ÜRÜNLERİMİZ YÜZDE YÜZ ORİJİNALDİR!

 72 toplam görüntüleme,  3 bugün görüntüleme

Herkese yeniden merhaba!
Bir önceki blog yazımda kendimi tanıtıp, yazılarımın genel temasının az çok neler olacağından bahsetmiştim. Bugünkü paylaşımımda ise marka olmanın gücü ve replika ürünlerin büyük bir hızla yayılmasından bahsediyor olacağız.
Günümüzde marka olabilmek kuşkusuz muazzam bir güç demek. Bundan on sene evvel sıradan bir semtte bir yaşayan sıradan bir insanın bildiği ve etkilendiği marka sayısıyla, bugün sıradan bir semtte yaşayan sıradan bir insanın bildiği ve etkilendiği marka sayısı aynı değil. Sadece Instagram’da “keşfet”imize düşen fotoğraflardan bile bir sürü hiç bilmediğimiz markayı öğreniyor ve onlardan etkileniyoruz. Hatta bazen öyle şeyler oluyor ki  aslında sürekli gözümüzün önünde olan sıradan şeyler bir anda insanların favorisi haline gelebiliyor. Örneğin şundan belki beş sene evvel yıllardır Ankara’dan kalkıp Kars’a giden Doğu Ekspresi’ni kimse umursamazken bugün ciddi ciddi tur şirketlerinin lobi yaptığı, insanların köylerine dönmek için bile yer bulamadığı bir ulaşım aracı haline geldi.
Geçtiğimiz Black Friday’de kargo şirketlerinin yoğunluktan teslimatlarda çok zorluk yaşadığıyla ilgili haberleri okumuşsunuzdur. Enteresan bir kargo kriziyle karşı karşıya kaldık. İyi de neden? Gerçekten yurt dışında olduğu gibi muhteşem indirimler mi gördük? Yahut şöyle sorayım en son ne zaman pazardan ya da semtinizdeki bir butikten alışveriş yaptınız? Neden alalım ki? Oradaki ürünlere vereceğimiz paranın üstüne koysak en azından markası olan bir şeye paramızı vereceğimiz düşüncesi eminim ki çoğu kişide var.  Açıkçası biraz da elimize geçen paraların değeri azalınca bu durum insanları gitgide parasının yetebildiği ölçüde kaliteli şeyleri almaya itiyor.

bale
bale

Güzel bir yere kadar zar zor da olsa alıyoruz. Peki alamayacağımız kadar lüks şeyleri beğeniyorsak? İşte tam o anda muhakkak ürünleri yüzde yüz orijinal ama ne hikmetse ürünlerin yurt dışından geldiği bir butik buluyoruz ki bu ürünler aslında çoğu zaman replika oluyor. Diğer yandan artık bu replika işini lüks markalarla da sınırlayamıyoruz çünkü her şeyin bir benzeri muhakkak yapılıyor.
Lüks düşkünlüğünün geçtiğimiz sezon boyunca favori replikalarından bazıları kuşkusuz Balenciaga, Fila ve Off- White markalarından oldu. Balenciaga ve Fila’nın o meşhur spor ayakkabılarını bütün yaz herkesin ayağında gördük. Farklı büyük küçük birçok marka da bu modellerden oldukça etkilendi. Yine Balenciaga’nın replika çantalarını şu sıra bolca görüyoruz. Kimi zaman markanın adı da değişik haller alıyor. Off White’ın kemerleri de gözümüzü yoran bir diğer replikaydı. Şu sıralar belediye dağıtıyormuşçasına bloggerlarda Louis Vuttion’ın (Multiple Pochette) üçlü çantasını görüyoruz. Yakında sokaklarda da görürüz.
adidas
adidas

Burada asıl dikkat çekmek istediğim ve düşündüğüm şey insanların neden replika kullanmak istediği. Hayat bu kadar “Ye kürküm ye” oldu mu gerçekten? Buna benim öncelikli cevabım o markaya sahip olmuş gibi iyi hissetmek ya da  sadece güzel olduğu, tasarımı güzel olduğu için satın alınıyorlar. En masum olanıysa sadece bir yerde görüp replika olmasını bırakalım markanın dahi ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan insanların kullanması. Fakat ilk bahsettiğim bu iyi hissetme durumunu doğru bulmuyorum. Fotoğraflarda gördüğü baştan aşağıya markaya bulanmış birçok kişinin zaten vizyon sahibi olduğuna inanmıyorum. Öyle olsaydı hepsi aynı çantayı alıp aynı şeyleri giymezlerdi diye düşünüyorum.
Sözün özü orijinal olmakta aslında.  Sadece kıyafette ya da aksesuarda değil. Bu bir hayat vizyonu olmalı. Güzel giyinmek ve bir ortamda şık olmak elbette iyi hissettiren şeyler. Fakat alamadığını alabiliyor görünmek ve “mış” gibi yaşamak başta insanın kendini yoruyor.

Sadeliğin ve zarifliğin hayat mottonuz olması dileklerimle
Merve Ecevit

Sevgiler!

İlginizi Çekebilir : GÜNÜMÜZDE PAZARLAMA

merveecevit

Kimler Neler Demiş?

  Abone ol  
Bildir
Başa dön