Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

 Mağara alegorisi içeriğime daha başlamadan söylemeliyim ki kaleme aldığım bu yazı felsefi bir yazı değil, daha ziyade günümüz insanlarının araştırma tembelliğine ve post-truth haberciliğe eleştiri mahiyetindedir. Bu yazımda dünyanın en meşhur filozoflarından biri olan Platon’un yine en meşhur alegorilerinden biri olan Mağara Alegorisini özetleyeceğim. Siz kıymetli okurlarıma dilim döndüğünce bu alegorinin ve günümüz haber dünyasının benzerliklerini göstermeye çalışacağım. Keyifli okumalar dilerim.

Platon’un Mağara Alegorisi

   Mağara alegorisine göre karanlık bir mağara içinde tutsak insanlar yaşamakta ve bu insanlar tamamen zincire bağlı olarak hayatını idame ettiriyor; sadece karşılarındaki gölgeleri görebiliyorlar. Ancak en sonunda tutsaklardan biri, bir şekilde tüm zincirlerini kırıp mağaranın tepesine çıkmayı başarıyor. Yıllardır kendilerine gösterilen o gölgelerin aslında düzmeceden ibaret olduğunu anlıyor ve arkadaşlarını kurtarabilmek için mağaraya geri dönüyor fakat arkadaşları bir türlü dışarı çıkan kişiye inanmıyorlar. Zaten inanmalarını Platon da imkânsız buluyor.

   Platon’un mağara alegorisine göre evren iki temel üzerine kurulu. İdealar ve nesneler… Dışarıdaki, herkesin kolay kolay göremeyeceği, görmek için hapsolduğu mağaradan çıkması gereken dünya olan idealar evreni ve mağaradaki gölgelerden ibaret olan nesneler evreni. Elbette üstüne düzinelerce kitaplar, makaleler yazılan bu alegoriyi bir paragrafa sığdırmak mümkün değil. Ancak benim amacım da sadece alegoriden bahseden felsefi bir yazı sunmak değil. Zaten ne yazık ki böylesine bir felsefi metin yazmanın haddim olduğu da söylenemez. Benim niyetim başta da belirttiğim gibi alegoriden hareketle günümüz modern mağaralarında yaşayan insanları ele almak.

21. yüzyılın 21. senesindeyiz. Teknolojideki önü alınamaz bariz gelişim ortada. İnsanlar artık aradıkları bilgiye dakikalar içinde erişebiliyorlar. Şöyle bir durup düşününce insanların bilgiye olan iştahı da aynı oranda artmalı diyoruz. Tabi ki her gün bu sayı artıyor ancak kanaatimce insanların büyük çoğunluğu sahip olmamız gereken araştırmacı ruha hala sahip olabilmiş değil.

İnsanların çoğu hala inatla ilk gördüğü habere inanmak istiyor. Bunun en güzel örnekleri ise sosyal medya ve televizyon haberciliğinde bolca mevcut. Aşağıda detaylı tanımlamasını yaptığım post-truth haber mantığının ve tıklanma için çeşitli taklaların atıldığı manşetlerin ne yazık ki birçoğumuz kurbanı oluyoruz. İnsanların çoğu sosyal medyada sanki aceleleri varmışçasına sadece manşetleri okuyor ve bununla yetiniyor. Halbuki manşetleri çekici hale getirmenin en popüler yolu; herhangi bir kimsenin konuşmasının özeti niteliği dahi taşımayan, ironi içeren hatta bazen şaka maksatlı sarf edilen cümlelerin ciddiymişçesine gazeteciler tarafından ön plana çıkarılmasıdır.

Mağara Alegorisi | Post Truth Nedir
Mağara Alegorisi | Post Truth Nedir

Post-Truth Nedir?

   2016 senesinde Oxford Yılın Kelimesi seçilen post-truth kavramının Türkçede tam bir karşılığı olduğu söylenemez. Bir önceki yazımda ele aldığım retorik sanatından da faydalanarak insanların daha çok duygularına yönelik, hakikatten uzak bir mantıkla yazılan her şey post-truth başlığına giriyor. Siyasilerin attığı sloganlardan gazetecilerin attığı manşete kadar… Hatta eski ABD Başkanı Donald Trump post-truth kavramından en çok faydalanan siyasilerden biriydi ve Twitter ile girdiği mücadele bir müddet gündemde yerini fazlasıyla korumuştu.

Kimler Mağarada, Kimler Özgür?

   Platon’un mağara alegorisinden ve günümüz habercilik dünyasından bahsettik. Peki bizim nispeten modernleştirilmiş alegorimizde kim neyi temsil ediyor olabilir? Tüm medeni haklara sahip, reşit bir birey sadece bu haklara sahip olduğu için kendini özgür bir birey olarak nitelendirebilir mi? Yoksa bahsettiğimiz bireyin düşüncelerini doğrudan etkileyen, kanalize eden bir üst aklın mevcudiyeti kişiyi zihinsel özgürlüğünden alıkoyar mı? Benim açımdan sorunun cevabı bariz bir şekilde ortada. Hukuki manada bütün hak ve özgürlüklerine sahip de olsa, bir birey kendi düşüncelerini üretemiyor, gündeme gelen haberleri sadece belirli kurumların manşetleri çerçevesinde ele alıyorsa sandığı kadar da özgür değildir.

Mağaradan Çıkmak Mümkün Mü?

   Gelelim Platon’un imkânsız bulduğu şeye: Tutsak özgürleştirilebilir mi? Esasen Platon’un imkânsız bulduğu şey ile bizim çözüm aradığımız şey yukarıda da belirttiğim gibi birbirinden farklı meseleler. Biz bu yazıda mağara alegorisinde geçen nesne ve idea kavramlarından sadece karşılaştırma amacıyla faydalandık. Dolayısıyla imkânsız denip çöpe atılacak kadar ümitsiz bir durum değil bizimki. Aksine, biraz özveri ve bilinçle bence kolaylıkla aşılacak bir durum.

Kimse bizlerden belirli bir siyasi görüşe, ideolojiye bağlı olacak kadar detaylı siyaset, gündem ya da tarih bilgisi istemiyor, zaten kimse bize öyle taleple gelemez bile. Ancak asıl mesele şu ki bizler okuduğumuz bir metnin, duyduğumuz bir haber yahut protestonun en azından doğruluk payı içerip içermediğini ön görebilecek kadar bilinçli olmalıyız. Biz bilinçli olacağız ki karşımızdaki kişi ya da kitle cehaletimizden cesaret alarak istediği gibi cümleleri sarf edemesin. Yine biz bilinçli olacağız ki irfanın cehl ile savaşından irfan galip gelecek.

İlginizi Çekebilir: 10 Maddede Neden Sosyak Medyayı Bırakmalısın?

Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Platon’un Mağara Alegorisi ve Günümüze Yansıması

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.