içinde

Tarihin Unutulmazları – 2: Hipokrat

Hippocrates, Greek doctor

Google Haberlere abone olarak gençlere değer katabilirsiniz.Google Haberler Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

2000 yıl öncesinden gelen bir yemin ve bir bilimin doğuş hikayesi… Hepimizin bildiği ancak yeterince tanımadığı bu bilim insanının, “tıbbın babası” olduğunu söylemek mümkün. Bu yüzden bu yazımızda buna değineceğiz. Üzerinde durmamızı istediğim konu, neden Hipokrat’ın diğer tıp alimlerinden daha çok ön plana çıktığı olacak. Keyifli okumalar.

Hipokrattan öncesi ve Hipokrat

M.Ö.460 Yunanistan doğumlu olan baş kahramanımız, kendisi de hekim olan bir babanın oğludur. Doğduğu dönemdeki yaygın inanışların aksine, hastalıkların sebebi olarak doğal nedenleri öne sürmüş ve bunları sadece teoride bırakmayıp kanıtlamak amacıyla gözlemler yapmıştır. Bu gözlemleri de, tarihte ilk kez tıp eğitimi verilmek amacıyla kurulan okulda, öğrencileri ile paylaşmıştır. Bu okul ve mesleki yaşamında en çok benimsediği kural “önce zarar verme” ya da daha çok bilinen tabiriyle “Primum non nocere” olmuştur. Çünkü ona göre hekim, hiçbir koşulda hastaya zarar veremez ve vermeyi düşünemez. Hipokrat’ın tıbba bakış açısının farklı olduğunu dile getirdik ancak bazı popüler akımlara benzer bir yönü olduğunu da söylemeliyiz. O zamanlarda hüküm süren felsefik yaklaşımlar, Hipokrat’ı da etkilemiş ve tıbba felsefik, insan vücuduna ise bütüncül bir açıdan bakmasına sebep olmuştur.

Eserleri

Toplumun en çok benimsediği ve doktor denince akla ilk gelen bir diğer husus ise, Hipokrat yeminidir. Birçoğumuzun bildiğinin aksine bu yemin, günümüzdeki doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarının ettiği bir yemin olmaktan çıkmıştır. Çünkü insana hiçbir şart altında (doğum da dahil) zarar verilmemesi ve vücut bütünlüğünün bozulmaması (örneğin otopsi) gibi maddeleri olan bu yemin, şimdilerde geçerliliği olmayan bir konuma gelmiş durumdadır. Ancak buna denk olması ve geleneğin bozulmaması adına, doktorların farklı yeminler içtiğini söyleyebiliriz. Türkiye’deki hekimler, mezuniyet sonrası “Hekimlik Andı” adı verilen bir yemini okurlar. Tüm mesleğin bu yemin üzerine kurulu olmadığı aşikardır ancak bu ritüel süregelmeye devam etmekte ve güzel bir gelenek olarak gelecek nesillere aktarılmaktadır. Ayrıca Hipokrat’ın bilinen bir diğer mirası, “Dört Humor(sıvı) Kuramı”dır. Bu kuram şu anda kabul görmüyor olsa da o dönem için mihenk taşı niteliğindedir. Ve bu temel sıvıları kullanan başka düşünür ve yazarlar da olmuştur.(Aristoteles* ve Shakespeare gibi.) Bu sıvılar sarı safra, kara safra, kan ve balgamdı. İlişkili oldukları düşünülenler ise 4 element(o zaman kabul edilen ateş, su, toprak ve hava) ve birtakım özellikler(sıcak-soğuk, kuru-yaş) ile birlikte bazı organ ve yaşlar kabul edilebilir. Son bahsettiğimiz özellikler, Galen’in de katkısı olduğu düşünülen etkileşimlerdir. Bunlardan yola çıkarak kişilerin sağlıkları hatta kişilikleri hakkında yorum yapmak mümkün olabilmiştir. (o şartlar için elbette)

    Başkası olabilir miydi?

Son olarak anlattığımız tüm bilgiler ışığında, Hipokrat’ın yerinde bir başkası olabilir miydi diye düşünürsek, aslında birçok açıdan çok şanslı olduğunu fark edebiliriz. Babasının hekim olması ve bunun yanında o dönem ki düşüncelere karşı çıkabilmesine olanak tanıyan felsefi düşünce özgürlüğünün yaygınlığı, bu konudaki yönelimini az da olsa açıklayabilir. Fakat elbette Hipokrat tıbbı bir bilim olarak ele alan ilk kişi olmamış olsaydı, er ya da geç bir bilim insanı bunu gerçekleştirmek zorunda kalacaktı. İnsanların sağlıkları için ilk çağlardan itibaren birtakım arayışlara girmesi, bir rastlantı değil ve günümüzde de devam etmektedir. Özetle iyi ki tıbbın babası diyebiliriz :).

Daha fazlasını arayanlar için

Hipokrat kimdi?

Hippocrates

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18392218/

İlginizi Çekebilir : TIP TARİHİNDE DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR İHMAL ” Thalidomide Faciası”

Bu yazı bizim güzel ve kolay gönderme formu ile Oluşturuldu. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Ne düşünüyorsunuz?

Ceren Y. tarafından yazıldı

Sırtımızdaki yüklerimizi artırma telaşlarımız arasında geçip giden o kısacık zaman, dursa ya bir an! 
Gülümseyerek okuyacağınız yazılarda görüşmek dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Renklerin Anlamları

Geleneksel işler dijitalleşiyor

Geleneksel İşler Dijitalleşiyor