içinde

Teknolojinin en yeni gözdesi: Dopamin Orucu

Google Haberlere abone olarak gençlere değer katabilirsiniz.Google Haberler Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Teknolojisinin gelişmesiyle her an her yerde etkileşim halinde bulunduğumuz internet/sosyal medya hayatımızda çok büyük bir yere sahip olmaya başladı.  ABD merkezli yapılan birçok araştırma insanların her zamankinden çok daha fazla dijital içerik tükettiğini gösteriyor. Bu içerik tüketimi, beynin ödül algısını oluşturan bölümünü harekete geçerek alışkanlık ve hatta bağımlılık yaratıyor. Bağımlılık oluşmasında ise karşımıza çıkan en temel nörotransmitter ise dopamin oluyor.

Bu yazımızda sizlere dopamin orucu konusunu anlatacağız..

Dopamin Orucu’ndan önce biraz dopamin ve bağımlılıktan özellikle de günümüzde çokça adı geçen internet bağımlılığından bahsetmek istiyorum.  Yapılan çalışmalara göre sosyal medyada alınan beğeniler direkt olarak dopamin seviyesini arttıran mekanizmayı harekete geçirmektedir. Ama bu durum başlı başına sizi bağımlılık seviyesine getiren bir durum değildir. Bağımlılığın gelişmesi için, davranışın günlük hayatınızı engeller boyutta tekrar edip etmediği son derece önemlidir. Örneğin; sosyal medyadaki herhangi bir resminizin beğenilerini sürekli kontrol etme isteği çevrenizle iletişiminizi bozuyor, günlük hayatınızı ve performansınız engelliyor ise bu durum buna bir örnek olarak verilebilir. Ve tabiki bu durumun sıklığı ve şiddeti bağımlılığın boyutu hakkında bilgi de verir.

Dopamin Orucunu Deneyenler Ne diyor?

Orucu  İntermittent Fasting’in (aralıklı oruç) daha geniş kapsamlısı olarak düşünebilirsiniz. Psikiyatrist Dr. Cameron Sepah tarafında ortaya atılan “Dopamin Orucu” terimi, zevk veren dürtüsel hareketlerin kontrol altına alınmasından oluşuyor. Dopamin orucunu uygulayan kişiler kahve, sosyal hayat, oyun, spor, seks ve hatta konuşmak gibi insan bünyesinde zevk hissi oluşturan uyarıcılardan haftalarca ve hatta aylarca uzak kalarak beyinlerini ve vücutlarını yeniden düzenlediklerini söylüyorlar. Bu orucu deneyen kişiler, dopamin orucunun temel prensibini şu şekilde açıklıyor: “Dopamin salınımını zevk veren aktiviteleri kısıtlayarak kontrol altında tutmak, dopamin hassasiyetinin artmasına ve daha az uyarıcının (zevk veren davranış) daha fazla haz vermesine neden oluyor.”

 Uzmanlara Göre…

Uzmanlara ise vücudumuzun temel fonksiyonlarını yerine getirmek için dopamin hormonuna ihtiyacı var ve dopamin orucunda limitlenen davranışların sınırlandırılması ile dopamin üretim seviyesinde bir değişiklik olmayacağını söylüyorlar.

Fakat konu alışkanlıkları kontrol altına almak olunca, dopamin orucunu akıllıca kullanıp, oldukça başarılı olunacağını da belirtiyorlar.

Oruç süresince kısıtlanan bu davranışlar; dürtüsel, bağımlılık yaratan veya sonucunda kişinin kendini mutsuz hissettiği tabular ise bu sistemin olumlu etkileri ortaya çıkıyor. Aşırı kafein ve fast food tüketimi, sosyal medya veya oyun gibi bağımlılık yaratan uyarıcıları azaltarak hemen arkasından gelen iyi hissetme haliyle aralarındaki ilişkiyi zayıflatmak mümkün oluyor.

Dopamin 2.0 Orucu Nasıl İşliyor?

Orucun temelinde yer alan sistem aslında İvan Pavlov’un Klasik Koşullanma Kuram’ı ile açıklamak mümkün. Klasik Koşullanma farklı uyarıcıların birbiriyle ilişkilendirilmesi sonucu ortaya çıkar, bir uyarıcıya verilen tepkinin diğer uyarıcıya da zaman içinde verilmesi şeklinde açıklanır. Dopaminin de büyük rol oynadığı bu koşullu öğrenme durumun en büyük tetikleyicisi defalarca kez yapılan tekrarlar. Bu tekrarlar ile uyarıcıya verilen yanıt pekişmiş oluyor.

Bu nedenle bu oruçta kullanılan Bilişsel-Davranışçı Terapi (CBT) tekniklerinden biri uyaran kontrolüdür. Örneğin: ” Uyaranı uzaklaştırın veya erişimi zorlaştırın ‘. Cep telefonumuz veya elimizde bilgisayar yoksa, online oyun oynamak bizim için zordur. Oruçta ‘’maruz kalma ve yanıt önleme ‘’adı verilen başka bir CBT tekniğinin kullanılmasını da önerir. Koşullu uyarandan sonra, bizi koşullu tepkiye katılmamaktan kaynaklanan olumsuz içsel duyumlara maruz bırakmakla ilgilidir.

Bunu yapmak için, Dr. Sepah’ın önerdiği gibi: “Dürtü ortaya çıktığında ve şu anda yaşadığınız düşünce ve duygulara dikkat edin.” Ya da “koşullandırılmış yanıta gitme arzusunu gözlemleyin ve buna gitmeden gelin ve ona gidin.” Geceleri bilgisayarı kapatmak, hafta sonları boş zaman geçirmek, bildirim seslerini kapatmak, telefonu ya da bilgisayara ulaşılabilirliği azaltmak ve tatile çıkmak bununla başa çıkmak için iyi yöntemler. Sosyal medyada zaman geçirmek yerine bir kitap okumanın bile faydalı olabilir.

İlginizi Çekebilir: INTERMITTENT FASTING

Bu yazı bizim güzel ve kolay gönderme formu ile Oluşturuldu. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Ne düşünüyorsunuz?

nidakaplan tarafından yazıldı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

FOMO Nedir?

Seninleyken Tek Kişiyim, Sen Yokken İki Başıma