşında bulunan Eyfel manzarasının tadını çıkartın.

Katedralde 15 Nisan 2019’da çıkan yangınla çatısının büyük bölümü tahrip olmuş, dünyanın dört bir yanından toplanan bağışlarla bir restore edilmeye başlandı ve bu süreç hala devam etmektedir. Ancak siz yine de Notr Dame’ı ziyaret etmek isterseniz Seine Nehri boyunca yürüyebilir, Katedralin etrafında turlayabilirsiniz.  

Versay Sarayı
Versay Sarayı

Versailles (Versay) Sarayı

Versay Sarayı’nı anlatmaya tarihçesinden başlayalım. Versay Sarayı Paris’e 20 km uzaklıkta bulunmaktadır. Dönemin prensi XIII. Louis, babası kral IV. Henry ile buraya avlanmak için gelirdi.1623’de bugünkü sarayın bulunduğu alana Versay Sarayı, şato olarak inşa edilmiştir. 1631 yılında şatoda genişlemeler ve bahçe düzenlemeleri yapılmış fakat 1660 yılına dek şato terk edilmiştir.

XIV. Louis’nin tahta geçmesiyle birlikte Versay Sarayı gerçek bir saray görünümüne kavuşmuştur. Yeni süslemelerle, yeni eklemelerle ve bahçe düzenlemeyle göz şaşaalı hale gelmiştir. Bu süreçte “Büyük Trianon” ve “Küçük Trianon” adında saraylar inşa edilmiştir. Yeni saraylar inşa etmedeki amaç, kralın ne kadar güçlü olduğunu simgelemek idi. Bu yüzden bu saraylara bir de geniş arazide muazzam büyüklükte ve güzellikte peyzaj çalışmaları yapılmıştır. Bu yüzden Versay Sarayı’nı ziyaret ederseniz bahçelerini de ziyaret etmeyi unutmayın emin olun bahçeleri güzelliğinden ağzınız açık kalacak.

Versay Sarayı’nın Bölümleri

110.000 metrekarelik büyük bir alanda bulunan Versay Sarayı, 700 oda, 67 merdiven ve 200’den fazla pencereden oluşmaktadır. Sarayın iç tasarımı; altın kumaşlar, ağır yıldızlı alçı kaplama, büyük aynalar, mermerler ve ebruyla yapılmıştır. Sarayın ziyarete açık bölümlerinde farklı yüzyıllardan kalma el yapımı heykeller, Fransa tarihindeki önemli kişilerin resimleri, eşya ve mobilyalar bulunuyor. Ancak bu büyük sarayın odalarının yarısından fazlası ziyarete kapalıdır ki kapalı olduğu hale bile burayı gezmek için bir gününüzü harcamanız gerekir.

Büyük Trianon

1687 tarihinde XIV. Louis burayı gönül işleri ve gözlerden uzak kalmayı istediği için yaptırmıştır. Bu alanı ziyaret ettiğiniz zaman, saray bahçesinin huzur veren havasını hissedeceksiniz. Günümüzde Büyük Trianon, Fransa başbakanlığı tarafından misafirlerini ağırladıkları yerdir.

Küçük Trianon

Burası, 1769 yılında kral XIV. Louis’nin sevgilisi olan, Madame de Pompadour’un isteği üzerine inşa edilmiştir. Ancak birkaç yıl sonra XIV. Louis burayı karısı Marie Antoinette’e hediye etmiştir. Bunun üzerine kraliçe, sarayda birçok değişikliğe gitmiş ve yeni bahçe düzenlemesi yaptırarak İngiliz tarzı bir bahçe oluşturulmuştur.

Cam Salonu

Devasa bir büyüklükte olan bu salonda, 17 pencere ve pencerelerin karşısına bulunan 357 adet ayna vardır. Aynaların olmadığı yerlerde ışığı yansıtması için yeşil mermerler kullanılmıştır. Gün ışığı içeri girdiğinde ise bu aynalar ve yeşil mermerler, altından yapılmış objelerin ve heykellerin parıldamasını sağlar. 1.Dünya Savaşı’nın bitmesi için imzalanan Versay Barış Antlaşması bu salonda imzalanmıştır.

Chapelle Rolyale

Yapımı 1710 yılında tamamlanan Chapelle (Şapel) Fransa’nın en güzel Barok yapılarından biridir ve adeta buraya girdiğinizde gözleriniz okşanır gibi olur.

Bahçeler

Cam salonuyla birlikte Versay Sarayı’nın en gözde bölümüdür. Sarayın ön tarafında büyükçe bir gölet gibi görünen bir havuz bulunur. Havuzda Apollo’nun arabasını görürsünüz. Göletin öbür yakasında da Apollo’nun su perileri ile dinleniyor olduğu heykelini görürsünüz. Dekoratif bahçe ise haç şeklindeki büyük kanalın arkasındadır. Ağaçlar arasında gezindiğinizde, heykellerle süslü çeşmeleri, çiçek panellerini görürsünüz. Geometrik şekillerde olan çimler yüzyıllardır hep aynı şekilde kesilir ve bakımı yapılır. Aynı zamanda çimenleri çevreleyen ağaçların da hepsi aynı boydadır. Sarayda muhteşem bir düzen ve ahenk vardır demek çok doğu bir tabir olur.

Versay Sarayı Giriş Ücretleri

Sadece sarayı gezmek 18 Euro veya sadece Trianonlar’ı gezmek isterseniz 12 Euro’dur. Pasaport adı verilen ve sarayda her yere girişi yapılabilen bilet 20 Euro. Bu bilete müzikli çeşme gösterisini de eklerseniz 27 Euro ödemeniz gerekir. Burayı ziyaret etmek isterseniz her ayın ilk Pazar günü ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Ben burayı bedavaya ziyaret etmiştim mesela.

Orsay Müzesi
Orsay Müzesi

Orsay Müzesi

Orsay Müzesi (Musée d’Orsay) bir sanat müzesi olarak, çok değerli eserleri yer aldığı Paris’in en ilgi çekici müzelerinden birisidir. Eski bir tren garı binasında, çoğunlukla Fransız sanatına ait resim, heykel, mobilyaların ve fotoğrafların bulunduğu müzede genellikle Monet, Degas, Gauguin, Van Gogh gibi pek çok ünlü ve usta sanatçının eserlerini bünyesinde bulundurur.

Dünya çapında empresyonizm (izlenimcilik) akımının merkezi olan Orsay, altı özel koleksiyonunun yanında, süreli sergileri de vardır. Müzedeki her eser birer başyapıttır ve oldukça büyük bir heykel koleksiyonu da bulunur. Fransızca adıyla Musée d’Orsay, bugün Fransa’nın Louvre ve Centre Pompidou’dan sonra en çok ziyaretçi çeken 3. müzesi, dünyada ise 10.müzedir.

Burası ilk olarak 1898’de tren garı olarak inşa edilmiş ve 1939 yılına kadar da kullanılmıştır. 1986 yılında ise müzeye dönüştürülmüştür. O zamana kadar Galerie Nationale du Jeu de Paume müzesinde sergilenen koleksiyon 6 ayda Orsay Müzesine taşınmıştır. Günümüzde Orsay Müzesi’nde iki binden fazla resim ve altı yüzden fazla heykel bulunmaktadır. 183 metre boyunca Seine nehri kenarında uzanan Orsay Müzesi ile Louvre Müzesi arasında sadece 900 metre vardır.

Orsay Müzesi Giriş Ücretleri

Burayı ziyaret etmek isterseniz, pazartesi hariç her gün 09.30-18.00 arası açık, giriş ücreti 12 Euro. Ayrıca saat 18.00’den sonra da bedavaya girebilirsiniz.

Montmarte

Montmarte (Ressamlar Tepesi)

Montmartre, Paris’in kuzeyinde yaklaşık 130 metre yükseklikte bir tepede bulunmaktadır. Paris’te sanat akımlarının başladığı, eski Paris’in bohem hayatı yaşayan insanların uğrak yeri olan Montmartre, etkileyici bir tarihi dokuya sahiptir. Montmartre, pitoresk sokaklarıyla ünlü bir yerdir.

Bu tepe hem dini bir anlam içermesi hem de popüler bir gece hayatının bir arada olması ise tam bir çelişkidir. Kuruluşu oldukça eski yıllara dayanan Pierre de Montmartre, Jesuit rahiplerinin kuruldukları yer olarak bilinmektedir.

Vincent Van Gogh, Pablo Picasso ve Salvador Dali gibi birçok sanatçının burada çalışma yerleri vardı. Montmartre tepesinden inerken,Salvador Dali Müzesi‘ni ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Paris’in en eski ve Notre Dame Katedrali’nden sonra en çok turist çeken kutsal mekânı olan Sacré Cœur Bazilikası bu bölgenin sembolü olmuştur.

Sacre Coeur Bazilikası

Sacre Coeur Bazilikası

Montmartre tepesine kurulmuş olan Roma-Bizans dönemine ait bir kilise olan Sacré Coeur (Kutsal Yürek) konumu sebebiyle Paris’i sanki egemenliği altına almış gibidir. Kilise, 1870 yılında Prusyalıların Paris’i ele geçirmelerinin ardından İsa’nın kutsal kalbi anısına inşa edilmiştir.

Montmarte Ziyaret Saatleri

Kilise yılın her günü 06:00-22:30 saatleri arasında ziyarete açıktır. Kubbe bölümü ise mayıs-eylül aylarında 08.30-20.00, Ekim-nisan aylarında ise 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Sacre Coeur Bazilikası’nı ziyaret etmek ücretsiztir.

Sacre Coeur Bazilikasının Bölümleri

Bazilikanın inşasında kalker taşı kullanılmıştır. Kalker taşının yağmur yağdığı zaman tepkimeye girerek kalsit maddesi salgılaması sebebiyle kilise, her yağmur yazdığında kendi kendini temizleyen bir özelliğe sahip oluyor. Yapımının üzerinden 100 yıldan fazla geçmiş olmasına karşın hala bembeyaz renkte olması nedeniyle kilise, kuğu olarak anılmaktadır.

Bazilikanın iç tasarımı

Sacre Coeur Bazilikası, dünyadaki geleneksel Hristiyan kiliselerinin ve katedrallerinin tam tersine aydınlık ve ferah bir iç mimariye sahiptir. Bazilikanın iç tasarımındaki en belirgin özelliği ise sahip olduğu mozaiklerdir. Dünyanın en büyük mozaiği bilinen “Great Mosaic of Christ in Majesty” bazilikada mutlaka görülmesi gereken nadide parçalardandır. Mozaikte İsa’nın beyazlar içinde göğe yükselişini temsil eden kalbi ise altın işlemelerle bezenmiştir. Cavaillé-Coll’a ait olan kilise orgu, Brunet’in gümüş heykeli ‘Bakire Meryem ve Bebeği’ ve Fernand Léger’in vitrayları görmeye değerdir.

Sacre Coeur Bazilikası Kubbesi 

Ancak 300 basamaklı bir merdivenle Sacre Coeur Bazilikası kubbesine çıkarak havanın açık olduğu günlerde Paris’i ayaklarınızın altına serebilirsiniz.  

Sacre Coeur Bazilikası Çan Kulesi

Lucian Magne tarafından inşa edilen 77 metre yüksekteki çan kulesi 1904 tarihinde bazilikaya eklenmiştir. Kuledeki Savoy Çanı 18.5 ton ağırlığındadır ve dünyanın en ağır ve muazzam çanlarından biri olarak kabul görmektedir.

Sacre Coeur Bazilikası Bodrum Katı 

Kripta (Cripta) adıyla da bilinen bazilikanın bodrum katında Katolik azizlerin mezarları ve kutsal emanetler yer almaktadır. Bazilikanın ziyaretçilerine de açık olan bu bölümün en dikkat çekici objesi ise kilisenin inşasına maddi destekte bulunan iş adamı Alexandre Legentile’in vazo içerisinde saklanmış olan kalbidir.

Concorde Meydanı
Concorde Meydanı

Concorde Meydanı

Concerde Meydanı (Place de la Concorde), Paris’in en ünlü ve en büyük meydanlarından biri. Fransız devrimi esnasında bu meydanda bulunan Louis heykeli kaldırılmış ve yerine giyotinler konulmuş birçok insan burada idam edilmiştir. Ancak Victor Hugo burada yapılan idamları eleştirmek ve insanları bilinçlendirmek için “Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” adlı eserini kaleme almış ve bu meydanda insanların idam edilmesini engellemiştir. Bu meydana tarihin kanlı sahnelere ev sahipliği yapması dolayısıyla “Barış ve Uzlaşma Meydanı” anlamına gelen Concorde Meydanı adı verilmiştir.

Fransız İhtilali’nin önemli noktalarından biri olan Place de la Concorde’un ortasında bulunan dikilitaş, Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından dönemin Fransa kralı Louis Philip’e hediye olarak sunulmuştur. Bu dikilitaşın boyu 23 metredir. Bu meydan, Champs-Élysées’nin doğusunda yer almaktadır.

Concerde Meydanı’ndan sonra Champs-Elysees (Şanzelize) Caddesi boyunca yürüyüp Zafer Takı’nı ziyaret etmenizi öneririm.

Champs – Elysees

Şanzelize (Champs-Elysées), bir ucu Concorde Meydanına (Place de la Concorde) diğer ucu da Zafer Takı’na (Arc de Triomphe) kadar 1950 metrelik çok etkileyici ve büyük bir caddedir. Paris’in lüks hayatı ile karşılaşacağınız bu caddede modanın en ünlü markalarının butiklerine, otomobil galerilerine, restoranlara, kafelere ve çok sayıda mağaza rastlayacaksınız.

Paris’in dünyaca ünlü bulvarının sonunda ise yine dünyaca ünlü anıtlarından biri olan Zafer Takı bulunmaktadır.

Zafer Takı
Zafer Takı

Arc De Triomphe

Arc de Triomphe diğer bir adıyla Zafer Takı, Şanzelize’nin sonunda bulunur.  Dev anıtın planı Napolyon’un kendisi tarafından ordularının Austrelitz savaşından zaferle ayrılmasının ardından yaptırılmıştır. Yapımı 1836 yılında tamamlanmış olan bu anıtın üzerinde ve içinde savaşlarda başarıyla savaşan generallerin isimleri yazmaktadır.

Zafer Takı’nı oluşturan 4 ayağın üzerinde heykeller ve kabartmalar bulunur. Tak’ın altında “Meçhul Asker Mezarı” yer alıyor. Anıtın yanında ise hiç sönmeden yanan bir ateş bulunmaktadır.

Zafer Takı’nın Bölümleri

Le Départ de 1792 (Gidiş)

Yapının ön sağ yüzünde bulunmaktadır. Avusturya ve Prusya’ya karşı Fransa’yı savunan askerler tasvir edilir.

La Paix de 1815 (Barış)

Şanzelize’den baktığınızda sol tarafta kalmaktadır. Viyana Barış Antlaşması’nı tasvir edilmektedir.

Le Triomphe de 1810 (Zafer)

Zafer Takı’nın sağ bölümünde bulunur. Austerlitz Savaşı zaferini tasvir edilmektedir.

La Résistance de 1814 (Direniş)

Tak’ın sol ön yüzeyinde bulunur. 1799 yılında Osmanlı Devleti’ne karşı alınan zaferi tasvir etmektedir.

Otuz Kalkan

Anıtın tepesine doğru kafanızı çevirince otuz tane kalkan görürsünüz. Bu kalkanların her birinde Napolyon’un kazandığı savaşlar yazılmıştır.

Meçhul Asker Mezarı

 1. Dünya Savaşı’nda ölen Fransız askerleri için yaptırılmıştır. Mezarın üzerinde bulunan ateş 1923 yılından beridir hiç sönmeden yanmaya devam etmektedir.

Arc De Triomphe (Zafer Takı) Ziyaret Saatleri

Turistler çok yoğun ilgi gösterirler ya da güvenlik açısından bir problemle karşılaşılırsa Paris Zafer Takı ziyaretleri ziyarete kapatılabilir ya da sınırlandırılabilir. Bunu yanı sıra 1 Ocak, 1 Mayıs, 8 Mayıs (sabah), 14 Temmuz, 11 Kasım (sabah) ve 25 Aralık tarihlerinde bu eser ziyarete kapatılır. Bu tarihler harici her gün ziyarete açıktır.

Ekim – Mart tarihleri arasında sabah 10.00 ila akşam 22.30’a kadar ziyarete açıktır.

Nisan – tarihleri arasında sabah 10.00’dan gece 23.30’a kadar ziyaret edebilirsiniz. En son giriş ise kapanıştan 45 dakikaya kadar yapılabilir.

Lüksemburg Bahçesi

Lüksemburg Bahçesi

Paris’in en ünlü yeşil alanı olarak bilinen Lüksemburg Bahçesi yaklaşık 25 hektarlık bir alana kurulmuştur. Bu bahçe, Kraliçe Marie de Medici adına 17. yüzyılda yapılmıştır. Bu ihtişamlı bahçenin köşesinde Palais du Lüksemburg (Lüksemburg Sarayı) bulunur ve Floransa mimarisi ile yapılmıştır.

Paris’te en çok ziyaret edilen bahçedir ve bahçenin tam ortasında bir göl bulunur. Bahçede bulunan heykellerin yanı sıra tenis kortları, kukla tiyatroları ve bando sahnesi bulunur. Bahçede 16.yüzyılda da yapılan Lüksemburg sarayı, Fransız devrimi zamanlarında hapishane görevi görmüştür.

Bahçenin ön tarafında Grand Bassin adında bir göl vardır. Sarayın karşısındaki ağaçlar simetrik bir şekilde budanmış ve dikilmiştir. Bahçedeki en dikkat çekici yapı ise Fontaine Medicini adlı çeşmedir. Sonbahar aylarında inanılmaz bir güzelliğe bürünen bu bahçede gözünüze suda yüzen ördekler sonbahar mevsiminin bu bahçede çok farklı bir güzelliğinin olmasıdır. Sonbahar mevsimini sevmeyenler Lüksemburg Bahçesinin sonbaharına âşık olabilirler. Bu bahçe 16.yüzyılda inşa edilmesine rağmen sanki daha dün inşa edilmiş gibi korunmaktadır. Lüksemburg Bahçesine giriş ücretsiz ve halka açık bir parktır. Ancak parkta bulunan ve görülmesi gereken kısım saray kısmıdır. Ancak burayı ziyaret etmeden evvel rezervasyon yaptırmanız gerekir. Saray yalnızca hafta içi saat 10:00 ile 14:30 saatleri arasında ziyarete açıktır. 

Pompidou Sanat Merkezi
Pompidou Sanat Merkezi

Pompidou Sanat Merkezi

Adını 1969 ile 1974 yılları arasında Fransa Cumhurbaşkanlığı göverini üstlenmiş olan Georges Pompidou’dan alan binanın içinde dev bir kütüphanenin yanı sıra Avrupa’nın en büyük modern sanat müzesi ve avangart elektro-akustik müzik araştırmaları merkezi yer alıyor.

Pompidou,  Paris modern mimarisinin öncü yapılarından olan bir sanat ve kültür merkezidir. Louvre Müzesi klasik ve rönesans, Orsayı’ın emperyalist mimarisinden uzak, daha modern, bir yapıya sahip bir merkezdir. Paris’in en çarpıcı mimarisine sahip yapılarının başında gelmektedir.

Bu merkezde sadece Picasso’nun kendi sanat çalışmalarını sergilemek amacıyla oluşturulmuş bir bölüm bulunmaktadır. Bu merkezde bulunan kütüphane de ise 100 binden fazla eserin olduğu bilinmektedir.

Pompidou Müzesi Giriş Ücreti Ne Kadar?

Müze, her gün 11.00-22.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Sergi alanları ise saat 21.00’de kapanmaktadır. Perşembe günleri ise müze saat 23.00’te kapanır. Pompidou Müzesine giriş ücreti 14 Euro, öğrenci bileti ise 11 Euro’dur.

opera garnier
opera garnier

Opera Garnier

Napolyon 14 Ocak 1858 yılında günümüzde Garnier Operası’nın bulunduğu yerde bir suikast düzenlendi. III. Napolyon ve eşi yara almadan kurtulmuş ancak bu olayda 8 kişi ölmüş ve 150 kişi de yaralanmıştır. Bu olaydan sonra III. Napolyon, suikastın gerçekleştirildiği noktada bir opera binası inşa edilmesini emretti.

Bu yapılacak binanın mimarını seçmek için bir yarışma yapmaları gerekmiş ve toplam 171 mimar içinden Charles Garnier seçilmiştir. Garnier’in ilk mimarlık eseri olan bu bina 1875 yılında açılmıştır.

Dış görünümü kadar iç görünümü de çok ünlü ve etkileyici olan Garnier Operası’nın en ünlü yerleri, Büyük Merdiven ve Büyük Fuaye’nin üzerini kapsayan mozaik kubbeli tavan resimleridir. Chagall imzasını taşıyan büyük salonun tavanı ise mimarlık harikasıdır. Bu operayı diğerlerinden ayıran özelliği başlı başına müze gibi gezilebilecek bir iç mekâna sahip olmasıdır.

Paris’te Notre Dame Katedrali, Louvre Müzesi ve Sacre Coeur Bazilikası ile beraber en önemli ve dikkat çekici mimari yapıya sahip olduğu kabul gören Garnier Operası, Barok, Yunan ve klasik tarzda tasarımların harmanlanmasından oluşan bir yapıya sahiptir. Operanın kapasitesi ise 2 bin 200 kişidir.

Ziyaret Saatleri

Haftanın her günü 10.00-16.30 saatleri arasında ziyarete açıktır. Yaz döneminde ise 10.00-18.15 saatleri arasında ziyarete açık ancak 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde ziyarete kapalıdır.

Garnier Operası Giriş Ücreti Ne Kadar?

Garnier Operası giriş ücreti 14 Euro’dur. Sergi olmayan dönemlerde ise 12 Euro, indirimli bilet ise 10 Euro’dur.

Disneyland
Disneyland

Disneyland

Eğer imkânınız varsa bir tam gününüzü burada geçirebileceğiniz bir eğlence parkıdır burası. 1992 tarihinde kurulmuş olup Amerika Birleşik Devletleri dışında açılan ikinci tesis olma özelliğini taşımaktadır.

Resmi adıyla Euro Disney Resort olan bu park, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Walt Disney Studios Park, nostalji severler ve küçük yaştaki çocuklara uygundur. Yetişkinler ve maceracı gençlere için ise Disneyland Park isimli kısım daha uygundur.

Paris’e 32 kilometre uzaklıkta bulunan bu parka, RER seferleriyle ulaşabilirsiniz.

Yaz sezonunda çok kalabalık olduğu için gişelerde sıra beklemek yerine parka gitmeden önce ya internetten rezervasyon yaptırmalı ya da ulaşım dâhil tur satın alarak turla gitmelisiniz. Disneyland Paris, her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Disneyland Giriş Ücretleri

Disneyland bilet fiyatları ziyaret etmek istediğiniz zamana bağlı olarak 60 ila 90 Euro arasında değişmektedir.

Les Invalides
Les Invalides

Les Invalides

Les Invalides, diğer adıyla Napolyon Bonapart’ın lahdi. Resmi adı Hotel National des Invalides olan tarihi yapının yapım aşaması, 1674 tarihinde başlamıştır. 17.yüzyılın sonunda 4000’den fazla emekli askerin yaşadığı bir yapıya haline gelmiştir.

Les Invalides’in en önemli bölümü ise Eglise de Dome bölümüdür. İçeriye girdiğiniz zaman inanılmaz ihtişamlı oluşundan ötürü de anlayabileceğiniz gibi bu bölümde zamanının devlet yetkilileri ve devletin üst kademelerinde “Napolyon” unvanını almış devlet adamlarının mezarları bulunmaktadır.

Les Invalides Giriş Ücretleri

Buraya giriş 12 Euro’dur.  Nisan -Ekim 10.00 ila 18.00 saatleri arası, Kasım- Mart arası 10.00 ila 17.00 saatleri arası ziyarete açıktır.

Pantheon
Pantheon

Pantheon

İnsanların çoğu Avrupa’da tek Pantheon’un İtalya’nın başkenti Roma’da olduğunu düşünür ancak Paris’teki Pantheon da çok ziyaretçi çeken ve tarihi bir mekândır.

Mimari yapısı açısından Londra’daki St. Paul’s Katedrali’ni andıran bu yapı,  XV. Louis’nin isteği doğrultusunda 1744-1790 tarihleri arasında yapılmıştır. İnşaası bittikten sonra Azize Genevieve’e adanmıştır.

Pantheon, birçok dönemde kilise olarak kullanılmıştır. Kültürel bakımdan Paris’in en önemli yapılarından biri olmasının sebebi, ünlü Fransızlar’ın mezarlarına ev sahipliği yapması diyebiliriz.  Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Emile Zola ve Alexander Dumas gibi ünlü yazarlar Pantheon’da mezarı bulunan birkaç ünlüden sadece bazıları. Sadece burada bulunan Fransız tarihi için önemli olan şahısların mezarlarıyla değil iç dekorasyonunda kullanılan freskleriyle de ünlü bir yapıdır.

Burada bulunan diğer önemli bir eser de Foucalt Sarkacı’dır. 1851 yılında Leon Foucault, dünyanın kendi çevresinde döndüğünü kanıtlamak istemiş ve bunun için bir deney yapmaya karar vermiş. Bu deney gerçekleştirmek için ise Pantheon’u seçmiştir. Günümüzde Foucault Sarkıcı Patheon’da sallanır vaziyette bulunmaktadır.

Pantheon’a Giriş Ücretleri

Pantheon’a giriş ücreti 11-12 Euro’dur. Çarşamba günleri kapalı olmakla beraber, diğer günler saat 1000 ila 18.00 arası ziyarete açıktır.

Seine Nehri
Seine Nehri

Seine Nehri

Eğer bir gün Paris’e yolunuz düşerse Eyfel Kulesinin hemen karşısından hareket eden Bateaux Parisien’e biletinizi alarak 1 saat boyunca Seine nehrinde bir gece turu yapamnızı tavsiye ederim. Notre Dame Katedrali gibi birçok yeri gezip görebilirsiniz ve çok eğleneceğinizin garantisini verebilirim sizlere. Bateaux Parisien turu bütçenize en uygunudur ancak, bunun haricinde başka farklı turlar da yok değil. Bu tura bilet almak veya başka farklı turları incelemek için Bateaux Parisiens’in web sitesine bakabilirsiniz.

Paris’e gittiğinizde, güneşin kaçta battığına bir bakın ve gün batımını yakın saatte bir tur satın alın bu sayede gün batımını ve Paris’in muhteşem gün batımı manzarasını Seine nehri üzerinde izleyebilir aynı zamanda Notre Dame Katedrali ve Eyfel Kulesi gibi şahaser yapıları da gün batımı manzarasıyla birlikte görmüş olursunuz. Eyfel Kulesi, ışıkları gün batımıyla birlikte kısa bir süreliğine yanıyor ve bu turu yaparken Eyfel Kulesi’nin bu güzelliğine şahit olmak muhteşem bir deneyim olacaktır.

Paris’in en ünlü sembollerinden bir diğeri ise Âşıklar Köprüsü ya da diğer bir adıyla Pont Des Art Köprüsüdür. Şehrin Sein nehri ile ikiye ayrılan yakasını birbirine bağlayan Pont Des Art Köprüsüne insanlar aşklarını ölümsüzleştirmek için âşıklar köprünün parmaklıklarına kilit takıp anahtarı nehre atıyor. Ancak köprüdeki kilit sayısı o kadar fazla ki eğer siz de bunu deneyimlemek isterseniz kilidinizi asacak yer bulmakta zorluk çekebilirsiniz.

Kırmızı Değirmen
Kırmızı Değirmen

Moulin Rouge (Kırmızı Değirmen)

Paris’te konu gece hayatı ve eğlence olduğu zaman Paris’te çok seçenek var.  Ancak asla pişman olmayacağınız bir yer arıyorsanız ve aynı zamanda nostaljik mekanları seviyorsanız, Moulin Rouge tam size göre.

Çatısındaki bulunan yel değirmeni sayesinde çok kolay bir şekilde fark edilen bu eğlence mekânı, 1889 yılından günümüze kadar faaliyet göstermektedir. Joseph Oller ve Charles Zidler tarafından kurulmuş olan bu kulübün bu kadar ilgi odağı olmasındaki ana neden, kan-kan adı verilen dansın sergilenmesidir.

Yıllar içerisinde değişiklikler yapılması, örneğin “Yalnızca gösteri” veya “Yemekli Gösteri” gibi seçeneklerin eklenmesi, mekâna olan ilgiyi arttırmak için planlanmış ve başarılı olmuştur.

Moulin Rouge Giriş Ücretleri

Moulin Rouge’da gösteri biletleri 102 Euro’dan başlar ancak sayılı sayıda satılan biletler çok çabuk tükeniyor. Gösteri saatleri ise: 19.00-21.00-23.00.

Paris Yeraltı Mezarları

Catacombes de Paris (Paris Yeraltı Mezarları)

Catacombes de Paris diğer bir adıyla Paris’in yeraltı mezarları, 6 milyondan fazla insana ait kemiklerin düzenli bir şekilde dizildiği ve sergilendiği bir tünellerden oluşuyor. Kafanızda daha iyi betimlemek isterseniz Kapadokya’da bulunan yeraltı şehirlerinin duvarlarının taştan değil de insan kemiklerinden oluştuğunu hayal edin.

1700’lü yılların sonunda Paris birçok salgın hastalık ile savaşıyordu, hatta insanlar sabah ekmek almak için sokağa çıkınca sokakta salgın hastalıktan ölmüş insanların üzerlerinden atlayarak yürüyerek gidiyorlardı. Arık salgında ölen insanların gün geçtikçe sayısı artıyor ve tüm mezarlıklar artık iyice dolmuş ve sokaktaki ölülerin sayısı şehirde yaşayan toplam canlı sayısından daha fazla olmaya başlayınca, Parisliler bunun için bir çözüm üretmek zorunda kaldılar.

Gece karanlığı çökünce işçiler sokaklardaki ölüleri Tombe-Issoire ocağına taşıdılar. Bugün ise burası 6 milyondan fazla Parislinin bir mezarıdır. Ancak bugün Paris’in nüfusunun 2 milyondur. Salgının nasıl büyük boyutlara ulaştığını buradan daha iyi anlayabilirsiniz.

Normalde kilometrelerce uzunluğa sahip olan bu yeraltı mezarlığının bugün sadece 2 kilometrelik bölümü gezilebiliyor ve aynı anda içeride bulunması gereken kişi sayısı 200 kişi ile sınırlandırılmıştır. Yaklaşık 45 dakika süren bu gezi için önceden biletinizi almanız çok önemlidir. Aksi takdirde bilet kuyruğunda beklemek size çok zaman kaybettirebilir.

Catacombes de Paris Giriş Ücretleri

Pazartesi günü dışında her gün saat 10.30 ile 14.30 arası açık olan bu müzenin bilet fiyatı ise 31 Euro’dur.

Tuileres Bahçesi
Tuileres Bahçesi

Tuileres Bahçesi

Concorde Meydanı’nında bulunan Tuileries Bahçesi, Paris’in en güzel parklarından bir tanesi olarak biliniyor. Kent merkezinde olmasına rağmen huzurlu bir ortamdır.

Adını yanındaki saraydan alan bu bahçenin yapılmasını Catherine de Medici emretmiş ve 1564 yılında başlayan bu yapımın sonuna gelindiğinde göz alıcı güzellikte Floransa tarzı bir bahçe ortaya çıkmıştır. Paris yüksek sosyetesi çeşitli etkinliklerin yapıldığı bu bahçede, 1870 tarihinde bir yangın çıkmıştır. Ancak bu yangın her ne kadar büyük olsa da söndürülmüş ve yangından sonra tadilata giren bahçe, günümüze kadar tüm güzellikleriyle gelmiştir.

Tuileres Bahçesi Ziyaret Saatleri

Bu bahçeyi her gün saat 07.00 ile 21.00 arasında ziyaret edebilirsiniz.

Aşıklar Köprüsü
Aşıklar Köprüsü

Pont des Arts (Aşıklar Köprüsü)

Paris’te yapılmış ilk metal köprü olma özelliği taşıyan Pont des Arts diğer bir adıyla Âşıklar Köprüsü, 1802-1804 yılları arasında yapılmıştır. Aslında adı Fransızcadan çevrildiğinde “Sanatlar Köprüsü” anlamına gelmektedir. Ancak geçmişte uzun bir süre özellikle gençlerin buluşma noktası haline geldiği için halk arasında daha çok Âşıklar Köprüsü ismiyle anılmaktadır.

Pont des Arts’ı ziyaret etmek için gündüz saatlerini tercih etmenizde fayda var çünkü akşama nazaran çok daha güvende olursunuz hem de manzarası gündüz daha güzeldir.

le pere lachaise

Pere Lachaise Mezarlığı

Pere Lachaise’i diğer mezarlıklardan ayıran belirgin özellikleri vardır. Mezarlıkta bulunan heykeller ve baktıkça hayranlık uyandıran lahitleriyle bir açık hava müzesinde hissedebilirsiniz kendinizi.

Pere Lachaise Mezarlığı, 44 hektarlık alana yayılmış bir mezarlıktır. Napolyon Bonapart’ın isteğiyle Mimar Alexandre Theodore tarafından tasarlanmıştır. İlk zamanlar normal bir mezarlık gibi görülen La Fontaine ve Moliere’in mezarlarının buraya taşınması ile birlikte Pere Lachaise, bir anda dikkatleri üzerine çekmiştir. Daha sonra Oscar Wilde, Max Ernst ve Camille Pissaro gibi ünlülerin mezarlarının da burada olması mezarlığa bayağı bir ün katmıştır.  Eğer burayı ziyaret etmek isterseniz, her gün saat 08:00 ile 18:00 arasında ziyaret edeilirsiniz.

La Defense
La Defense

La Defense

La Defense, Paris’in ticaret merkezi olarak bilinir. Burası gün geçtikçe daha fazla turist tarafından ziyaret edilmektedir. Burası mimari açıdan fütüristik tasarımlı gökdelenler, modern alışveriş merkezleri ve restoranlara ev sahipliği yapmaktadır. La Defense bölgesinde ayrıca 60’dan fazla çağdaş sanat eserinin sergilendiği bir açık hava müzesi vardır ki muhakkak ziyaret etmelisiniz.

La Defense’a Şanzelize’deki gibi bir tak inşa edilmiştir. Bubölgenin atmosferine uygun tarzda yapılan bu tak, en başta bir hayli tepki görmüştür ancak zamanla bu tepkiler giderek azalmıştır.  Bu takın  üst bölümünde bir seyir terası bulunur ve her günü saat 10.00’dan 20.00’ye kadar ziyarete açık tutulan bu bölümden La Defense’ı kuşbakışı izleyebilirsiniz.

Odin Müzesi

Odin Müzesi (Musee Rodin)

Rodin Müzesi, bizzat Auguste Rodin tarafından 1916 yılında kurulmuştur. Bu müzenin yeri ise sanatçının yaşamış olduğu Hotel Biron’dur. Rodin Müzesi’ni gezmeden önce dikkat etmeniz gereken bir şey var. Ziyaretinizi iyi organize etmelisiniz çünkü burada hem sanatçının kendi eserlerinden oluşan 6.500 kadar heykeli ve 10 bine yakın çizimi bulunurken hem de sanatçının yaşamı boyunca biriktirmiş olduğu ve farklı dönemlere ait eserleri bulunmaktadır. Rodin yaklaşık olarak 1.800 tablo, 7000 fotoğraf ve 6.400’den fazla heykel toplamıştır. Ancak bu müzenin bahçesi de çok ilgi çekici eserlere ev sahipliği yapar burayı da ziyaret etmeyi unutmayın.

Rodin Müzesi Giriş Ücretleri

Bu müzeye giriş ücreti 12 Euro, sadece bahçeyi ziyaret etmek isterseniz 1 Euro ödemeniz gerekir. Burayı her gün 10:00- 18:30 saatleri arası ziyaret edebilirsiniz.

Orangerie Müzesi

Orangerie Müzesi

Tuileries Sarayı’nda bulunan Orangeri Müzesi, 20. yüzyılın ortalarına doğru açılmıştır. Paris’teki diğer müzelere göre biraz daha küçük olsa da içinde barındırdığı eserler bakımından bir hayli etkileyici bir yapıya sahiptir. Bu eserlerin en göze çarpan ve değerlileri Monet’nin yağlı boya duvar çalışmalarıdır. Müzede bulunan Picasso ve Rousseau gibi ünlü sanatçıların da eserlerini incelemeyi unutmayın. Emin olun ki bu müzede çok farklı hissedecek ve eğleneceksiniz.

Orangerie Ziyaret Saatleri

Bu müzeyi her gün saat 09.00 ile 18.00 arası ziyaret edebilirsiniz.

Orangerie Giriş Ücretleri

Giriş ücreti ise 9 Euro’dur.

Parc des Buttes – Chaumont

Parc des Buttes-Chaumont, 25 hektar gibi büyük bir alanı kaplar. Paris’in kuzeydoğusunda bulunan bu parkın etrafında muazzam güzellikte mağaralar ve şelaleleri de ziyaret etmelisiniz. Birçok kuş türüne rastlayabileceğiniz bu parkı 24 saat boyunca ziyaret edebilirsiniz. Hatta bu park biraz da olsa yüksekte kaldığı için, Paris manzarasını izlemenize de olanak sunmaktadır.

Louis Vuitton

Louis Vuitton Vakfı

Herkesin bildiği üzere Paris; moda, sanat ve mimari alanlarda dünya başkenti sayılabilir.  2014 yılında kurulan Louis Vuitton Vakfı’nın amacı, Paris’in iyi olan yönlerini insanlara tanıtmak ve Paris’in bir başka deyişle reklamını yapmaktır. Bu vakfın müzesinde bulunan koleksiyonunda, en başta binanın mimarı olan başta Frank Gehry olmak üzere birçok ünlü isimleri bulunmaktadır.

Vakıf binasında yıl boyunca kültürel etkinlikler ve moda gösterileri yapılmaktadır. Bu yüzden eğer burayı ziyaret etmek isterseniz vakfın ekinlik takvimini kontrol etmenizde fayda var.

Louis Vuitton Ziyaret Saatleri

Burayı her gün saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edebilirsiniz.

Louis Vuitton Giriş Ücretleri

Giriş ücreti ise aileler için 32 Euro, Yetişkinler için ise 14 Euro’dur.

Paris belediye binası
Paris Belediye Binası

Hotel de Ville

Neo-Rönesans tarzını yansıtan Hotel de Ville ya da diğer adıyla ile Paris Belediye Binası, Paris’in ilk belediye binasıdır.

14. yüzyılda ortalarına doğru yapılan bu bina, 1533 ile 1628 yılları arasında restore edilmiştir. 19. yüzyılın sonlarına doğru ise bir restorasyon daha yapılmış ve günümüzdeki halini almıştır.

1357 yılından bu yana kullanılan bu bina, Bastille Baskını sırasında isyancılar tarafından hareket üssü olarak kullanılmıştır. Ayrıca bu binanın Fransa tarihi için önemli olmasının bir başka neden ise  II. Dünya Savaşı döneminde Paris’in Nazi işgalinden kurtuluşunun sonrasında Charles de Gaulle’ün zafer konuşmasını ve kutlamalarının yapıldığı yer olmasıdır. Hotel de Ville’i her gün saat 08.00 ile 19.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Picasso Müzesi
Picasso Müzesi

Picasso Müzesi

Paris’in bohem ruhlu Marais’in tarih kokan sokaklarının ünlü olmasını sağlayan Picasso Müzesidir. 1985 senesinde açılmış olan bu müze, Picasso’nun imzasını taşıyan 200’den fazla tabloya ve 150 adet heykele ve binlerce fotoğraf ile dokümanı bünyesinde barındırmaktadır. Ancak buranın daha da ilgi çekici olmasının sebeplerinden bir tanesi de Picasso’nun kendi biriktirmiş olduğu koleksiyonun burada sergileniyor olmasıdır. Picasso’nun hayatı boyunca biriktirmiş olduğu koleksiyonları ve birbirinden harika eserlerini mutlaka görmelisiniz.

Picasso Müzesi Giriş Ücretleri ve Ziyaret Saatleri

Giriş ücreti 14 Euro olan bu müzeye saat 11.30 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Place des Vosges

Place des Vosges

Belediye binası ve Picasso Müzesi haricinde Marais sınırları içerisinde gezilip görülmesi gereken birçok güzel yer bulunuyor. Place des Vosges da bunlardan biridir. Vosges Meydanı, Paris’in en eskisi ve birçoklarına göre en güzel meydanı olarak kabul edilir. Paris’in incisi olarak da adlandırılan bu meydan, Kral IV. Henry’nin bir kraliyet meydanı inşa edilmesini emretmesiyle, 1605 yılında inşa edilmiştir.

Meydan, günümüzdeki adını ise Napolyon döneminde almıştır. Napolyon bu alana “Vosges” ismini vererek devlete ilk vergi veren yerleşiminde yaşayan insanları onurlandırmak amacıyla vermiştir. Place des Vosges’da vakit geçirirken çevrenizde göreceğiniz binalar, Louvre Sarayı’nda görevli üst düzey devlet görevliler için inşa edilmiştir. Bu nedenle bu binaların son derece titizlikle ve her detayına dikkat edilerek inşa edildiğine şahit olabilirsiniz. Marais sokaklarını gezmek çok vakit aldığı için Places des Vosges’a gidip biraz dinlenmek size iyi gelebilir. Dinlendikten sonra da meydanın yanında bulunan Victor Hugo’nun evi’ni ücretsiz bir şekilde ziyaret etmenizi öneririm.

III. Alexandre Köprüsü
III. Alexandre Köprüsü

III. Alexandre Köprüsü ( Pont Alexandre III )

Seine Nehri’nin Paris sınırları içerisinde kalan sınırında bulunan köprü sayısı 30 adettir. Bu köprülerin bazıları antik dönem bazıları ise modern dönem mimarileri ile inşa edilmişlerdir.

Modern dönem mimari kategorisinde bulunan III. Alexandre Köprüsü, 1900’da gerçekleştirilen Dünya Fuarı için yapılmış bir eserdir. Tasarımında ise son derece sadelik ön plana çıkartılmıştır. Sade bir tasarıma sahip olmasına rağmen otoriteler, köprünün mühendislik açısından, bulunduğu dönemin ötesinde bir eser olduğunu belirtmişlerdir.

Les Invalides ile Eyfel Kulesi arasındaki ulaşımı kolaylaştıran köprü, Paris’i izleyebileceğiniz ve güzel fotoğraflar çekebileceğiniz nadide güzellikte yerlerden birisi olarak kabul grmektedir.

L’atelier des Lumieres
L’atelier des Lumieres

L’atelier des Lumieres (Işık Atölyesi)

Türkçe karşılığı tam anlamını karşılamasa da “Işık Atölyesi” anlamına gelen bu sanat merkezi ya da siz nasıl adlandırırsanız adlandırın, yalnızca sahip olduğu teknoloji ile değil, Paris’te gerçekleştirilen kentsel dönüşümün en başta gelen simgelerinden biri olarak görülmektedir.  Müze binası, 19. yüzyılda demir yolu inşasında kullanmak için dökme demir üreten bir fabrika sıfatıyla yapılmıştır. Bu yapının sanat merkezine dönüştürülmesi için 2013 yılında gerekli adımlar atılmıştır. Paris’in ilk dijital müzesi olan l’Atelier des Lumières, başının ve sonunun ne zaman bittiği pek anlaşılamayan sanat gösterileriyle adeta insanın başını döndürüyor. Paris’e yolunuz düşerse buraya uğramayı kesinlikle unutmayın.

L’atelier des Lumieres Giriş Ücretleri

L’Atelier des Lumières’i ziyaret etmek isterseniz 15 Euro ödemeniz gerekir.

L’atelier des Lumieres Ziyaret Saatleri

Ziyaret saatleri ise Pazartesi-Perşembe saat 10.00 ila 18.00 arası, Hafta sonları saat 10.00 ila 22.00 saatleri arasıdır.

Galleries Lafayette

Galleries Lafayette

Galeries Lafayette’in hikâyesi 1893’te Paris’te Théophile Bader ve kuzeni Alphonse Kahn küçük bir tuhafiyeci dükkânının içinde moda mağazası açmasıyla başlar. Şiketin adının Galeries Lafayette olmasının sebebi ise Paris’in Lafayette sokağında kurulmuş olmasındandır. Daha sonraları gün geçtikçe büyüyen bu kezenler, Lafayette’i Paris’in sembollerinden biri haline getirmişleridir. Günümüzde burası bir alışveriş merkezi olarak görülsetam olarak öyle değildir. Nedeni ise, l’Art Nouveau (yeni sanat) tarzıyla inşa edilmiş harika binası ile mimari ile ilgilenenlerin ilgi odağıdır.

Ülkemizde de şubesi bulunan Galeries Lafayette, İstanbul’dadır. Her ne kadar marka çeşitliliği çok olsa ve fiyatların Paris standartlarına göre uygun olsa da indirimleri beklemek daha iyi olabilir çünkü Paris Avrupa’nın en pahalı şehri olarak bilinmektedir. Eğer Galeries Lafayette’i ziyaret etmek isterseniz saat 11.00 ila 22.00 arasında ziyaret edebilirsiniz.

Montparnasse

Montparnasse

Tour Montparnasse ya da Türkçesi Montparnasse Kulesi, Paris’in ilk gökdeleni olma unvanının sahibidir. 1973 yılında açılan gökdelen, Paris’te modern mimarinin öncüsü konumundadır. Toplam 210 metrelik yüksekliğe sahiptir. Tour Montparnasse, 2011 yılında Tour First inşa edilene kadar Paris’in en yüksek binasıydı.

Geleneksel tarzı benimseyen birçok Parisli, tıpkı Eyfel Kulesi’nde olduğu gibi bu yapıyı da eleştirmiş ve yadırgamışlardır. Ancak Tour Montparnasse’ın yukarı katlarında bulunan gözlem teraslarına çıkarak efsane bir manzaraya şahit olabilirsiniz.

Montparnasse Giriş Ücretleri

Buraya giriş yapmak için 18 Euro ödemeniz gerekir.

Montparnasse Ziyaret Saatleri

Pazardan Perşembeye 09.30 ile 22.30 saatleri arası, Cuma ve Cumartesi günleri ise 09.30 ile 23.00 saatleri arası ziyaret edebilirsiniz.  

Âşıklar şehri Paris’te gezilecek o kadar çok yer var ki ne saymakla biter ne anlatmakla. Paris’te gezerken zamanın çok hızlı geçtiğini anlarsınız. Umarım bu yazıyı okuduktan sonra bir gün yolunuz Paris’e düşer ve bu eşsiz şehirde zaman geçirme fırsatını elde edersiniz.

 Au revoir…

İlginizi Çekebilir: Yerleştirme Sanatı: Enstalasyon

Tayfun Ataman makalelerini beğendiniz mi? Sosyal medyada takip edin!
Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Paris Rehberi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.