içinde

Radyoaktif Element Nedir ve Ne Kadar Tehlikelidir ?

Bu yazımda sizlere radyoaktif elementin ne olduğunu ve ne gibi tehlikelere yol açtığını, farklı bir pencereden anlatacağım.

Bazı atomlar çekirdeklerinden radyasyon yayarlar. Radyoaktif ışınlar yayan bu elementlere radyoaktif elementler denir ve periyodik tabloda aktinitlerde yani 7. sırada yer alırlar. Atom numaraları 89 ile 103 arasına olan 15 radyoaktif elementten oluşmaktadır.

Daha hafif elementlerin doğal izotopları da radyoaktiftir. İzotop, aynı elementin farklı sayıda nötron (yüksüz tanecikler) bulunduran atomlardır. Örneğin, potasyum(K) ve karbonun(C) her biri radyoaktif izotoplara sahiptir. Yapay elementler ise laboratuvar veya nükleer reaktörlerde elde edilirler.

Atom sayıları 93 ve 105 arasındaki elementler, yapay elementlerdir. Örneğin, plütonyum yapay bir elementtir. Tüm yapay elementler radyoaktiftirler.

Radyoaktif Element Nedir| Radyoaktif elementler sırasıyla şu şekildedir;

  • Olay
  • toryum
  • Protaktinyum
  • Uranyum
  • Neptünyum
  • Plütonyum
  • Amerikyum
  • Küriyum
  • Gülümsemek
  • Kaliforniyum
  • Aynştaynyum
  • Fermiyum
  • mendelevyum
  • Nobelyum
  • Lavrensiyum

Küçükken oynadığımız kulaktan kulağa oyununu şöyle bir düşünelim, ilk söylenen kelime ile son söylenen kelimenin birbirinden çok farklı olması gibi radyasyon da yayıldıkça, element farklı bir element halini alır. Bu da elementin bozunmasına neden olur. Bozunan element, çekirdeğinden nükleer parçacıklar kaybeder ve radyasyonu bu şekilde yaymış olur.

Radyoaktif maddeler alfa(α), beta(β) ve gama(γ) ışınları olarak 3 çeşit ışın yayarak radyasyon denilen olayı gerçekleştirirler.

Alfa parçacıkları yayan radyoaktif maddeler, kısa mesafe koşucusu gibidir, uzun mesafe kat etmez fakat yutulduğunda sağlık sorunlarına neden olur. Beta parçacıklar yayan radyoaktif maddeler ise alfaya nazaran biraz daha uzağa gidebiliyor. Son dönemlerde mutfaklarımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen alüminyum ile bu ışınlardan korunabiliriz. Radyoaktif elementlerin yaydığı en tehlikeli ışın, gama ışınlarıdır. Gama ışınlarının en büyük düşmanları: kurşun, beton, çelik ve su’ dur. Düşmanımın düşmanı, benim dostumdur felsefesi burada iş görür herhalde 😊. Saydığımız bu malzemeler gama ışınlarının geçmesini engelleyebiliyor. Bu sebeple nükleer santraller genellikle suya yakın yerlere yapılıyor. Bir bariyer görevini gören suyun kirlenmesi ve hayvan sağlığını da tehlikeye atması, apayrı değerlendirilmesi gerekilen bir konu olduğunu düşünüyorum.

Nükleer santrallerde çalışan işçiler her yıl sadece 300 milirem radyasyona maruz kalıyorlar. Bu miktar ancak 5000 miliremin üzerine çıktığı zaman sorun teşkil ediyor. Radyasyon denilince, hemen aklımızı kötü düşünceler sarmasın çünkü günümüz teknolojisine olan bağlılığımız ve yakınlığımız nedeniyle telefonlardan, bilgisayarlardan, televizyonlardan ve aklınıza gelebilecek her türlü akıllı cihazdan bize doğru ve sürekli olarak bir radyasyon akışı gerçekleşiyor. Vücudumuz belli bir değere kadar bunu absorbe edebiliyor, bu konuda biraz daha rahat olabiliriz ama tedbiri de elden bırakmamak gerekir. Çok fazla tartıştığımız konuya; santrallere geçelim.

Radyoaktif Element Nedir| Termik Santraller

Fazlasıyla şaşıracağınız bir bilgiyi belirtmekte fayda var; bilinen aksine, termik santrallerin radyoaktivitesi, yapılan birtakım araştırmalar sonucunda nükleer santrallerden çok daha fazla olduğu, yanmış kömürün, dumanın ve küllerinin radyoaktivitesi nükleer santrallere göre 100 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü araştırmalarında Yatağan Termik Santrali’nin yakınında bulunan 34 köyde, radyasyon miktarının insan sağlığı için kabul edilebilecek sınırların çok üzerinde olduğunu tespit edilmiştir. Bu da bize her şeye rağmen değer mi? Sorusunu sordurmuyor değil.

Radyoaktif Element Nedir| Nükleer Santraller

Nükleer santrallerin en büyük sorunu, radyoaktif atıkların taşınması ve depolanmasıdır. Son zamanlarda nükleer atıklardan elmas piller üretilme girişimleri olsa da tam olarak yaygınlaşmadığından bu tür sorunlar daha da uzun bir süre devam edecek gibi görünüyor. Radyoaktif madde taşıyan variller, birbirinden farklı malzemelerden oluşan özel katmanlı metallerden yapılıyor. Bu da beraberinde yüksek bir maliyet getiriyor. Ne yazık ki bazen bu maliyetten kaçınılabiliyor. Sonrası malum; çevre kirliliği ve doğa katliamları. Santrallerde kullanılan güvenlik sistemlerin çok fazla gelişmiş sistemler olduğunu söylesek de nadiren de olsa Çernobil örneğinde olduğu gibi kazalar meydana gelmektedir.

Bu tür kazalar çok az meydana gelse de etkisi çok uzun yıllar boyunca sürüyor. Çernobil kazası, kuzey yarım kürede bulunan tüm ülkeleri, Çernobil’e olan uzaklıklarına ve meteorolojik şartlarına göre farklı oranlarda etkilemiştir. Ne yazık ki Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına kadar da ulaşmıştı.

Radyoaktif Element Nedir| Birkaç Küçük Önlem

Bu tip kazalarda halkın güvenliğini sağlamak için, öncelikle ortamın radyasyon düzeyi ile gıda maddelerindeki radyoaktif kirlenmenin, hızlı bir şekilde tespit edilmesi gereklidir.

Bu tespitlerin sonucunda radyasyon düzeyinin ve radyoaktif kirlenmenin derecesine göre, çiğ sebze ve meyvelerin yıkanmadan tüketilmemesi gibi hafif önlemlerle başlayan, halka iyot tablet dağıtılması, bölgenin boşaltılarak geçici veya sürekli kapatılmasına kadar varan ciddi önlemler alınır.

Radyoaktif Element Nedir| Zırhlama

Radyasyondan korunmanın diğer bir yöntemi ise radyasyon kaynağı ile kişi arasına bir engel konulmasıdır. Bu engeli oluşturan malzeme zırh olarak adlandırılır. Genel olarak, yüksek yoğunluklu maddelerden yapılmış malzemeler özellikle X ve gama ışınlarına karşı etkili bir korunma sağlarlar.

Uranyum metali, X ve gama ışınları için en etkili zırh malzemesidir. Tungsten de çok iyidir diyebiliriz. Kurşun iyi, çelik ise kabul edilebilir bir zırh malzemesidir. Beton, bu malzemeler kadar iyi olmasa da maliyetinin ucuzluğu ve yapımının kolay olmasından dolayı yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Yeterli kalınlıkta bir beton duvar çoğu zaman iş görür.

Radyoaktif Element Nedir| Peki Biz Radyasyondan Korunma Aşamasında Neler Yapıyoruz?

Rezervinin büyük bölümü Türkiye’de bulunan bor madeninin saflaştırılmasıyla elde edilen sodyumpentaborat maddesi, radyasyona karşı yalıtım malzemesi olarak uygulanıyor. Bu da doğru kullanılması halinde önümüzdeki yıllarda ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayabilecek bir unsur gibi duruyor.

İstanbul’da bazı hastanelerin yalıtımında kullanılmaya başlandı ve siparişler de artmaya devam edecek gibi görünüyor.

Radyasyonun nötron ve gama ışınlarından korunmak için sodyumpentaborat maddesinin uygulama alanlarıyla ilgili araştırmalar yapıldı. Dünyada hiçbir yerde durdurulamayan nötron ışınlarını sodyumpentaborat ile yapılan karışımla engellenebilir hale geldi. Türk bilim insanı Faruk Durukan’ın yapmış olduğu çalışmalar neticesinde elde etmiş olduğu bu madde ile dünyada bir ilke, imza atmış oldu. Bu ürünü, nükleer enerji santrallerinin korunmasında, hastanelerin nükleer tıp bölümlerinde ve radyasyon üreten kısımların zırhlanmasında kullanılıyor. Yeni geliştirilen ve kullanılmaya başlanılan zırh sayesinde duvarların kalınlığı, kapıların ise ağırlığında büyük bir azalma oldu.

Santrallerin hayatımıza kattığı avantaj ve dezavantajları düşündüğümüzde, destek mi olmalıyız yoksa karşı mı çıkmalıyız pek karar verebilmiş değiliz. Ama bir gerçek var ki radyasyon en büyük düşmanlarımızdan birisidir. Ne yazık ki güvenlik sistemlerini, kullanılan zırh malzemelerin direncini, santral atıklarının depolanma yeterliliğini, santral çevresinde çalışan ve yaşayan insanların bilincini ne kadar arttırırsak artıralım, bu tür kazaların önüne tam olarak geçemeyeceğiz. Çok az da olsa, bir ihtimal her zaman olacaktır. Peki siz avantaj ve dezavantajlarını göz önüne aldığınız zaman, santrallere bakış açınız nasıl oluyor ya da bilimin ve teknolojinin de yardımıyla beraber, bütün risklerin tamamıyla ortadan kaldırılabileceğini düşünüyor musunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda merakla bekliyor olacağım…

Radyoaktif Element Nedir| Okuduklarımızı şöyle bir özetleyecek olursak

Radyoaktif elementler doğal ve yapay olmak üzere 2’ye ayrılır. Radyoaktif maddeler alfa(α), beta(β) ve gama(γ) ışınları olarak üç farklı ışıma gerçekleştirir ve bunların en tehlikelisi gama(γ) ışınıdır. Bilinen aksine, termik santrallerin radyoaktivitesi, nükleer santrallerden çok daha fazladır. Nükleer santrallerin en büyük sorunu radyoaktif atıkların taşınması ve depolanmasıdır. Radyasyondan korunmak için kişisel önlemlerin dışında uygulanılacak diğer bir yöntem ise radyasyon kaynağı ile kişi arasına, yüksek yoğunluklu malzemelerden yapılan bir engel konulmasıdır. Rezervinin büyük bölümünün Türkiye’de bulunan bor madeninin, radyasyona karşı yalıtım malzemesi olarak uygulanması da geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.

 İlginizi Çekebilir: Tersine Mühendislik Nedir

Bu yazıyı beğendin mi? Desteğinle daha fazlasını yapabiliriz...
blank

Rapor Et

Ne düşünüyorsunuz?

fatih tür tarafından yazıldı

Merhaba ben Fatih, Sakarya Üniversitesi metalurji ve malzeme mühendisliği öğrencisiyim. Malzeme bilimine, teknolojiye ve bilim dünyasına merakımı ve öğrenme açlığımı giderdiğim yazılarımda sizlerle buluşmak istedim. Umarım yazılarımı zevk ve merak eşliğinde okursunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

çocuk ve oyuncak

Neden Çocuklar için Oyun Önemlidir?

Pandemi ve instagrammable hayatlar