Tüketim Çağı ve Bizlere Kattıkları (!)

Hepimiz tüketmek üzerine yaşam faaliyetleri gösteren birer “Tüketiciyiz”. Doğduğumuz ilk andan ölüm ve sonrası süreçte dahi bu tüketme eylemini görebilirsiniz. Yani yaşamak aslında tüketmenin ta kendisi diyebilir miyiz? Ya da ilk başta kendimizle alakalı öğrenmemiz gereken şey tüketim felsefesi midir? Delphi’de Apollon Tapınağı’nın girişinde yazar:”Kendini bil” diye. Kendini bilmek bizi nereye götürür, bize ne katar konusunda herkesin kendisine göre bir cevabı vardır elbette. Ama özellikle derin düşünen bir kişi ile yüzeysel düşünen kişinin bakışı kadar farklıdır bu cevaplar. Diyeceğim o ki, ilk yazımda herkesin bir fikrinin var olduğunu bilerek ve diğer tüm fikirlere her daim açık olduğumu belirterek başlamak istedim. Ekonomide az olan değerlidir. Nitekim son dönemlerde tahammül limitlerimizin dip yaptığını göz önüne alırsak atış serbest! 

Bu kısa girişten sonra yazının konusunu anladığınızı düşünmekle beraber yazının nasıl ilerleyeceğini merak ediyor olabilirsiniz. Belki de etmiyorsunuzdur. Bu arada konumuzda tüketim. Yine de belirtmek istedim. Aman aman ne diyorum böyle. Bu yazı serisinde ilerleyeceğimiz başlıklar ise şu şekilde;

  1. Teknolojik Anlamda Tüketim
  2. Sosyal Hayat Anlamında Tüketim
  3. Gıda Anlamında Tüketim
  4. Eğitim Anlamında Tüketim

Tüm bu başlıklarda olan ortak şey ise sağlık ve zaman kavramının bizim lehimizde işlemiyor oluşu. Yani ortak olarak tüm başlıklarda karşılaşacağınız sorun bu olduğundan aynı şeylerden bahsedildiği hissi oluşabilir. Bilginiz olsun. İşte bu noktada ilk adımı atıyorum.

TEKNOLOJİK ANLAMDA TÜKETİM  #1

Teknoloji, sanayi devrimi ile hız kazanan ve halen gelişimini devam ettiren süreçler bütünüdür. Yani teknolojinin tam olarak bilmediğimiz bir başlangıcı mevcut. Aynı zamanda yine bilmediğimiz bir geleceği de var. Buradan sonrasında akıllara gelebileceğini düşündüğüm ve yaygın olan bir fikirden yola çıkarak yazının devamını getireceğim. Bazılarımız için büyük teknoloji şirketleri ellerinde ki teknolojiyi tüketici davranışlarına göre yavaş yavaş piyasaya sürüyor. “Abi Apple’ın elinde geleceğin altı İphone modelinin tasarımları dahil tüm teknolojisi var.” Burada Huawei yazmaya elim gitmedi. Malum son günler onlar için pek de güzel gitmiyor. Bu konu ile alakalı yazı yazma eylemini diğer arkadaşlarıma bırakıyorum.

Bu arada belki de gerçekten öyledir. Yani ellerinde tüm bu teçhizat ve planlamalar vardır. Fakat bugün bizim işimize yarayan bir yönünü göremediğim için konunun üzerinde durmadan devam ediyorum. Bu dedikodu bizlerin dikkatlerini çekmek için oluşturulmuş bir hikayede olabilir bu arada. Dikkatlerimizi çekmek derken, günde altı buçuk saatimizi birebir olarak teknolojik cihazlarla geçirdiğimizden zaten haberiniz vardır diye düşünüyorum. Aman sende ne diyorsun. Çağımız teknoloji çağı. Maillerimizi bu şekilde iletiyoruz, toplantılarımızı bu şekilde gerçekleştiriyor, tasarımlarımızı bu şekilde ortaya koyuyoruz vb. hepsi elimizdeki bu teknoloji sayesinde yapıyoruz diyebilirsiniz.

Teknoloji Elimiz Kolumuz

Haklısınız. Ben dahil, şuan bunu okuyorsanız eğer bunu teknoloji sayesinde yapabiliyorum. Ama burada bir araştırmadan bahsetmek isterim. Her zaman atıf yapılan o bilim adamları, ders konusunda öğrencilerle yapılan deneyin benzerini bir grup farklı meslek gruplarına mensup insanla yapıyorlar. Ortaya çıkan sonuç üzerine düşünülmeye değer. Derse karşı yirmi dakika civarında bir konsantrasyondan söz edebilirken teknolojik cihazlarla olan ilişkilerimizde bu süre on dört dakika gibi bir sayı. Yani bu sürenin sonunda bir müzik açıyoruz ya da aklımıza gelen bir şeyi kontrol ediyoruz, haber okuyoruz. En kötü ihtimalle saate bakmak için dahi olsa bir eylemde bulunuyoruz. Yani işin özü bir çoğumuz teknoloji ve zaman konularında sınava tabi tutulsak çuvallamamız muhtemel bir sonuç.

Genellemeden kaçınmak adına, tabi ki bu herkes için geçerli bir durum olmamakla birlikte okuyucunun fikirlerince şekil alacak bir konudan bahsediyorum. Teknoloji bize bir çok açıdan zaman kazandırdı. Fakat kendisinden bağımsız  kullanmamamız şartıyla. Yani ufak bir lise fiziği yaparsak kuvvet, kütle ve ivmenin çarpımının sonucudur. Yani hayatımızın sabit bir değişkeni için temel dinamiklerinden bir tanesinin zaman olduğunu düşünürsek, zamandan kazanç demek sabiti korumak için diğer değerin artırılması demektir. Yani demek istediğim şey, teknoloji bize zaman kazandırdı ama bizden bir şeylerde aldı.

Bir Güzel Eleştiri

Buraya kadar teknolojiyi yüzeysel olarak eleştirdik hep birlikte. Çağımızın en popüler cümlesi ” zamanım yok”. İşte burada biraz daha derine inip, #1’in sonuna gelirken değinmek istediğim bir husus var. Tüm bu zaman ile alakalı gelişmeler, kullanıcı deneyimlerinden ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda yürütülen çalışmalar sonucu ortaya konmuştur. Malum tüm video platformlarında bir zaman kontrol çubuğu mevcut. Yani istediğimizde videoyu ilerletebilir yada geri sarabiliriz. Teknoloji bilir kişilerince beğenilen bir özellik olmasının yanında, buton kullanımının giderek arttığı istatistiksel olarak ortaya konmuştur. Temelinde bu zaman çubuğu ve butonlar, kontrolü size veriyor. İstemediğinizde ilerletebilirsiniz, tekrar o sahneyi görmek isterseniz diğer buton ile geri sarabilir ve yine istediğinizi elde edebilirsiniz.

Geri Sar

Buraya kadar hala sonuca bağlanacak bir iz görememiş olabilirsiniz. Sinemada film izlerken ileri sarma fikrini düşündüğünüz oldu mu hiç? Ya da tiyatro oyununda tekrar görmek istediğiniz bir sahneyi geriye sarmak istediniz mi? Kendi kendinize ”şu kısmı geçeyim de asıl olay neymiş göreyim. Bu kısmı çok gereksiz olmuş” dediğiniz oldu mu peki? Dediyseniz yeni dönem mutsuzluğa hoş geldiniz. Hayatınız için de aynı ileri alma veya geri sarma hissine kapılmanız an meselesi.

Sosyal medyada sık rastlayabileceğiniz güzel bir görseli(tercihen ulaşılması zor hedefler ile alakalı) altında yazan ” Ben ne zaman hayatımın bu aşamasına geçeceğim” cümlesi ile paylaşan kişi yada gruplar. Giderek bu psikozun içine çekildiğimizi düşünmekle beraber, bu kelimeye kadar yazdıklarımın özünü oluşturacağını düşündüğüm bir cümleyi buraya bırakmak istiyorum. ” İçinde bulunduğumuz anı yaşayamadığımız ve bunun suçlusu olarak teknolojiyi gördüğümüz için bir süre daha kaybetmeye devam edeceğiz.”

Sabır

Sabır kavramının elimizden kayıp gitmesi sonucu bu içinden çıkılmaz gibi görülen ve aslında alışmış olduğumuz durum giderek derinleşmekte. Teknoloji bizlere sonuç odaklı bir hayat sunuyor. Yani bir çamaşır makinesini ayarladığınız doğrultuda işlemleri tamamlar ve size istediğiniz şeyi verir. Bu işlemi nasıl yaptığını yada süreçleri bilmiyoruz. Sonuca o kadar odaklıyız ki, farkına varmadan bir şeyi daha kaybediyoruz: Sonuca giden yolda ki macera ve heyecan. Giderek sonuç yavanlaşıyor. Sonuç anlamını kaybettikçe farklı şeylerde sonuca ulaşmak istiyoruz. Bu süreçte sabrımızı iyice kaybediyoruz. Sabırsızlık arttıkça umudumuz kırılıyor, ümidimiz tükeniyor. Bu noktada denecek son şey ” Teknoloji sen nelere kadirsin.”               

Beğendim! Patreonda Öğrenci Blogları desteklemek için bir saniyenizi ayırın!

Bedrettin

Hadi Yoruma

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dönün
Tüm yazılar Öğrenci Bloglarına aittir. İzinsiz paylaşılamaz. 2019&Öğrenci Blogları
%d blogcu bunu beğendi: