Gençlere değer katacak içeriklere Google Haberler'den abone olmak ister misiniz?.Google Haberlere Abone Ol. Gençliğe değer katma arzusuyla..

Gelişen teknolojiyle beraber, radyasyon hayatlarımıza girdi. Uzun bir süre daha çıkacağa benzemiyor. Bu yazımda ise radyasyonun doğadan olan versiyonu ile yani radyoaktif elementler ile tanışacağız. Her birimiz farklı pencerelerden bakarız bu hayata, radyoaktif elementlere benim penceremden bakmaya ne dersiniz. Haydi hep beraber, radyoaktif elementleri bütün ayrıntılarıyla inceleyelim.

Radyoaktif Element Nedir?

İlk okul yıllarından aşina olduğumuz periyodik tablonun en alt kısmında, sonuncu sırada yer alırlar ve bunlara aktinitler de denilmektedir. Radyoaktif elementlerin sayısı ise hiç de azımsanmayacak miktarlardadır. Periyodik tabloyu incelediğimiz zaman 15 adet radyoaktif elementin varlığına şahit olmaktayız. Atom numaraları ise 89-103 aralığındadır.

Radyoaktif elementlerin listesine geçmeden önce küçük bir not düşmek istiyorum.

Atom sayıları 93 ve 105 aralığındaki elementler, yapay elementlerdir. Mesela, plütonyum. Tüm yapay elementlerin radyoaktif element listesine girdiklerini de unutmayalım.

Radyoaktif Elementler

Radyoaktif Elementler

  • Toryum
  • Protaktinyum
  • Uranyum
  • Neptünyum
  • Plütonyum
  • Amerikyum
  • Küriyum
  • Kaliforniyum
  • Aynştaynyum
  • Fermiyum
  • Mendelevyum
  • Nobelyum
  • Lavrensiyum

Radyoaktif Elementler Radyasyonu Nasıl Yaymaktadır?

Doğası gereği radyoaktif olan elementlerde bozunma gerçekleşir. Bunun sonucunda çekirdek nükleer parçalar kaybeder ve radyasyon yayılmış olur.

Radyoaktif maddeler alfa(α), beta(β) ve gama(γ) olmak üzere 3 çeşit ışın yaymaktadırlar

Alfa parçacıkları yayan radyoaktif maddeler, kısa mesafelerde sorun yaşatır ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Beta parçacıklar yayan radyoaktif maddeler ise orta mesafede sağlık sorunları yaşatabilir. Sıra en tehlikeli radyoaktif ışına geldi, gama ışınları. Gama ışınlarından korunmak için kurşun ve betondan yardım alabiliriz.

Santraller

Termik ve nükleer santraller arasındaki doğru bilinen bir yanlıştan bahsetmek istiyorum. Bir gün termik santrallerin içerisine girecek olursanız bolca yanmış kömür, duman ve kül ile karşılaşmanız yüksek ihtimaldir. Bu maddeler inanılmaz derecede radyasyon salmaktadır. Hatta daha da şaşıracağınız bir şey söylemek istiyorum. Termik santrallerin yaymış olduğu radyasyon miktarı, nükleer santrallerden 100 kat daha fazladır. Bir taraftan enerji üretirken bir taraftan da dünyamıza zarar vermek hiç de akıl karı gibi görünmüyor. Aynı zamanda da sera gazlarını atmosfere verdiğinden dolayı: asit yağmurlarına ve küresel ısınmaya neden olmaktadır. Santrallerin, bize getirdiklerini ve bizden götürdüklerini düşündüğümüz zaman bunca şeye değer mi? sorusunu sordurtmuyor değil.

Zırhlama

Radyoaktif elementler hem doğada hem de bizim laboratuvarlarımızda bulunuyor. Bundan dolayı bu malzemelerden korunmanın yollarını bulmamız gerekmektedir. Genel itibariyle, yüksek yoğunluklu malzemeler korunmamızda bizlere yardımcı olabiliyor. Peki bu malzemeler hangileridir?

  • Uranyum metali
  • Tungsten
  • Kurşun
  • Çelik
  • Beton

Peki Biz Radyasyondan Korunma Aşamasında Neler Yapıyoruz?

Türkiye maden haritasını incelediğimizde, ilk göze çarpan maden, şüphesiz ki bor madenidir. Dünya rezervinin çok büyük bir bölümünün Türkiye de bulunduğunu düşünürsek, neden bu madeni daha verimli bir şekilde kullanmayalım? Gibi soruları sordurtuyor. Bu sorunu kendine dert edinmiş bazı bilim insanlarımız hem radyasyona kalkan hem de bor madenin kullanımını arttıracak bir proje geliştirdiler. Bu proje bor madenin saflaştırılması sonucunda ortaya çıkan Sodyumpentaborat ile radyasyona karşı daha güvende kalmamızı sağlayabilir. Radyasyonun nötron ve gama ışınlarından bizleri koruyacak olan Sodyumpentaborat malzemesi, ekonomik katkı sunmakla beraber, diğer bilim insanlarımızı da cesaretlendiriyor. Sodyumpentaborat malzemesi, santrallerde, hastanelerde ve radyasyonun olduğu her yerde kullanabilir.

Radyoaktif Sonuçlar
Radyoaktif Sonuçlar

Sonuç

Radyoaktif elementler doğal ve yapay olmak üzere 2’ye ayrılır. Radyoaktif maddeler alfa(α), beta(β) ve gama(γ) ışınları olarak üç farklı ışıma gerçekleştirir ve bunların en tehlikelisi gama(γ) ışınıdır. Radyasyondan korunmak için kişisel önlemlerin dışında uygulanabilecek diğer bir yöntem ise radyasyon kaynağı ile kişi arasına, yüksek yoğunluklu malzemelerden yapılan bir engel konulmasıdır. Yazıma kısa bir paragraf ile son vermek istiyorum.  Nükleer santrallerin bu kadar tartışılmasının nedeni: radyoaktif atıkların taşınması ve depolanması işlemidir. Peki santrallerden vazgeçelim mi ya da santrallerin yerine koyabileceğimiz başka kaynaklar var mı? Bu gibi sorular sürekli olarak tartışıldı. Belli bir süre daha santrallere ihtiyacımız var gibi görünüyor.

Bize düşen görev ise bu santrallerin yaymış olduğu radyasyonların bizlere ve doğaya zarar vermesini engellemektir. Bu bağlamda belirli gelişimler kaydeden bilim insanlarımız var. Sodyumpentaborat malzemesi, bizlere ne derecede faydalı olacağını zaman gösterecek ama bildiğim bir şey var, insanlık yararına ortaya çıkan bilimsel buluşlar ve gelişmeler, daha iyi bir dünya hayallerimize bir adım daha yaklaşmamızı sağlamaktadır.

Bu yazımızda sizlere radyoaktif element nedir, neden radyoaktif element sıkıntısı olabilir bunlardan bahsettik..

İlginizi Çekebilir: Tersine Mühendislik Nedir

Başkalarına Fayda Sağla
Yorum Yok
Yorum İptal
Yorumlar: Radyoaktif Element Nedir ve Ne Kadar Tehlikelidir ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF desteklenir.

Sosyal Medya Hesaplarımız

Copyright © 2020 Öğrenci Blogları. Tüm Hakları Saklıdır.

Giriş Yap

Öğrenci Blogları'na Hoş Geldin

Gençlere değer katan içerikler üretiyoruz. Aramıza katılacağın için mutluyuz.
Giriş Yap

Gelişim için ilk adım. Boş vakitleri iyi değerlendirmek gerek.